

Una

Gunni

Klara

Bassi

Siggi

Diddi
Jane

-

Drengur
Student at arts university
Gün Doğarken (When the Light Breaks), İzlanda'nın başkenti Reykjavik'te yaşayan genç bir sanat öğrencisi olan Una’nın hayatının en uzun ve en zorlu gününe odaklanıyor. Bir akşamüstü, gün batımının kızıllığı altında dostlarıyla eğlenen Una’nın dünyası, şehri sarsan trajik bir kaza haberiyle paramparça olur. Ancak bu trajedi, sadece bir kayıp değil, aynı zamanda Una’nın kimseyle paylaşamadığı gizli bir aşkın ve söyleyemediği vedaların ağırlığını da beraberinde getirir.
Film, bir felaketin hemen ardından başlayan 24 saatlik bir zaman dilimini kapsıyor. Una, yaşadığı büyük acıyı kalbine gömüp yas tutan diğer insanların arasında teselli bulmaya çalışırken, bir yandan da kendi gerçekliğini koruma mücadelesi verir. Dram filmleri içerisinde duygusal yoğunluğu ve atmosferik anlatımıyla öne çıkan yapım, gençliğin kırılganlığını ve hayatın beklenmedik anlarda nasıl kökten değişebileceğini sarsıcı bir dürüstlükle işliyor.
Filmin merkezinde, Una karakterine hayat veren Elín Hall yer alıyor. Hall, karakterinin yaşadığı şoku, sessiz çığlıklarını ve içsel yıkımını o kadar doğal bir performansla sergiliyor ki, izleyiciyi Una’nın yas sürecine doğrudan ortak ediyor. Genç oyuncunun bu duru performansı, filmin duygusal iskeletini oluşturuyor.
Kadroda Una’ya eşlik eden Katla Njálsdóttir ve Mikael Kaaber, arkadaş grubunun diğer üyeleri olarak gençlik enerjisi ile yasın ağırlığı arasındaki o keskin geçişi başarıyla yansıtıyorlar. Oyuncuların her biri, İzlanda sinemasının karakteristik samimiyetini ve abartısız oyunculuk tarzını filme taşıyarak, karakterlerin arasındaki dayanışma ve yer yer çatışma sahnelerini oldukça etkileyici kılıyor.
Yönetmen Rúnar Rúnarsson, Serçeler ve Echo gibi filmlerinden aşina olduğumuz o şiirsel ve melankolik üslubunu bu filmde daha da derinleştiriyor. Gün Doğarken, İzlanda’nın sert ama eşsiz doğasını karakterlerin ruh hallerinin bir yansıması olarak kullanıyor. Görüntü yönetimi, 16mm film kullanımıyla hikâyeye zamansız ve dokulu bir hava katarken, ışığın kullanımı filmin ismine yakışır şekilde umut ve keder arasında gidip geliyor. Rúnarsson, diyaloglardan ziyade sessizliklerin ve bakışların gücüne güvenerek, yasın evrensel dilini minimalist bir estetikle kuruyor.
Kuzey sinemasının o sakin ama derinden sarsan anlatım tarzını sevenler için bu yapım kaçırılmaması gereken bir deneyim. Eğer büyüme hikâyeleri, yasın psikolojik evreleri ve görsel gücü yüksek sanat filmleri ilginizi çekiyorsa, Rúnarsson’un bu eseri sizi derinden etkileyecektir. Ayrıca, arkadaşlık bağlarının ve hayatın geçiciliğinin sorgulandığı duygusal yoğunluklu yapımları seven izleyiciler için de oldukça tatmin edici bir tercih olacaktır.
Filmi benzerlerinden ayıran en büyük özellik, bir yas hikâyesini büyük dramatik patlamalar yerine küçük, mahrem ve insani anlar üzerinden anlatmasıdır. Gün Doğarken, izleyiciye acının sadece gözyaşı olmadığını, aynı zamanda bir yabancılaşma ve sessizleşme süreci olduğunu hatırlatıyor. İzlanda’nın eşsiz gün batımı ve doğuşu eşliğinde sunulan bu hikâye, estetik kusursuzluğuyla sinematografik bir terapi niteliği taşıyor.
Gizli Yas: Toplumun bilmediği bir ilişkiyi kaybetmenin getirdiği yalnızlaştırıcı acı.
Gençlik ve Kırılganlık: Hayatın baharındayken ölümün gerçekliğiyle yüzleşme.
Dayanışma: Büyük trajediler karşısında insanları bir arada tutan ortak keder.
Zaman ve Döngü: Günün batışından doğuşuna kadar geçen sürede yaşanan duygusal dönüşüm.
Bu filmin yarattığı naif ve hüzünlü atmosferi sevdiyseniz, şu İzlanda filmleri ve dramalara da göz atabilirsiniz:
Serçeler (Sparrows): Yine Rúnar Rúnarsson imzalı, bir gencin taşradaki büyüme ve uyum sancılarını anlatan yapım.
Bakışlar (Faces): İnsan ilişkilerindeki sessiz anlara ve bakışlara odaklanan karakter odaklı dramalar.
Oslo, 31 Ağustos: Bir gün içinde geçen ve karakterin geçmişiyle hesaplaşmasını konu alan sarsıcı bir festival filmi.
Film, 2024 Cannes Film Festivali’nin "Belirli Bir Bakış" (Un Certain Regard) bölümünün açılış filmi olarak seçilmiştir.
Yönetmen Rúnarsson, filmi 16mm pelikül kullanarak çekmiş, bu da filme nostaljik ve sıcak bir doku kazandırmıştır.
İzlanda’nın Reykjavik şehrinde ve çevresinde geçen çekimler, şehrin modern dokusuyla doğanın vahşiliğini harmanlamaktadır.
Filmin müzikleri, yas sürecinin ağırlığını ve gençliğin ritmini dengeleyen minimalist bestelerden oluşmaktadır.
Film belirli bir gerçek olaya dayanmasa da, yönetmen İzlanda toplumunda derin izler bırakan kolektif travmalardan ve gençlerin yaşadığı kayıplardan ilham almıştır.
İsim, hem İzlanda’daki uzun gün batımlarını ve ışığın kırılma anlarını hem de karakterin hayatındaki o "kırılma" noktasını ve sonrasında doğan yeni bir sabahı simgeler.
Gün Doğarken, 2024 yılındaki dünya prömiyerinin ardından Türkiye'deki film festivallerinde gösterilmiş olup, nitelikli yapımları sunan dijital platform filmleri seçkilerinde yer alması beklenmektedir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...