
Aksiyon, Komedi, Gizem

Projectionist / Sherlock, Jr.

Girl

Girl's Father / Man on Film Screen

Hired Man / Butler

Sheik / Villain

Girl Who Loses Dollar Outside Cinema (uncredited)
Candy Store Girl (uncredited)

Conspirator (uncredited)

Conspirator (uncredited)

Conspirator (uncredited)
Bir sinemada makinist olarak çalışan ve boş zamanlarında dedektiflik üzerine çalışan genç bir adam, sevdiği kıza hediye almak için çabalarken rakibi tarafından hırsızlıkla suçlanır. Bu haksızlık karşısında mahcup olan kahramanımız, görev yaptığı sinemanın makine dairesinde uyuyakalır. Rüyasında, ruhunun bedeninden ayrılıp o an oynatılan filmin perdesine girdiğini görür. Perdenin içindeki dünyada artık o, her zorluğu aşabilen muazzam bir dedektiftir.
Filmin perdesine girmesiyle birlikte mekanlar ve zamanlar arasındaki gerçeküstü geçişler başlar. Kahramanımız, sevdiği kadını kurtarmak ve suçluları yakalamak için imkansız fizik kurallarını altüst eden bir kovalamacanın içine düşer. Hayal ile gerçek arasındaki sınırların silindiği bu yolculukta, makinisti hem rüyasındaki film karelerinde hem de gerçek hayatta aklanma mücadelesi verirken izleriz.
Sessiz sinemanın Charlie Chaplin ile birlikte en büyük dehası kabul edilen Buster Keaton, filmin hem yönetmeni hem de başrol oyuncusudur. "Taş Yüz" lakabıyla bilinen Keaton, en tehlikeli sahnelerde bile ifadesini bozmadan sergilediği akrobatik performansıyla izleyiciyi hayrete düşürür. Filmdeki tüm tehlikeli sahneleri dublör kullanmadan gerçekleştiren sanatçı, fiziksel komedinin sınırlarını zorlamıştır.
Kathryn McGuire, kahramanımızın aşık olduğu genç kızı canlandırırken; Ward Crane ise hem gerçek hayattaki hem de rüyadaki "kötü adam" rolüyle Keaton'ın dehasını tamamlayan bir karşı güç oluşturur. Buster Keaton'ın gerçek babası Joe Keaton da filmde kısa bir rolde yer alarak bu klasik film kadrosuna ailevi bir dokunuş katmıştır.
Genç Sherlock, çekildiği 1924 yılı göz önüne alındığında "filmin içinde film" (meta-sinema) tekniğini kullanan en öncü yapımdır. Buster Keaton’ın sinema perdesine girdiği sahne, sinematografik bir mucize olarak kabul edilir. Kamera teknikleri, kurgu hızı ve görsel efektlerin yaratıcılığı, bugünün modern sinemasına bile ilham verecek düzeydedir. Film, sadece bir komedi değil, aynı zamanda sinemanın doğasına ve insanın hayal kurma ihtiyacına dair bir saygı duruşudur.
Görsel efektlerin kökenini merak edenler, sinema tarihindeki ilk teknik dehaların neler başarabildiğini görmek isteyenler bu filmi kaçırmamalıdır. Eğer Buster Keaton'ın o meşhur ifadesiz ama çok şey anlatan oyunculuğunu seviyorsanız, bu film sanatçının en iyi işlerinden biridir. Kısa süresine rağmen yoğun bir aksiyon ve yaratıcılık barındıran yapım, özellikle sinema öğrencileri ve sinefiller için tam bir kült film deneyimidir.
Bu filmi izlemek için en büyük neden, Buster Keaton’ın "mekanik" ve "fiziksel" mizahını zirvede görmektir. Sinemanın henüz çok genç olduğu bir dönemde, kadraj geçişlerinin karakterle birlikte değiştiği kurgu oyunları bugün bile izleyiciyi şaşırtmayı başarır. Hayal gücünün teknikle birleştiğinde ortaya nasıl bir sihir çıkarabileceğini kanıtlayan film, izleyiciye saf bir eğlence ve teknik bir hayranlık vaat ediyor.
Hayal ve Gerçeklik: İnsanın gerçek hayatta yaşadığı hayal kırıklıklarından kurtulmak için sanata ve rüyalara sığınması.
Adalet ve İntikam: Haksızlığa uğrayan bireyin, kendi zihninde kurduğu dünyada adaleti tesis etme çabası.
Sinemanın Büyüsü: Perdenin bir kapı olarak kullanılmasıyla sinemanın izleyici üzerindeki hipnotik etkisi.
Buster Keaton’ın bu tarzını sevdiyseniz, yine onun imzasını taşıyan ve sinema tarihinin en iyi aksiyon sahnelerinden birine sahip olan The General (General) filmini mutlaka izlemelisiniz. Charlie Chaplin’in Altına Hücum veya Harold Lloyd’un Safety Last! (Güvenlik Sonra Gelir) filmleri de sessiz komedinin diğer zirve noktalarıdır. Modern sinemadan ise rüya ve gerçeklik arasındaki geçişleri sevenler için Inception (Başlangıç) ilginç bir karşılaştırma noktası olabilir.
Buster Keaton, su kulesinden suyun boşaldığı sahnede gerçekten boynunu kırmış ancak bunu yıllar sonra tesadüfen çektirdiği bir röntgende öğrenmiştir; çekimlere o gün ağrısına rağmen devam etmiştir.
Filmdeki meşhur perdeye giriş sahnesinde, mekanların sürekli değişmesi için Keaton her çekimde milimetrik olarak aynı yerde durmak zorunda kalmıştır.
Film, vizyona girdiği dönemde teknik açıdan çok gelişmiş bulunduğu için izleyiciler tarafından nasıl çekildiği uzun süre anlaşılamamıştır.
Keaton, "The Great Stone Face" (Büyük Taş Yüz) olarak bilinirdi. Seyirciyi güldüren asıl şeyin, karakterin yaşadığı absürt olaylar karşısındaki aşırı ciddi ve ifadesiz tavrı olduğunu keşfetmiş ve bu onun markası haline gelmiştir.
Keaton ve ekibi, çift pozlama (double exposure) ve mekanik düzenekler kullanarak bu sahneleri oluşturmuştur. Bilgisayar teknolojisinin olmadığı bir çağda, tamamen matematiksel hesaplamalar ve fiziksel sabırla bu görüntüler elde edilmiştir.
İsim, kahramanımızın bir dedektif olma hayaline ve hayranlığına bir göndermedir. Sherlock Holmes’un o dönemdeki küresel popülaritesi, makinistin hayal dünyasındaki dedektif kimliğinin temelini oluşturmuştur.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...