

A.J. Manglehorn

Dawn

Gary

Jacob

Clara Massey

Elegant diner

Rudolf
Kylie
Carl
Robbie
Genç ve başarılı bir yazar olan Calvin, yaşadığı yaratıcılık krizini aşmak için hayallerindeki kadını kağıda dökmeye başlar. Ruby adını verdiği bu karakter, onun için sadece bir roman figürü değil, her detayıyla kusursuz bir idealdir. Ancak bir sabah uyandığında, Ruby’nin mutfağında kahvaltı hazırladığını görmesiyle Calvin’in hayatı sürreal bir boyuta evrilir. Zihninde yarattığı bu kadın, kanlı canlı karşısındadır ve Calvin daktilosunun başına geçip ne yazarsa Ruby o an o karaktere bürünmektedir.
Başlangıçta bu durum Calvin için bir mucize gibi görünse de, bir insanı kelimelerle kontrol etmenin ahlaki ağırlığı kısa sürede kendini hissettirir. Romantik bir fantezi gibi başlayan hikâye, Ruby’nin kendi iradesini kazanma çabasıyla birlikte derin bir varoluşsal sorgulamaya dönüşür. Calvin, sevdiği kadını olduğu gibi mi kabul edecektir, yoksa daktilosunun tuşlarıyla onu "mükemmel" kılmaya devam mı edecektir? Bu modern masal, ilişkilerdeki tahakküm arzusuna dair sarsıcı bir ayna tutuyor.
Filmin başrollerinde, gerçek hayatta da birliktelikleriyle tanınan Paul Dano ve Zoe Kazan yer alıyor. Paul Dano, nevrotik ve yalnız yazar Calvin karakterinde, deha ile çaresizlik arasındaki ince çizgiyi ustalıkla yansıtıyor. Filmin senaryosunu da kaleme alan Zoe Kazan ise Ruby Sparks rolünde, bir erkeğin hayalindeki "ideal" kadından, kendi ayakları üzerinde durmak isteyen gerçek bir bireye dönüşümünü büyüleyici bir enerjiyle sergiliyor.
Yardımcı oyuncu kadrosunda yer alan efsanevi isimler Annette Bening ve Antonio Banderas, Calvin’in aile yaşantısına renk katarak filme mizahi bir derinlik kazandırıyor. Chris Messina ise Calvin’in kardeşi rolünde, bu fantastik durumun rasyonel ve yer yer komik tarafını temsil ederek hikâyedeki dengeyi sağlıyor.
Yönetmenler Jonathan Dayton ve Valerie Faris, Little Miss Sunshine filmindeki başarılarını bu yapımda da sürdürerek, fantastik bir konuyu son derece insani ve duygusal bir zeminde işlemeyi başarmışlar. Film, görsel dilindeki pastel tonlar ve melankolik atmosferiyle bir rüyanın içindeymişsiniz hissi uyandırıyor. Ancak bu naif görünüşün altında, ikili ilişkilerde karşımızdakini değiştirme çabasına dair oldukça sert ve gerçekçi bir eleştiri yatıyor. Senaryonun zekice kurgulanmış olması, filmi basit bir "sihirli aşk" öyküsü olmaktan çıkarıp edebi bir derinliğe taşıyor.
Aşkın sadece bir duygu değil, aynı zamanda bir kabul etme süreci olduğunu düşünenler ve fantastik öğelerle süslenmiş dram yapımlarından hoşlananlar bu filmi mutlaka izlemeli. Özellikle yazma süreciyle ilgilenen, yaratıcılığın sancılarını ve bir karaktere can vermenin büyüsünü merak eden izleyiciler için film çok daha anlamlı bir perspektif sunuyor. Klasik romantik komedi kalıplarından sıkılan, daha derin ve metaforik bir anlatım arayanlar için ideal bir tercih.
Hayallerimdeki Kadın, "İdeal partner gerçekten var mıdır?" sorusuna verilmiş en yaratıcı cevaplardan biri. Filmi izlerken sadece Calvin ve Ruby’nin aşkına değil, insanın kendi yarattığı hapishanelere ve özgürlük arzusuna dair pek çok şey keşfediyorsunuz. Paul Dano ve Zoe Kazan’ın içten performansları, hikâyenin fantastik doğasını unutturup sizi Ruby’nin gerçekliğine inandıracak kadar güçlü.
Kontrol Tutkusu: Bir ilişkide partnerini kendi isteklerine göre şekillendirme arzusu.
Yaratıcılık ve İlham: Sanatçının kendi eseriyle kurduğu tehlikeli ve tutkulu bağ.
İdeal vs. Gerçek: Hayallerdeki kusursuz imge ile kusurlarıyla var olan insan arasındaki çatışma.
Özgür İrade: Bir birey olmanın ve kendi kararlarını verebilmenin yaşamsal önemi.
Bu filmin sunduğu o büyülü ve düşündürücü atmosferi sevdiyseniz, hafızalardan silinmek istenen bir aşkı konu alan Sil Baştan (Eternal Sunshine of the Spotless Mind) veya bir işletim sistemine aşık olan bir adamın hikâyesini anlatan Aşk (Her) filmlerini mutlaka izlemelisiniz. Ayrıca, bir insanın hayatının bir başkası tarafından yazıldığını fark etmesini konu alan Lütfen Beni Öldürme (Stranger Than Fiction) da benzer bir temaya sahiptir.
Filmin senaryosu, başrol oyuncusu Zoe Kazan tarafından kaleme alınmıştır ve Kazan bu süreci "kendi korkularıyla yüzleşmek" olarak tanımlar.
Paul Dano ve Zoe Kazan film çekildiği sırada gerçek hayatta da sevgilidirler, bu da aralarındaki kimyanın doğallığını açıklar.
Film, Pygmalion mitinin (kendi yarattığı heykele aşık olan sanatçı) modern bir New York uyarlaması olarak nitelendirilir.
Filmde Ruby, Calvin’in daktilosundan çıkan kelimelerle hayat bulmuş fiziksel bir gerçekliktir; ancak onun varlığı Calvin’in yazma eylemine göbekten bağlıdır.
Spoiler vermeden söylemek gerekirse; film, hüzünlü bir farkındalıkla başlasa da umut dolu ve karakterlerin olgunlaştığı bir finalle veda ediyor.
Hayır, fantastik öğeler barındırsa da ilişkiler üzerine derin felsefi ve psikolojik analizler içeren yetişkinlere yönelik bir dramdır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...