Belgesel
Ferry Tales, New York’un en ikonik ulaşım araçlarından biri olan Staten Island Feribotu’nu alışılmadık bir perspektiften ele alıyor. Film, her sabah işe gitmek için bu feribotu kullanan kadınların, geminin kadınlar tuvaletini geçici bir "güzellik salonu" ve sığınağa dönüştürme hikâyesini anlatıyor. Evlerinden alelacele çıkan bu kadınlar, yolculuk süresince aynaların karşısına dizilerek makyajlarını yapar, saçlarını düzeltir ve günün stresine hazırlanırlar.
Ancak bu mekan sadece fiziksel bir hazırlık alanı değildir; aynı zamanda sınıf, ırk ve yaş farkı gözetmeksizin kadınların dertlerini paylaştığı, kahkahaların yükseldiği ve birbirlerine destek oldukları derin bir paylaşım alanıdır. Belgesel, bu dar ve rutubetli odada filizlenen samimiyeti, kadınların kendi ağızlarından dökülen hayat hikâyeleriyle harmanlıyor. Şehrin koşturmacası içinde kaybolmak yerine, feribotun bu özel köşesinde kurulan mikro-toplumun sıcaklığı izleyiciye aktarılıyor.
Bu yapım bir belgesel olduğu için kurgusal karakterler yerine, her gün feribotu kullanan gerçek kadınlar ön plandadır.
Feribotun Kadınları: Farklı sosyal statülerden gelen, ofis çalışanlarından temizlik görevlilerine kadar geniş bir yelpazeye yayılan bu kadınlar, belgeselin asıl yıldızlarıdır. Samimiyetleri ve aynanın önündeki dürüst itirafları, filmin duygusal dokusunu oluşturur.
Yönetmen Katja Esson: Kamerasıyla bu mahrem alana sızan ancak asla rahatsızlık vermeyen Esson, kadınların doğal hallerini ve aralarındaki görünmez bağı ustalıkla kayda almıştır.
Yönetmen Katja Esson, Ferry Tales ile kamusal bir alanın nasıl özel ve kutsal bir mekana dönüşebileceğini kanıtlıyor. 2003 yapımı bu kısa belgesel, New York’un sert ve mesafeli imajının altında yatan insani dokunuşu keşfediyor. Film, teknik açıdan oldukça mütevazı olmasına rağmen, sunduğu samimiyet ve toplumsal gözlem gücüyle devleşiyor. Kadınlar tuvaleti gibi klişeleşmiş bir mekanı, bir dayanışma ve kız kardeşlik simgesi olarak yeniden tanımlıyor.
İnsan hikâyelerine ilgi duyan, toplumsal cinsiyet rolleri ve şehir hayatının yarattığı yalnızlık üzerine kafa yoran herkes bu belgeseli izlemeli. Özellikle kadın dayanışmasının gücünü görmek isteyenler ve belgesel sinemanın "gerçek hayatı yakalama" yeteneğine hayran olan izleyiciler için Ferry Tales eşsiz bir tecrübe. Kısa sürede derin bir bağ kurmak isteyen dram filmleri ve belgesel tutkunları için ideal.
Ferry Tales’ı izlemek için en büyük neden, günlük rutinin içinde saklı olan güzellikleri ve dostlukları fark etmektir. Bir ayna karşısında sürülen bir rujun veya paylaşılan bir saç spreyinin ardındaki derin insani ihtiyacı (bağ kurma arzusu) bu film kadar sade anlatan az yapım vardır. Oscar adaylığı ile kalitesini tescilleyen bu eser, modern dünya insanının "topluluk" olma çabasını en saf haliyle sunuyor.
Kadın Dayanışması: Farklı dünyalardan gelen kadınların ortak bir mekanda kurdukları destek ağı.
Kamusal ve Özel Alan: Sosyal sınırların bir vapur yolculuğunda nasıl silindiği.
Güzellik Ritüeli: Makyaj yapmanın sadece bir süslenme değil, bir sosyalleşme ve kendini ifade etme biçimi olması.
Şehir Hayatı ve Yalnızlık: New York gibi devasa bir metropolde bireylerin kendilerine yarattığı güvenli limanlar.
Eğer gündelik hayatın içindeki saklı hikâyeleri sevdiyseniz, yine bir ulaşım aracında veya kısıtlı bir mekanda geçen insan manzaralarını işleyen Human veya New York sokaklarındaki insanları anlatan kısa belgesellere göz atabilirsiniz. Ayrıca kadınların ortak alanlardaki paylaşımlarını işleyen Caramel gibi kurgu filmler de benzer bir sıcaklık sunacaktır.
Film, 2004 yılında "En İyi Kısa Belgesel" dalında Oscar adaylığı almıştır.
Belgesel, sadece Staten Island Feribotu'nun gidiş-dönüş süresi olan 25 dakikalık dilimlerde çekilen sahnelerden kurgulanmıştır.
Film sonrası, belgeselde yer alan kadınların çoğu gerçek hayatta da dostluklarını sürdürmüş ve bu durum yerel medyada geniş yer bulmuştur.
Filmin tamamı New York City'deki Manhattan ve Staten Island arasında sefer yapan Staten Island Feribotu'nun içinde çekilmiştir.
Hayır, filmde görülen tüm kadınlar o rotayı her gün işe gitmek için kullanan gerçek yolculardır.
Film, yaklaşık 40 dakikalık süresiyle izleyiciyi yormadan, konuyu en vurucu haliyle özetleyen bir kısa belgeseldir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...