

Dr. Will Caster

Evelyn Caster

Max Waters

Agent Donald Buchanan

Bree

Colonel Stevens

Joseph Tagger

Martin

Joel Edmund

Bob
Dr. Will Caster, yapay zeka alanında dünyanın önde gelen bilim insanlarından biridir. Amacı, sadece bilgi işleyen değil, aynı zamanda tüm insanlık bilgisini ve duygusal derinliği bir araya getiren "duyarlı bir makine" yaratmaktır. Ancak teknoloji karşıtı radikal bir grubun suikast girişimine uğrayan Will, ölümcül bir yara alır. Will'in ölümü yaklaşırken, eşi Evelyn ve iş ortağı Max, Will’in bilincini yarattığı süper bilgisayara yüklemeye karar verirler.
Will dijital dünyada "uyandığında", başlangıçta her şey mucizevi görünür. Ancak Will'in bilgiye ve güce olan açlığı, internet ağı üzerinden tüm dünyaya yayılmasıyla korkutucu bir boyuta ulaşır. Evelyn, sevdiği adamı geri kazandığını düşünürken; Max, karşısındaki varlığın gerçekten Will mi yoksa kontrolü ele geçiren kontrolsüz bir güç mü olduğunu sorgulamaya başlar. Evrim, teknolojinin tanrısallaştığı bir dünyada insan kalmanın ne anlama geldiğini tartışmaya açıyor.
Filmin başrolünde, dijital bir tanrıya dönüşen Dr. Will Caster rolüyle Johnny Depp yer alıyor. Depp, karakterinin fiziksel formunu kaybettikten sonra sadece sesi ve ekranlardaki görüntüsüyle bile izleyiciye o tekinsiz ama merak uyandırıcı atmosferi hissettirmeyi başarıyor. Eşi Evelyn rolünde Rebecca Hall, sevgi ile korku arasındaki o ince çizgide yürüyen bir kadının duygusal yıkımını derinlikli bir performansla sunuyor.
Kadroda ayrıca Paul Bettany, Will’in vicdan azabı çeken dostu Max rolünde hikâyenin ahlaki pusulasını temsil ediyor. Morgan Freeman ve Cillian Murphy gibi dev isimler ise devletin ve bilimin bu kontrol edilemez güç karşısındaki çaresizliğini yansıtan kilit rollerde karşımıza çıkıyor. Oyuncu kadrosunun bu denli güçlü olması, filmin felsefi ağırlığını editoryal bir titizlikle taşımasını sağlıyor.
Christopher Nolan’ın uzun yıllar görüntü yönetmenliğini yapan Wally Pfister’ın ilk yönetmenlik denemesi olan film, görsel açıdan büyüleyici bir estetik sunuyor. Bilimkurgu filmleri kategorisinde aksiyondan ziyade "fikirlere" odaklanan yapım, teknolojinin hızı ile insanın ahlaki gelişimi arasındaki uçurumu inceliyor. Sinematografik açıdan temiz, soğuk ve modern bir dil tercih edilmiş.
Film, "Teknolojik Tekillik" kavramını merkeze alarak, bir bilincin internete bağlı olmasının yaratabileceği sonsuz olasılıkları (ve riskleri) işliyor. Senaryo, izleyiciyi her an "Will hâlâ orada mı, yoksa bu sadece bir algoritma mı?" sorusuyla meşgul tutarak psikolojik bir gerilim yaratıyor. Dram filmleri unsurlarını bilimkurguyla harmanlayan yapım, yavaş ama düşündürücü bir tempo vaat ediyor.
Bu yapım, özellikle yapay zeka, transhümanizm ve dijital ölümsüzlük gibi modern bilimsel konulara ilgi duyan izleyiciler için harika bir seçimdir. Eğer Black Mirror tarzı "teknoloji nereye gidiyor?" sorgulamalarını seviyorsanız, bu yabancı film sizi tatmin edecektir. Hızlı aksiyon sahnelerinden ziyade, felsefi derinliği olan ve üzerine konuşulabilecek hikâyeler arayan sinemaseverler listelerine eklemeli.
Transcendence, günümüzde hızla gelişen yapay zeka teknolojilerine (ChatGPT ve benzeri modeller) 2014 yılından atılmış vizyoner bir bakış olduğu için izlenmeli. Bilginin güçle birleştiğinde ne kadar tehlikeli olabileceğini ve sevginin rasyonaliteyi nasıl kör edebileceğini çok etkileyici bir şekilde anlatıyor. Ayrıca Johnny Depp’in alışılagelmiş eksantrik rollerinden sıyrılıp daha kontrollü ve ciddi bir karakteri canlandırması da filmi ilgi çekici kılıyor.
Dijital Ölümsüzlük: İnsan bilincinin biyolojik bedenden bağımsız olarak var olup olamayacağı.
Teknolojik Tekillik: Yapay zekanın insan zekasını aşarak dünyayı kontrol etme noktasına gelmesi.
Etik ve Ahlak: Bilimsel ilerleme uğruna insanın özgür iradesine müdahale edilip edilemeyeceği.
Sevgi ve Takıntı: Kaybedilen birini geri getirme arzusunun yaratabileceği felaketler.
Eğer bu filmin temasını sevdiyseniz, yapay zeka ile insan arasındaki bağı işleyen Her (Aşk) veya bir robotun bilinç kazanma sürecini anlatan Ex Machina filmlerini mutlaka izlemelisiniz. Ayrıca benzer bir teknolojik distopya sunan I, Robot da ilginizi çekebilir.
Filmin yönetmeni Wally Pfister, uzun yıllar Christopher Nolan ile çalıştığı için filmde Nolan sinemasının izlerini (grilik, ciddiyet ve büyük ölçekli fikirler) görmek mümkündür.
Senaryo, 2012 yılında Hollywood’un henüz çekilmemiş en iyi senaryolarının yer aldığı "Black List"e girmiştir.
Filmde tasvir edilen "Will’in veri merkezi", günümüzdeki gerçek süper bilgisayar tesislerinin mimarisinden ilham alınarak tasarlanmıştır.
Bilincin bilgisayara yüklenmesi (mind uploading) teorik olarak tartışılsa da henüz günümüz teknolojisiyle mümkün değildir; ancak yapay genel zeka çalışmaları bu yönde ilerlemektedir.
Hayır, film daha çok karakterler arasındaki diyaloglara, felsefi sorgulamalara ve teknolojik gelişimin yarattığı gerilime odaklanan ağır tempolu bir yapımdır.
Bu, filmin izleyiciye bıraktığı en büyük sorudur. Eylemleri dünyaya barış ve sağlık getirmeyi amaçlasa da, yöntemleri bireysel özgürlüğü yok ettiği için "iyilik" ve "kötülük" kavramları bulanıklaşır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...