
Korku

Kaylie Russell

Tim Russell

Marie Russell

Alan Russell

Young Kaylie

Young Tim

Michael Dumont

Dr. Shawn Graham

Marisol Chavez
Warren
Göz, yedi yaşındayken geçirdiği feci bir kazada görme yetisini kaybeden ve aynı kazada ailesini yitiren genç bir kadının hayatına odaklanıyor. Yıllar süren karanlığın ardından, tıp dünyasındaki gelişmeler sayesinde kendisine uygun bir donör bulunur ve başarılı bir kornea nakli gerçekleştirilir. Dünyayı yeniden görmeye başlamak başlangıçta mucizevi görünse de, kahramanımızın görme yetisi geliştikçe gördüğü şeyler birer kabusa dönüşmeye başlar.
Genç kadın, sadece fiziksel dünyayı değil, başkalarının göremediği gölge varlıkları ve geçmişte yaşanmış trajik olayların yansımalarını da görmeye başlar. Çevresindekiler bunun ameliyat sonrası bir halüsinasyon veya psikolojik bir travma olduğunu düşünse de, o kendisine bu gözleri veren donörün gizemli geçmişine dair bir şeyler sezmektedir. Film, görme duyusunun bir lütuftan çok bir lanete dönüştüğü, doğaüstü olaylarla örülü bir gerilim yolculuğu sunuyor.
Başrol oyuncusu, hem görme engelli bir bireyin hassasiyetini hem de gördüğü dehşet verici imgeler karşısında yaşadığı paniği oldukça etkileyici bir dramatik performansla sergiliyor. Karakterin yaşadığı kafa karışıklığı ve korku, oyuncunun mimikleriyle izleyiciye doğrudan geçiyor. Bu performans, filmin doğaüstü unsurlarını daha gerçekçi bir zemine oturtuyor.
Ona eşlik eden doktor ve yakın arkadaş rolleri, hikâyenin mantıklı ve bilimsel tarafını temsil ederken; donörün ailesiyle tanışılan sahnelerdeki yardımcı oyuncular, filmin gizemli atmosferine derinlik katıyor. Her bir karakter, ana kahramanın gördüğü şeylerin gerçek olup olmadığını sorgulatan o ince çizgide başarılı birer oyunculuk sergiliyor.
Uzak Doğu sinemasının kültleşmiş yapımlarından birinin yeniden çevrimi olan film, atmosferik gerilimi teknik başarıyla harmanlıyor. Yönetmen, ses tasarımını ve ani kurgu geçişlerini kullanarak izleyiciyi sürekli tetikte tutan bir tempo oluşturuyor. Görsel efektler, özellikle "görünen ama orada olmayan" varlıkların tasvirinde oldukça başarılı. Bu yapım, sadece korkutmayı amaçlayan sıradan bir film değil, aynı zamanda duyuların manipülasyonu üzerine kurulu bir gerilim filmi olarak hafızalarda yer ediyor.
Paranormal olaylara ve gizem dolu hikâyelere ilgi duyan sinemaseverler için Göz, tatmin edici bir seyirlik sunuyor. Eğer bir karakterin psikolojik çöküşü ile doğaüstü güçlerin çatışmasını seviyorsanız, bu film tam size göre. Standart bir korku anlatısından ziyade, adım adım yükselen bir gizem ve macera filmi dinamiği arayanlar için de uygun bir tercih.
Film, izleyicinin "Gördüklerin ne kadar gerçek?" sorusunu sormasını sağlıyor. Senaryonun donörün geçmişine odaklanan dedektiflik tarafı, filmi sadece bir hayalet hikâyesi olmaktan çıkarıp derinlikli bir araştırmaya dönüştürüyor. Kurgudaki sürprizler ve finaldeki çarpıcı sahneler, türün meraklıları için bu yapımı etkileyici bir korku filmi deneyimi haline getiriyor.
Hücresel Bellek: Nakledilen organların eski sahiplerinin anılarını ve duygularını taşıdığına dair mistik teori.
Gerçeklik ve Algı: Gözün gördüğü ile zihnin kabul ettiği arasındaki derin fark.
Kader ve Kefaret: Geçmişteki hataların bedelinin sonraki nesiller veya başkaları tarafından ödenmesi.
Yalnızlık: Başkalarının görmediği bir gerçekle tek başına mücadele etmenin getirdiği ruhsal izolasyon.
Bu filmin yarattığı tekinsiz atmosferi ve gizemi beğendiyseniz, türün en iyi örneklerinden biri olan The Sixth Sense (Altıncı His) kesinlikle listenizde olmalı. Ayrıca, benzer bir nakil hikâyesi üzerinden gerilim yaratan The Cell veya daha çok görsel korkuya odaklanan Mirrors (Aynalar) gibi yapımlar da benzer bir dram ve gerilim dengesi sunabilir.
Film, 2002 yapımı ünlü Hong Kong filmi "The Eye" (Gin Gwai) yapımının Amerikan sinemasına bir başka uyarlaması veya esinlenmesidir.
Çekimler sırasında oyuncular, görme engelli bireylerin hareketlerini daha iyi analiz edebilmek için rehabilitasyon merkezlerinde zaman geçirmişlerdir.
Filmin en ünlü sahnelerinden biri olan asansör sahnesi, çekim teknikleri ve ses kullanımıyla türün en ikonik sekanslarından biri olarak kabul edilir.
Film kurgusal bir doğaüstü hikâye olsa da, organ nakli sonrası donörün karakteristik özelliklerini alan kişilerin gerçek hayattaki raporları (hücresel bellek teorisi) senaryoya ilham kaynağı olmuştur.
Evet, ana karakter gördüğü imgelerin kaynağını bulmak için donörün yaşadığı köye gider ve orada trajik bir geçmişle yüzleşerek tüm gizemi çözer.
Film, kanlı sahnelerden ziyade atmosferik gerilime ve ani "jump-scare" sahnelerine odaklandığı için, psikolojik baskıyı seven izleyiciler için daha uygundur.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...