

Thór

Kristján

Beta

Hanna

Hulda

Sigurdur

Sven

Thordis

Ásgeir
Rakel
İzlanda’nın ücra bir balıkçı kasabasında geçen hikâye, ergenlik çağındaki iki yakın dost olan Thor ve Christian’ın hayatına odaklanıyor. Yaz mevsimi boyunca günlerini kasabanın hırçın doğasında, terk edilmiş binalarda ve deniz kıyısında geçiren gençler için bu dönem, sadece bir tatil değil; kendi kimliklerini ve cinselliklerini keşfettikleri fırtınalı bir süreçtir. Thor, kasabanın kızlarından birinin kalbini kazanmaya çalışırken, Christian arkadaşına karşı beslediği karmaşık ve tanımlayamadığı duygularla yüzleşmek zorunda kalır.
Kasabanın muhafazakâr yapısı ve doğanın acımasız sessizliği, gençlerin iç dünyasındaki karmaşayı daha da derinleştirir. Guðmundur Arnar Guðmundur imzalı bu dram, büyümenin getirdiği masumiyet kaybını ve toplumsal baskıların bireyin öz benliği üzerindeki yıkıcı etkisini editoryal bir titizlikle işliyor. Film, sadece bir gençlik hikâyesi değil, aynı zamanda dostluğun sınırlarının nerede bittiğini ve aşkın nerede başladığını sorgulayan derin bir arayışın öyküsüdür.
Filmin başarısının temelinde, genç oyuncular Baldur Einarsson (Thor) ve Blær Hinriksson’un (Christian) sergilediği muazzam performanslar yatıyor. Einarsson, karakterinin çocuksu merakı ile büyüme korkusu arasındaki dengeyi başarıyla kurarken; Hinriksson, içsel çatışmalarını ve saklamak zorunda kaldığı duygularını sadece bakışlarıyla izleyiciye geçirmeyi başarıyor.
Yan kadroda yer alan kasaba sakinleri ve gençlerin aileleri, İzlanda taşrasının o sert ve mesafeli tavrını gerçekçi bir şekilde yansıtıyor. Oyuncuların bu duru ve yapmacıksız oyunculuk tarzı, filmi klasik bir büyüme hikâyesinden çıkarıp sarsıcı bir sanat filmi deneyimine dönüştürüyor. Karakterlerin birbirleriyle olan sessiz ama derin etkileşimleri, filmin duygusal yükünü her sahnede hissettiriyor.
Yönetmen Guðmundur Arnar Guðmundur, ilk uzun metrajlı filminde İzlanda sinemasının karakteristik özelliklerini usta bir şekilde kullanıyor. Filmin sinematografisi, İzlanda’nın büyüleyici ama bir o kadar da ürkütücü doğasını, gençlerin içsel huzursuzluklarının bir aynası olarak sunuyor. Tempo, hayatın akışını takip eden bir doğallığa sahip; ancak hikâye ilerledikçe artan gerilim, izleyiciyi kaçınılmaz bir finale hazırlıyor. Venedik Film Festivali’nde Queer Aslan ödülünü kazanan yapım, toplumsal cinsiyet rollerine ve ergenlik sancılarına dair en dürüst ve cesur anlatılardan biri olarak öne çıkıyor.
Büyüme hikâyelerine (Coming-of-age) ilgi duyanlar, İzlanda sinemasının melankolik atmosferini sevenler ve kimlik arayışını konu alan derinlikli yapımları takip eden her sinemasever bu filmi izlemeli. Eğer görsel dünyası güçlü, karakter gelişimi ön planda olan ve duygusal dürüstlüğüyle sarsan bir festival filmi arıyorsanız, Heartstone sizi derinden etkileyecektir.
Bu film, ergenliğin sadece "ilk aşklar" ve "heyecanlar" olmadığını; aynı zamanda bir kimlik savaşı ve acı dolu bir kabulleniş süreci olduğunu hatırlattığı için izlenmeli. Kuzey Avrupa sinemasının o soğuk ama kalbe dokunan üslubuyla, dostluğun ve sevginin en saf halini, tüm zorluklarına rağmen perdeye yansıtıyor. İnsanın kendisine bile itiraf edemediği duyguların, sert bir coğrafyada nasıl filizlendiğini görmek adına bu yapım oldukça değerli.
Ergenlik ve Keşif: Çocukluktan yetişkinliğe geçişin fiziksel ve ruhsal sancıları.
Cinsel Kimlik: Toplumsal baskılar altında kendi yönelimini anlama ve saklama çabası.
Dostluk ve Sadakat: İki genç arasındaki bağın aşk, kıskançlık ve fedakarlıkla sınanması.
İzolasyon: Taşra hayatının sınırlayıcı yapısı ve doğanın insan ruhu üzerindeki etkisi.
Bu filmin yarattığı samimi ve melankolik atmosferi sevdiyseniz, yine İzlanda’da geçen ve kardeşlik bağlarını işleyen Rams (İnatçılar) veya büyüme sancılarını farklı bir tonda anlatan Close (Yakın) gibi yapımlara göz atabilirsiniz. Ayrıca, kimlik arayışını merkezine alan Moonlight (Ay Işığı) da bu yapımla tematik benzerlikler taşımaktadır.
Filmin çekimleri, yönetmenin kendi çocukluğunu geçirdiği İzlanda’nın balıkçı köylerinde gerçekleştirilmiştir.
Film, 50’den fazla uluslararası ödül kazanarak son yılların en çok dikkat çeken İzlanda yapımlarından biri olmuştur.
Başrol oyuncuları Baldur Einarsson ve Blær Hinriksson, rollerine hazırlanmak için çekimler öncesinde uzun bir süre birlikte vakit geçirmiş ve gerçek bir dostluk kurmuşlardır.
İzlanda’nın sert ve değişken doğası, gençlerin kontrol edemedikleri duygularını ve ergenliğin fırtınalı geçişini simgeleyen bir metafor olarak kullanılmıştır.
Evet, film genç bir adamın cinsel kimliğini keşfetme sürecini ve eşcinsel duygularını odağına almaktadır; ancak bunu evrensel bir büyüme ve dostluk hikâyesiyle harmanlar.
Orijinal adı "Hjartasteinn" olan film, hem İzlanda halk hikâyelerinde geçen mistik bir taşa hem de karakterlerin duygusal anlamda yaşadıkları "sert ama kırılgan" ruh haline gönderme yapar.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...