
Bilim-Kurgu, Gerilim

Christopher

Sela

Zac

Richard

Phoebe

Peter

Kai

Julie

Edward

Anda
Dünya, iklim krizleri ve kaynak yetersizliği nedeniyle yaşanamaz hale geldiğinde, bilim insanları insan neslini sürdürmek için "Proje 86" adında radikal bir plan geliştirir. Bu plan, yaşanabilir bir gezegene ulaşması 86 yıl sürecek bir gemiye, laboratuvar ortamında yetiştirilmiş 30 genci yerleştirmeyi öngörür. Bu gençler, duyguları bastıran ve onları itaatkar kılan "Mavi" adlı bir ilaçla büyütülürler. Ancak yolculuğun ortasında ilaç almayı bıraktıklarında, daha önce hiç tatmadıkları ilkel dürtülerle tanışırlar.
İçlerindeki bastırılmış cinsellik, öfke, şiddet ve güç arzusu aniden patlak verdiğinde, gemideki hiyerarşi altüst olur. Mantığın yerini vahşetin aldığı bu kapalı alan, kısa sürede iki kutba ayrılır: Düzeni korumaya çalışanlar ve özgürlüğü kaosta arayanlar. Voyager gemisi sonsuz boşlukta ilerlerken, asıl tehlikenin dışarıda değil, insanın kendi doğasında saklı olduğu gerçeğiyle yüzleşirler.
Filmin başrolünde, grubun vicdanını temsil eden Christopher karakteriyle Tye Sheridan ve rasyonel lider figürü Sela rolünde Lily-Rose Depp yer alıyor. İkilinin arasındaki gerilimli çekim, filmin duygusal derinliğini besleyen en önemli unsurlardan biri. Ancak filmin asıl parlayan yıldızı, içindeki karanlığı serbest bırakan Zac karakterine hayat veren Fionn Whitehead. Whitehead, bir diktatöre dönüşme sürecindeki ürpertici değişimini büyük bir başarıyla yansıtıyor.
Kadronun yetişkin rehberi rolünde ise usta oyuncu Colin Farrell yer alıyor. Farrell, gençlerin dünyası ile Dünya'nın eski değerleri arasındaki son bağı temsil ederek filme editoryal bir ağırlık katıyor. Genç oyuncu kadrosunun genel performansı, kapalı alanda gelişen toplumsal çürümenin rahatsız ediciliğini hissettirmekte oldukça başarılı.
Yönetmen Neil Burger, Lord of the Flies (Sineklerin Tanrısı) hikâyesini uzayın derinliklerine taşıyarak modern bir distopya yaratmış. Bilim kurgu filmleri içinde toplumsal bir deneyi merkezine alan yapım, steril bir görsellikle başlıyor ve hikâye ilerledikçe bu görsellik kan ve terle kirleniyor. Mavi ve gri tonların hakim olduğu sinematografi, karakterlerin içsel boşluğunu ve geminin klostrofobik yapısını vurgulamak için ustaca kullanılmış. Tempo, dürtülerin uyanmasıyla birlikte bir gerilim filmine dönüşerek izleyiciyi canlı tutuyor.
Distopik senaryolardan hoşlananlar ve insan doğasının karanlık yüzünü sorgulayan psikolojik gerilim meraklıları için Voyagers kaçırılmaması gereken bir yapım. Uzay yolculuğu temasını teknik detaylardan ziyade sosyolojik ve psikolojik bir deney olarak ele alan filmleri sevenler bu hikâyeden keyif alacaktır. Ayrıca genç yetişkin (young adult) edebiyatı tadındaki gerilimli kurguları takip eden izleyiciler için de oldukça uygun.
Voyagers, "Eğer kimse izlemeseydi ve hiçbir kural olmasaydı ne yapardınız?" sorusunu sarsıcı bir şekilde soruyor. Teknolojinin en ileri noktasında bile insanın ilkel içgüdülerine ne kadar kolay teslim olabileceğini göstermesi filmi benzerlerinden ayırıyor. Uzay boşluğundaki sessizliğin, gemi içindeki vahşi çığlıklarla kontrast oluşturması izleyici üzerinde güçlü bir etki bırakıyor.
Bastırılmış Dürtüler: Toplumsal kuralların ve ilaçların etkisi kalktığında ortaya çıkan ham insan doğası.
Otorite ve Kaos: Düzenin devamlılığı için özgürlükten ne kadar vazgeçilmesi gerektiği tartışması.
Yalnızlık: Evrenin sonsuzluğunda bir gemiye hapsolmuş olmanın yarattığı varoluşsal kriz.
Yanılsama: Güvenlik ve barışın aslında ne kadar kırılgan bir zemine inşa edildiği.
Bu filmin yarattığı kapalı alan psikolojisini ve toplumsal çöküş temasını sevdiyseniz, bir klasik olan Lord of the Flies (Sineklerin Tanrısı) veya dikey bir hapishanedeki güç mücadelesini anlatan The Platform (Delik) kesinlikle ilginizi çekecektir. Ayrıca uzayda geçen gizemli yolculuklar için Pandorum veya Sunshine (Gün Işığı) gibi gerilim filmleri listeye eklenebilir.
Filmin çekimleri sırasında, karakterlerin yaşadığı klostrofobik hissi oyunculara da geçirmek için gemi setleri oldukça dar ve birbirine bağlı koridorlar şeklinde inşa edilmiştir. Yönetmen Neil Burger, gençlerin "Mavi" içmeden önceki donuk halleri ile sonrasındaki enerjik patlamaları arasındaki farkı vurgulamak için çekim tekniklerinde belirgin değişiklikler yapmıştır. Ayrıca film, insan neslinin devamı için "yapay yetiştirme" ve "genetik seçim" gibi etik tartışmalara da alt metinlerde yer vermektedir.
Hayır, film Neil Burger tarafından yazılmış orijinal bir senaryoya sahiptir; ancak tematik olarak William Golding'in Sineklerin Tanrısı adlı eserinden büyük esintiler taşımaktadır.
Hayır, Voyagers tamamen insan psikolojisi ve sosyolojik çatışmalar üzerine kurulu gerçekçi bir bilim kurgudur. Tehdit dışarıdan değil, geminin içindeki insanlardan gelmektedir.
Filmin finali, karakterlerin seçimi ve insanlığın kaderi adına net bir duruş sergileyerek bitiyor; ancak evrenin genişliği yeni hikâyeler için her zaman bir açık kapı bırakmaktadır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...