

Safiye

Nadir

Anita

Safiye Anziana

Gulfidan

Abdülhamit II

Mithat

Perran
Sümbül

Guya
Harem Suare, Osmanlı İmparatorluğu'nun dağılma sancıları çektiği 20. yüzyılın başlarında, Yıldız Sarayı'nın mahrem duvarları ardında geçen büyüleyici ve hüzünlü bir hikâyeyi odağına alır. Filmin merkezinde, II. Abdülhamid döneminin son yıllarında hareme getirilen genç ve hırslı Safiye ile sarayın nüfuzlu hadımlarından Nadir arasındaki karmaşık ilişki yer alır. Safiye, haremin katı hiyerarşisi içinde yükselmek ve padişahın gözdesi olmak isterken, Nadir ona bu tehlikeli yolda rehberlik eder.
Ancak bu rehberlik zamanla iktidar hırsının ötesine geçen, derin ve imkânsız bir aşka dönüşür. Dışarıda bir imparatorluk tarih sahnesinden çekilirken, içeride de asırlık gelenekler ve yaşam biçimleri sarsılmaktadır. Film, hem kişisel bir trajediye hem de koskoca bir devrin kapanışına tanıklık etmemizi sağlar. Ferzan Özpetek’in usta dokunuşlarıyla şekillenen anlatı, izleyiciyi nostalji, arzu ve kayıp duygularının harmanlandığı masalsı bir yolculuğa çıkarır.
Filmin başrolünde yer alan Marie Gillain, Safiye karakterine hem masumiyet hem de kararlılık katan etkileyici bir performans sergiliyor. Safiye’nin haremin içindeki dönüşümünü ve duygusal gelgitlerini izleyiciye büyük bir hassasiyetle aktarıyor. Nadir rolündeki Alex Descas ise, sessiz ama derin ifadesiyle karakterin iç dünyasındaki fırtınaları ve bağlılığı başarıyla yansıtıyor.
Kadronun geri kalanında Lucia Bosè, yaşlı Safiye rolüyle hikâyenin geçmiş ve gelecek arasındaki köprüsünü kurarken, Serra Yılmaz her zamanki gibi Ferzan Özpetek filmleri içerisinde vazgeçilmez bir parça olarak doğal ve samimi bir oyunculuk sunuyor. Haluk Bilginer ise küçük ama etkili rolüyle filme güç katan isimlerden biri. Oyuncu kadrosunun genel başarısı, filmin o döneme has ağır ve melankolik atmosferini güçlendiriyor.
Ferzan Özpetek’in ikinci uzun metrajlı filmi olan Harem Suare, yönetmenin estetik anlayışını ve görsel dilini en saf haliyle yansıtan yapımlardan biridir. Film, tarihsel bir gerçeklikten ziyade, o dönemin ruhunu ve duygusunu anlatan bir sinema filmi olarak öne çıkar. Işık kullanımı, sanat yönetimi ve kostümler, izleyiciyi 1900’lerin başındaki İstanbul’un puslu ve gizemli havasına hapsetmeyi başarır. Temposu yer yer ağırlaşsa da, bu ağırlık imparatorluğun çöküşündeki o kaçınılmaz hüznü pekiştirir.
Tarihin tozlu sayfalarında geçen lirik hikâyelerden hoşlananlar ve tarihi dram türüne ilgi duyan sinemaseverler bu yapımı mutlaka listelerine eklemeli. Özellikle Osmanlı tarihine farklı ve daha insani bir perspektiften bakmak isteyenler için Harem Suare eşsiz bir deneyim sunuyor. Ayrıca sanat yönetimi öncelikli olan ve atmosferik bir yerli film arayanlar için de ideal bir seçimdir.
Bu yapım, haremi sadece bir "kadınlar topluluğu" olarak değil, aynı zamanda bir hayatta kalma mücadelesi ve derin yalnızlıkların paylaşıldığı bir yer olarak resmeder. Özpetek'in kendine has üslubuyla harmanlanan bu Osmanlı filmleri örneği, görselliğiyle bir tabloyu andırırken hikâyesiyle de kalbe dokunur. Filmin finaline doğru artan melankoli, izleyici üzerinde uzun süre etkisini kaybetmeyecek bir iz bırakır.
Kayıp ve Nostalji: Bir imparatorluğun ve bir yaşam biçiminin geri dönülmez şekilde yok oluşu.
İktidar ve Esaret: Saray duvarları içindeki hiyerarşide özgürlüğün ne kadar kısıtlı olduğu gerçeği.
İmkânsız Aşk: Toplumsal ve fiziksel engellerin ortasında yeşeren trajik bir bağlılık hikâyesi.
Bellek: Yaşlı Safiye üzerinden hikâyenin anlatılmasıyla geçmişin nasıl kurgulanıp hatırlandığı.
Eğer bu filmin atmosferini sevdiyseniz, yine bir dönemin kapanışını ve hüzünlü insan hikâyelerini anlatan Hamam veya Türk sinemasının önemli tarihi dramlarından biri olan Salkım Hanımın Taneleri filmlerine göz atabilirsiniz. Ayrıca Bernardo Bertolucci’nin epik yapımı Son İmparator da benzer bir ihtişamın ve çöküşün izlerini sürer.
Film, 1999 yılında Cannes Film Festivali'nin "Un Certain Regard" (Belirli Bir Bakış) bölümünün kapanış filmi olarak seçilmiştir.
Ferzan Özpetek’in uluslararası alanda tanınırlığını pekiştiren en önemli eserlerinden biridir.
Filmin çekimleri için İstanbul’un tarihi mekanları ve Yıldız Sarayı’nın atmosferine uygun setler titizlikle kullanılmıştır.
Film tamamen biyografik bir gerçeklik iddiası taşımasa da, dönemin sosyal yapısı ve harem yaşamı üzerindeki tarihsel gözlemlerden yola çıkarak kurgulanmış edebi bir anlatıdır.
Harem Suare’nin çekimleri büyük oranda İtalya'daki stüdyolarda ve İstanbul’un çeşitli tarihi mekanlarında eş zamanlı olarak gerçekleştirilmiştir.
Uluslararası bir ortak yapım olması ve karakterlerin kozmopolit yapısı nedeniyle filmde Türkçe, Fransızca ve İtalyanca dillerinin harmanlandığı bir yapı mevcuttur.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...