
Dram

Ferdi

Billur

Kadir

Selma

Berber (Barber)

Yaşar

Tahir

-

-

-
Film, hayatını müziğe adamış, dürüst ve fedakar bir gencin, imkansız bir aşka düşmesiyle altüst olan yaşamını odağına alır. Başkarakter, sevdiği kadını dünyanın en mutlu insanı yapmak isterken, hayatın önüne çıkardığı ekonomik zorluklar ve sınıfsal engellerle pençeleşir. Aralarındaki bağ o kadar güçlüdür ki, karakterimiz için dünya sadece sevdiği kadından ibarettir; yani onun "her şeyi" odur.
Ancak bu büyük aşk, beraberinde büyük acıları da getirir. Yanlış anlamalar, gurur meseleleri ve çevredeki insanların bu saf sevgiyi kıskanması, çifti ayrılığın eşiğine sürükler. Karakterimiz, sevdiği kadın uğruna kendi hayallerinden, sağlığından ve hatta onurundan vazgeçecek noktaya gelir. Film, aşkın insanı ne kadar yüceltebileceğini ama aynı zamanda nasıl bir çıkmaza sürükleyebileceğini 80'lerin melankolik atmosferinde ilmek ilmek işler.
Filmin başrolünde, o dönem sesiyle ve filmleriyle geniş kitleleri peşinden sürükleyen Gökhan Güney yer almaktadır. Güney, karakterin yaşadığı o derin aşkı ve çaresizliği sadece oyunculuğuyla değil, filmin içine serpiştirilen damar şarkılarıyla da izleyiciye geçirir. Mahzun bakışları ve samimi duruşuyla "fedakar aşık" tiplemesini başarıyla canlandırır.
Ona eşlik eden kadın başrol oyuncusu, dönemin zarafetini ve hüznünü yansıtan performansıyla Gökhan Güney ile güçlü bir uyum yakalar. Yardımcı oyuncu kadrosunda ise Yeşilçam’ın emektar isimleri yer alarak, hikayeye o bildiğimiz sıcak mahalle dokusunu ve entrikayı katarlar. Oyuncu kadrosu, filmi tipik bir arabesk filmden ziyade, izleyicinin kalbine dokunan bir aşk dramı seviyesine taşır.
Melih Gülgen’in yönetmenliğini üstlendiği yapım, 1985 yılının Türk sinemasındaki duygusal yoğunluğunu tam anlamıyla yansıtır. Film, teknik açıdan dönemin standartlarını yakalarken, özellikle müzik sahnelerindeki ışık ve kurgu kullanımıyla dikkat çeker. Sinematografik olarak İstanbul’un hem pırıltılı hem de karanlık yüzünü birer dekor olarak kullanır. Arabesk dram türünün, müziğin gücünü senaryonun önüne geçirmeden dengeli bir şekilde kullandığı nitelikli bir örnektir.
Gökhan Güney’in sesine ve 80’li yılların o hüzün dolu aşk hikayelerine hayran olanlar bu filmi kaçırmamalı. "Eski aşklar daha derin ve samimiydi" diyen nostalji tutkunları ile duygusal yoğunluğu yüksek filmlerden hoşlanan izleyiciler için biçilmiş kaftandır. Eğer imkansız bir aşkın pençesinde geçen, bol müzikli ve gözyaşı dolu bir Yeşilçam klasiği arıyorsanız, bu film tam size göredir.
Bu film, bir insanın başka birine "her şeyim sensin" diyebilecek kadar büyük bir bağlılık duymasının bedellerini gösterdiği için izlenmelidir. Gökhan Güney’in en popüler şarkılarının hikayeyle bütünleştiği sahneler, izleyiciyi adeta o yılların duygu dünyasına hapseder. Saf bir sevginin, dünyanın kalleşliği karşısında verdiği o onurlu ama hüzünlü savaşı görmek adına değerlidir. 80'lerin o naif ruhunu ve aşkın kutsallığını anlatan en samimi yapımlardan biri olması, onu izlenmeye değer kılar.
Koşulsuz Sevgi: Bir insanın varlığını tamamen başka birine endekslemesi.
Fedakarlık ve Kayıplar: Aşk uğruna vazgeçilen hayaller ve ödenen ağır bedeller.
Sınıfsal Çatışma: Maddi imkansızlıkların ve sosyal statünün saf duygular üzerindeki yıkıcı etkisi.
Eğer Gökhan Güney’in bu duygusal yapımını sevdiyseniz, sanatçının bir diğer klasiği olan Utanıyorum veya yine 85 yılına damgasını vuran Melek Yüzlüm filmlerini izleyebilirsiniz. Ayrıca benzer bir tutkulu aşkı konu alan Ferdi Tayfur’un Yaktı Beni filmi de bu türün en güçlü alternatiflerindendir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...