

Mahin

Faramarz
Puran
Mahin's Friend
Mahin's Friend
Mahin's Friend
Old Man in the Restaurant
Old Man in the Restaurant
Old Man in the Restaurant
Old Man in the Restaurant
Tahran’da yaşayan 70 yaşındaki Mahin, kocasının ölümünden ve çocuklarının yurt dışına taşınmasından sonra uzun yıllardır yalnız bir hayat sürmektedir. Her gün birbirine benzeyen rutinlerle geçen bu monoton yaşam, Mahin’in bir öğleden sonra çay içtiği sırada aldığı radikal bir kararla değişir. Kendi içine kapandığı dünyasından çıkıp duygusal bir heyecan aramaya karar veren Mahin, yıllardır pas tutmuş olan "yaşama arzusunu" yeniden canlandırmak için harekete geçer.
Şans eseri karşısına çıkan ve kendisi gibi yalnız bir emekli olan Faramarz ile tanışması, Mahin için unutulmaz bir akşamın kapılarını aralar. İkili, toplumun ve rejimin dayattığı katı kuralların gölgesinde, Mahin’in evinde gizli ama bir o kadar da içten bir buluşma gerçekleştirirler. Birlikte yemek pişirip, müzik dinleyip dans ettikleri bu süreç, sadece iki insanın birbirini tanıması değil, aynı zamanda çalınmış bir özgürlüğün bir geceliğine de olsa geri alınması hikâyesine dönüşür.
Lili Farhadpour, Mahin karakterine kattığı muazzam derinlikle filmin ruhunu oluşturuyor. Mahin’in hüznünü, çekingenliğini ve ardından gelen o çocuksu neşesini izleyiciye en doğal haliyle geçirmeyi başarıyor. Karşısında Faramarz rolüyle izlediğimiz Esmail Mehrabi ise, karakterinin beyefendi tavrı ve Mahin ile kurduğu naif bağ ile filme sıcak bir hava katıyor. İkilinin arasındaki kimya, abartıdan uzak ve son derece samimi bir oyunculukla sergileniyor.
İran sinemasının bu usta isimleri, diyalogların ötesinde bakışları ve sessizlikleriyle bile izleyiciyi hikâyeye ortak etmeyi başarıyorlar. Performanslar, filmin minimalist yapısını güçlendiren en önemli unsur olarak öne çıkıyor.
Yönetmenler Maryam Moghaddam ve Behtash Sanaeeha, izleyiciyi İran’ın kapalı kapıları ardındaki bir eve davet ederken aslında evrensel bir temayı; yaşlanma ve sevgiye duyulan ihtiyacı ele alıyorlar. Filmin temposu, bir pastanın fırında pişmesi kadar sabırlı ve özenli. Anlatım dili, politik eleştirilerini karakterlerin günlük yaşam pratikleri ve mahremiyeti üzerinden ince ince işliyor. Duygusal etkisi ise, final sahnesiyle birlikte izleyicinin kalbinde derin bir sızı bırakacak kadar güçlü.
Hayatın kıyısında kalmış karakterlerin içsel yolculuklarını konu alan sanat filmleri sevenler için bu yapım bir hazine niteliğinde. Özellikle yaşlılık, yalnızlık ve ikinci bahar temalı hikâyelerden etkilenenler, bu drama dolu öyküyü mutlaka listesine eklemeli. İran sinemasının o kendine has, yalın ama vurucu tarzına ilgi duyan herkes için unutulmaz bir deneyim olacaktır.
Film, bize mutluluğun ve aşkın bir "son kullanma tarihi" olmadığını hatırlatıyor. Toplumsal baskıların ortasında, sadece bir geceliğine bile olsa kendin olabilmenin ne kadar kıymetli olduğunu gösteriyor. Gösterişli efektler veya karmaşık kurgular yerine, sadece iki insanın bir mutfakta geçen samimi sohbetinin ne kadar büyük bir sinematik güç taşıyabileceğini kanıtladığı için izlenmeli.
Yalnızlık ve İzole Yaşam: Modern dünyada ve geleneksel toplumda yaşlı bir kadın olmanın getirdiği sosyal görünmezlik.
Özgürlük Arayışı: Kamusal alanda yasaklanan davranışların, mahrem alanda bir isyana dönüşmesi.
İkinci Bahar: Aşkın ve romantizmin her yaşta mümkün olduğu gerçeği.
Siyasi ve Toplumsal Eleştiri: Gündelik hayatın içine sızan baskıcı kuralların birey üzerindeki etkileri.
Eğer Mahin’in bu cesur ve duygusal yolculuğunu sevdiyseniz, yine yaşlılık ve aşk temalı bir başyapıt olan Michael Haneke imzalı Aşk (Amour) filmini izleyebilirsiniz. İran sinemasının gündelik hayattaki derinliğini keşfetmek için Bembeyaz Bir Gün (A White, White Day) veya karakterlerin iç dünyasına odaklanan Umut Limanı (Le Havre) gibi yapımlar da bu filmle benzer bir doku taşımaktadır.
Filmin yönetmenleri Maryam Moghaddam ve Behtash Sanaeeha’nın, filmin Berlin Film Festivali’ndeki prömiyerine katılmaları İran hükümeti tarafından yasaklanmış ve pasaportlarına el konulmuştur.
Film, İran’da çekilmesine rağmen kadınların ev içindeki hallerini başörtüsüz göstermesi gibi "yasaklı" detaylar içerdiği için büyük yankı uyandırmıştır.
Berlin Film Festivali'nde FIPRESCI Ödülü ve Ekümenik Jüri Ödülü'nü kazanmıştır.
Hayır, film kurgusal bir hikâye olsa da yönetmenlerin kendi annelerinin ve çevrelerindeki kadınların yaşantılarından derin izler taşımaktadır.
Pasta, Mahin için sadece bir yemek değil; yıllardır beklediği özel bir anın, özenin ve sevdiklerine duyduğu özlemin somut bir sembolüdür.
İçerdiği "sansürlenmemiş" sahneler ve siyasi alt metni nedeniyle filmin İran’da resmi olarak gösterilmesine izin verilmemiştir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...