
Nevzat, İstanbul’da yaşayan ve gizemli, büyüleyici bir kadına delicesine aşık olan bir adamdır. Bu aşk o kadar yoğundur ki, Nevzat sevdiği kadınla evlenmeyi planlamaktadır. Ancak Nevzat için bu evlilikten önce aşılması gereken manevi bir eşik vardır: Çocukluk arkadaşı ve can dostu Halim’in bu aşkı onaylaması.
Halim, Ankara’da yaşayan, rasyonel ve sakin görünümlü biridir; annesinin hastalığı bahanesiyle İstanbul’a gelir. Nevzat, arkadaşını sevgilisiyle tanıştırdığında, üç karakter arasında görünmez ama çok keskin bir gerilim hattı oluşur. Sisli İstanbul sokakları ve klostrofobik iç mekanlar arasında; sadakat, arzu ve sahiplenme duyguları birbirine karışır. Nevzat dostundan "icazet" beklerken, Halim’in bu gizemli kadının çekim alanına girmesiyle olaylar trajediye doğru evrilir. Film, aşkın sadece iki kişi arasında olmadığını, çoğu zaman bir başkasının "gölgesinde" yaşandığını sarsıcı bir dille anlatır.
Zeki Demirkubuz, bu karakter odaklı hikâyeyi taşımak için minimalist ama derinlikli performanslar sergileyen bir kadro seçmiştir:
Memet Ali Alabora (Nevzat): Saplantılı, tutkulu ve dostunun onayına muhtaç Nevzat karakterinde, alışılmışın dışında, kırılgan bir erkek portresi çiziyor.
Serhat Tutumluer (Halim): Soğukkanlı görünen ama içten içe fırtınalar kopan dost rolünde, filmin gizemli atmosferine çok uygun bir performans sunuyor.
Görkem Yeltan: İki adamın arasındaki dengeyi bozan, filmin adeta "gölgesi" olan kadın rolünde, az konuşarak çok şey anlatan bir duruş sergiliyor.
Zeki Demirkubuz’un "Yazgı" veya "Kader" gibi filmlerindeki o meşhur varoluşsal sancılar, Gölge’de daha çok "atmosferik bir gerilim" üzerinden işleniyor. 1 saat 55 dakikalık süresi boyunca film, izleyiciyi sürekli sisli bir havanın ve loş odaların içine hapsediyor. Demirkubuz, dostluk ve aşk kavramlarını öyle bir yerden sorguluyor ki; izleyici karakterlerin hangisinin suçlu, hangisinin kurban olduğunu ayırt etmekte zorlanıyor. Film, bir romandan uyarlanmış olsa da, yönetmenin kendine has "kapıların her zaman bir yere açıldığı veya kapandığı" sembolizmiyle dolu.
Zeki Demirkubuz sinemasına aşina olanlar, ağır tempolu ama psikolojik derinliği yüksek yapımlardan hoşlananlar ve sinemada atmosferin hikâyenin önüne geçtiği eserleri sevenler bu filmi mutlaka izlemeli. Eğer Dostoyevski romanlarındaki o karanlık insan tahlillerini veya "aldatma ve sadakat" temalı felsefi dramları seviyorsanız, Gölge sizin için etkileyici bir platform filmi seçeneği olacaktır.
Bu filmi izlemek için en büyük sebep, dostluk ve aşk arasındaki o tekinsiz bölgeyi keşfetmektir. Nevzat’ın arkadaşından onay alma çabasının aslında ne kadar büyük bir güvensizlik içerdiğini görmek sarsıcıdır. Ayrıca filmin görsel dili (sis, loş ışıklar, klostrofobik mekanlar), izleyiciyi karakterlerin zihinsel karmaşasına ortak ediyor. Demirkubuz’un insana dair "Neden?" sorusunu sormaktan çekinmeyen tarzı, filmi bitirdikten sonra bile uzun süre üzerine düşünmenizi sağlıyor.
Kıskançlık ve Saplantı: Aşkın kontrol edilemez bir yıkıma dönüşmesi.
Erkeklik ve Onay Mekanizması: Bir erkeğin başka bir erkeğin (dostunun) onayına duyduğu tuhaf ihtiyaç.
Gizem ve Belirsizlik: Karakterlerin ve olayların hiçbir zaman tam olarak aydınlığa kavuşmaması.
Sadakat ve İhanet: Dostluk bağının arzu karşısında ne kadar kırılgan olabileceği.
Gölge'nin sunduğu o ağır ve kasvetli psikolojik atmosferi sevdiyseniz; yönetmenin diğer filmleri olan Kıskanmak veya Masumiyet yapımlarına, ayrıca metaforik anlatımıyla Kosmos filmine göz atabilirsiniz.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...