
Yönetmen Dan Krauss’un kamerasını Oakland’daki bir devlet hastanesinin yoğun bakım ünitesine çevirdiği bu kısa belgesel, modern tıbbın sınırlarını ve etik ikilemlerini sorguluyor. Film, artık iyileşme umudu kalmayan hastaların yaşam destek ünitesinden çekilip çekilmemesi gerektiğine dair verilen o kahredici kararlara odaklanıyor. Bir yanda sevdiklerini kaybetmek istemeyen aile üyeleri, diğer yanda ise hastanın daha fazla acı çekmesini önlemeye çalışan doktorlar yer alıyor.
Hikâye, hastane koridorlarının soğuk sessizliği ile yoğun bakım odalarındaki duygusal fırtınalar arasında mekik dokuyor. Doktor Jessica Zitter’ın hastalarla ve yakınlarıyla kurduğu derin diyaloglar, izleyiciyi "Kaliteli bir yaşam mı, yoksa ne pahasına olursa olsun nefes almak mı?" sorusuyla yüzleştiriyor. Extremis, ölümün bir tabu olmaktan çıkıp kaçınılmaz bir gerçeklik haline geldiği o anları, hiçbir filtre kullanmadan, en insani haliyle yansıtıyor.
Bu yapım, gerçek bir hastane ortamında geçtiği için herhangi bir kurgusal karakter barındırmıyor. Filmin merkezindeki en güçlü figür, palyatif bakım uzmanı Dr. Jessica Zitter. Zitter, sadece tıbbi bilgisiyle değil, hastalarına yaklaşımdaki empati dolu tavrıyla da filmin vicdanını temsil ediyor. Onun, ailelere gerçeği en yalın ve şefkatli haliyle anlatma çabası, editoryal bir bakış açısıyla bakıldığında belgeselin en etkileyici performanslarından biri olarak kabul edilebilir.
Filmde yer alan hasta yakınları ve hastalar, hayatlarının en savunmasız anlarında kameranın karşısındalar. Bir kızın babasının vasiyetiyle kendi arzusu arasında kalışı ya da inançları gereği mucize bekleyen bir ailenin çaresizliği, profesyonel bir senaryonun ötesinde bir gerçeklik sunuyor. Bu kişilerin samimiyeti, yapımı bir sağlık belgeseli olmaktan çıkarıp evrensel bir insanlık dramına dönüştürüyor.
Extremis, sadece 24 dakikalık süresiyle bir insanın hayatını ve ölüm algısını kökten değiştirebilecek kadar güçlü bir yapımdır. Yönetmen Dan Krauss, görsel dili sade tutarak izleyiciyi doğrudan meselenin kalbine bırakıyor. Filmde gereksiz bir dramatik müzik veya yönlendirme bulunmuyor; her şey olduğu gibi, bazen bir cihazın monoton bip sesiyle bazen de bir hıçkırıkla anlatılıyor. Akademi Ödülleri'nde En İyi Kısa Belgesel dalında aday gösterilmesi, konunun evrenselliğinin ve işlenişindeki başarının bir kanıtıdır.
Tıp etiği, biyopolitika ve insan psikolojisi konularına ilgi duyan herkes bu sarsıcı yapımı izlemeli. Hayatın son dönemindeki bakım süreçlerini (end-of-life care) merak eden sağlık profesyonelleri ve öğrenciler için ders niteliğinde bir kaynak. Ancak duygusal derinliği çok yüksek olduğu için, yakın zamanda bir kayıp yaşamış olan hassas izleyicilerin hazırlıklı olmasında fayda var.
Bu film, genellikle hastane kapılarının ardında saklanan, konuşulmaktan çekinilen "ölüm" gerçeğini masaya yatırıyor. Bize, sevdiklerimiz hayattayken onların son arzuları hakkında konuşmanın ne kadar hayati olduğunu hatırlatıyor. Extremis, tıbbın her şeyi iyileştirebileceği illüzyonunu kırarak, bazen en büyük şefkatin "bırakmak" olduğunu çarpıcı bir dille anlatıyor.
Onurlu Ölüm: Tıbbi müdahalenin ne zaman sona ermesi gerektiğine dair etik tartışmalar.
Modern Tıp vs. Doğallık: Teknolojinin hayatı uzatması ile yaşam kalitesi arasındaki çatışma.
Yas ve Kabulleniş: Sevilen birini sonsuzluğa uğurlarken yaşanan o ağır duygusal süreç.
Eğer tıbbi etik ve yaşam sonu kararları üzerine daha fazla derinleşmek isterseniz, bir başka etkileyici Netflix belgeseli olan End Game (Son Oyun) yapımına mutlaka göz atmalısınız. Ayrıca, bir doktorun kendi ölümcül hastalığıyla yüzleşmesini anlatan Being Mortal belgeseli de benzer temaları başarıyla işlemektedir.
Çekimler sırasında yönetmen Dan Krauss ve ekibi, hastane personeli ve ailelerle güven ilişkisi kurabilmek için uzun süre çekim yapmadan ünitede vakit geçirmiştir. Filmin yarattığı farkındalık sonrası, birçok ülkede palyatif bakım ve "vasiyetname" (living will) konularında toplumsal tartışmalar yeniden alevlenmiştir. Film, Tribeca Film Festivali'nde En İyi Kısa Belgesel ödülünü kazanmıştır.
Film ağır bir konuyu işlese de, aslında insan bağlarının gücünü ve şefkati vurguladığı için içinde büyük bir sevgi ve huzur da barındırmaktadır.
Evet, filmde gördüğünüz tüm hastalar, doktorlar ve aileler gerçektir; çekimler için özel izin alınmış ve etik kurallara sadık kalınmıştır.
Hayır, Extremis daha çok gerçekçi bir yaklaşımla tıbbın sınırlarını ve mucize beklemenin ötesindeki kabulleniş sürecini anlatmaktadır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...