

Calum

Sophie
Michael

Adult Sophie

Belinda
Teen Girl 1
Teen Girl 2

Olly

Toby
Ocean Park Father
Aftersun, yirmili yaşlarının sonundaki genç bir baba olan Calum ile on bir yaşındaki kızı Sophie’nin, 90’lı yılların sonunda Türkiye’de bir sahil beldesinde geçirdikleri tatili konu alan derinlikli bir dramdır. Hikâye, yetişkin Sophie’nin yıllar sonra eski video kayıtlarını izleyerek o yazı ve babasının tanıdığını sandığı ama aslında hiç bilmediği dünyasını anlamaya çalışmasıyla şekillenir. Tatil boyunca baba ve kız arasındaki sıcak ilişki, denizin maviliği ve güneşin parlaklığı altında huzurlu görünse de, Calum’un iç dünyasında sakladığı derin hüzün ve hayatın ağırlığı sahnelerin arasına sessizce sızar. Film, hafızanın koridorlarında dolaşırken sevginin, kaybın ve asla tam olarak kavrayamadığımız ebeveynlerimizin melankolisine dair sarsıcı bir portre çizmektedir.
Filmin başrolünde, Calum karakterine kattığı nahiflik ve gizli acıyla kariyerinde devleşen ve Oscar adaylığı kazanan Paul Mescal yer alıyor. Mescal, bir babanın sevgisini ve aynı zamanda genç bir adamın ruhsal çöküşünü minimal bir oyunculukla izleyiciye en saf haliyle geçirmeyi başarıyor. Genç Sophie rolünde ise ilk sinema deneyimi olmasına rağmen harikalar yaratan Frankie Corio, meraklı ve gözlemci bir çocuğun dünyasını büyüleyici bir doğallıkla yansıtıyor. Yönetmen Charlotte Wells, kendi anılarından yola çıkarak kurguladığı bu ilk uzun metrajlı filminde, her iki oyuncunun arasındaki kimyayı ve duygusal boşlukları yönetmekteki ustalığıyla sinema dünyasına muazzam bir giriş yapıyor.
Aftersun, büyük olaylardan ziyade küçük anların, kaçamak bakışların ve video kasetlerin grenli görüntülerinin içine gizlenmiş devasa duyguların filmidir. Filmin temposu tatilin dingin ritmini takip ederken, kurgudaki ustalık izleyiciyi yavaş yavaş kaçınılmaz bir hüzne hazırlar. İzleyici yorumları incelendiğinde, filmin son sahnesindeki görsel tercihler ve kullanılan müziklerin yarattığı etkinin haftalarca akıllardan çıkmadığı vurgulanmaktadır. Görsel dili, güneşin kavurucu etkisini ve 90’lı yılların nostaljik atmosferini başarıyla yansıtırken, yönetmenin "göster ama söyleme" prensibiyle kurduğu anlatı yapısı sinema eleştirmenleri tarafından yılın en iyi işlerinden biri olarak gösterilmiştir. Film, sadece bir baba-kız hikâyesi değil, aynı zamanda büyümenin ve kaybetmenin evrensel bir ağıtıdır.
Bu yapım, özellikle bağımsız sinemadan keyif alan, duygusal derinliği yüksek ve karakter çözümlemelerine odaklanan izleyiciler için benzersiz bir tercihtir. Anıların puslu doğasını, baba-evlat ilişkisinin karmaşıklığını ve hayatın kıyısında kalmış melankoliyi hissetmek isteyen her sinemasever bu filme şans vermelidir. Klasik bir olay örgüsünden ziyade, bir hissin peşinden gitmeyi seven ve sinemanın şiirsel gücüne inananlar için Aftersun, izlenmesi gereken yapımların başında gelir. Ancak, çok hızlı aksiyon veya net bir sonuç bekleyen izleyiciler için filmin soyut ve yavaş akan yapısı sabır gerektirebilir.
Eğer bu filmin yarattığı nostaljik hüzün ve hafıza üzerine kurulu anlatımı ilginizi çektiyse, çocukluktan yetişkinliğe geçişi şiirsel bir dille anlatan Moonlight veya bir babanın kızını koruma çabasını işleyen Leave No Trace benzer bir duygu dünyası sunabilir. Sofia Coppola’nın Somewhere filmi de baba-kız ilişkisi ve boşluk hissi açısından Aftersun ile benzer damarlardan beslenmektedir. Ayrıca, büyüme sancılarını ve aile bağlarını samimi bir dille işleyen Lady Bird veya The Florida Project de bu türün severleri için güçlü alternatifler arasındadır.
2022 yapımı olan film, yaklaşık 102 dakikalık süresiyle izleyiciyi yoğun ve sarsıcı bir yolculuğa çıkarıyor. İngiltere ve Amerika ortak yapımı olan dram, özellikle Türkiye’de çekilmiş olması ve sahnelerindeki kültürel detaylarla yerli izleyiciler için de tanıdık bir atmosfer barındırıyor. Minimalist bir sinema diliyle anlatılan bu hikâye, sadeliğin ne kadar güçlü bir anlatım aracı olabileceğini kanıtlayan modern bir klasik niteliğindedir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...