
Korku
Doğu, bir zamanlar korku romanları dendiğinde akla gelen ilk isimlerden biri olsa da, alkol ve kumar tutkusu onu görkemli hayatından koparıp büyük bir maddi çöküşe sürüklemiştir. Bu düzensiz yaşantısı, karısı Vildan ile yollarının ayrılmasına ve tek oğlu Oğuz’dan uzaklaşmasına neden olur. Elinde kalan son şansı, teslim etmesi gereken üçleme romanın finalidir; ancak zihni bir türlü yazmaya elverişli değildir. Çaresizlik içinde kiraladığı eski bir dairede, duvarların ötesinden gelen fısıltılar ve kabuslarla boğuşurken, her şey evin baca deliğine işaret etmeye başlar.
Bir gece yarısı baca kapağının ardında bulduğu kadim hançer, Doğu’nun hayatında sahte bir bahar havası yaratır. Hançeri bulduğu andan itibaren haftalardır yazamadığı romanı bir gecede bitiren yazar, bu nesnenin kendisine ilham verdiğine inanır. Fakat sabah uyandığında, hançerin bıraktığı yerden farklı bir noktada, tam yanı başında durduğunu görmesiyle gerçek dehşet başlar. Hançer sadece bir ilham kaynağı değil, Doğu’yu pençesine alan ve kaçışı olmayan büyük bir lanetin anahtarıdır.
Filmin başrolünde, aynı zamanda yönetmen koltuğunu da paylaşan İbrahim Vurmaz yer alıyor. Vurmaz, çöküşteki bir yazarın yaşadığı psikolojik gelgitleri ve doğaüstü olaylar karşısındaki çaresizliğini yansıtmaya çalışıyor. Kadroda kendisine eşlik eden Çağrı Tokalı, Sancak Bayraktar ve Abdullah Yıldırım, hikâyenin gizemli ve gerilim dolu anlarında farklı karakterlerle karşımıza çıkıyorlar.
Kadın oyuncu kadrosunda yer alan Gamze Akaydın ve Sinem Sevim, Doğu'nun geçmişiyle ve içine düştüğü lanetle bağlantılı kritik sahnelerde performans sergiliyorlar. Oyuncu kadrosu, genel olarak düşük bütçeli bir yapımın getirdiği sınırlı imkanlarla, bir yazarın zihinsel parçalanmasını ve etrafındaki insanların bu durumdan nasıl etkilendiğini canlandırıyor.
İbrahim Vurmaz ve Kenan Yeşildağ’ın hem senaryosunu yazdığı hem de yönettiği Hançer, klasik "lanetli nesne" temasını bir yazarın tıkanmışlık sendromuyla birleştiriyor. Film, atmosfer kurmak adına karanlık mekanları ve fona yerleştirilen müzikleri yoğun bir şekilde kullanıyor. Görüntü yönetmenliğini de üstlenen Kenan Yeşildağ, eski bir apartman dairesinin yarattığı klostrofobik hissi izleyiciye geçirmeye odaklanıyor. Yapım, bir sanatçının yükselişi ve hazin düşüşü üzerine kurulu dramatik bir altyapıyı, doğaüstü korku ögeleriyle harmanlamayı amaçlıyor.
Yazar tıkanıklığı ve lanetli eşyalar etrafında dönen psikolojik gerilim türüne ilgi duyan izleyiciler Hançer'e bir şans verebilir. Özellikle bağımsız ve düşük bütçeli yerli korku sinemasının örneklerini merak edenler, bu hikâyenin sunduğu atmosferik denemeyi takip edebilirler. Doğaüstü olayların bir adamın hayatını nasıl tepetaklak ettiğini konu alan gerilim filmleri sevenler için farklı bir yerel örnek teşkil ediyor.
Film, ilhamın bazen çok karanlık bir bedeli olabileceği fikrini başarılı bir metaforla, bir hançer üzerinden işliyor. Doğu’nun zihnindeki karmaşanın dış dünyaya yansıması ve hançerin bir "yoldaş" gibi sürekli onun peşinde olması, gerilimi canlı tutan unsurlardan biri. Bağımsız sinema tutkunları için bir yazarın trajik çöküşünü ve mistik güçlerle girdiği tehlikeli pazarlığı görmek açısından izlenebilir bir yapım.
Yazar Tıkanıklığı ve İlham: Yaratıcılık krizinin insanı sürüklediği tehlikeli ve karanlık yollar.
Lanetli Nesne: Beklenmedik bir anda bulunan eski bir eşyanın beraberinde getirdiği metafiziksel felaketler.
Bağımlılık ve Çöküş: Alkol ve kumarın bir insanın profesyonel ve ailevi hayatını nasıl bitirdiği.
Paranoya: Doğaüstü olaylar ile gerçeklik arasındaki çizginin bulanıklaşması.
Bir yazarın deliliğe sürüklenişini konu alan dünyaca ünlü The Shining (Cinnet) veya Stephen King uyarlaması olan Secret Window (Gizli Pencere) gibi yapımlarla benzer tematik bağlar kuran Hançer, yerli sinemada ise lanetli nesne odaklı Büyü veya Musallat gibi korku filmleri ile atmosferik benzerlikler taşıyor.
Hançer filmi, Cinema Yapım tarafından hayata geçirilmiş olup çekimleri kısıtlı mekanlarda gerçekleştirilmiştir. Yönetmenler İbrahim Vurmaz ve Kenan Yeşildağ, filmin her aşamasında aktif rol alarak bağımsız bir ruhla projeyi tamamlamışlardır. Filmde kullanılan hançer, hikâyenin merkezinde yer alan Osmanlı dönemine dayanan mistik bir geçmişi temsil etmektedir.
Hayır, film tamamen kurgusal bir doğaüstü gerilim senaryosudur; ancak sanatçıların yaşadığı yaratıcılık krizleri ve kişisel çöküşler gibi gerçekçi temalardan beslenmektedir.
Hançer, fiziksel şiddetten ziyade "jump scare" dediğimiz ani korkutmalar, ses efektleri ve doğaüstü sanrılar üzerinden ilerleyen bir atmosfere sahiptir.
Hançer, Doğu onu bulduğu andan itibaren adeta onun bir parçası haline gelir ve ondan kurtulma çabası hikâyenin en gerilimli ve karanlık noktalarını oluşturur.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...