
Film, genç ve güzel bir kadın olan Hicran’ın, sevdiği adamla kurduğu mutlu yuvanın trajik bir şekilde dağılmasını konu alır. Hicran, zengin bir ailenin oğluyla evlenir ancak kaynanasının bitmek bilmeyen baskıları ve sınıfsal küçümsemeleriyle karşılaşır. Bir iftira sonucu evinden ve çocuğundan koparılan Hicran, hayatın en karanlık yollarına sürüklenir.
Yıllar süren ayrılık boyunca Hicran, evladına kavuşma umuduyla yaşarken, bir yandan da onurunu korumaya çalışır. Kader, yıllar sonra anne ve kızı şaşırtıcı ve bir o kadar da acı verici bir şekilde karşı karşıya getirecektir. Bir dram filmi olarak Hicran, izleyiciye "Anne sevgisi her türlü engeli aşar mı?" sorusunu sordururken, Yeşilçam'ın o meşhur tesadüflerle örülü kurgusuyla duyguları zirveye taşır.
Türkan Şoray (Hicran): Şoray, bu filmde "acı çeken kadın" rolündeki ustalığını konuşturur. Karakterin gençlikteki masumiyetinden, yıllar sonraki yorgun ve kederli haline geçişi sinematografik açıdan oldukça etkileyicidir.
Murat Soydan: Hicran’ın eşi rolünde, sevdiği kadın ile ailesi arasında kalan, vicdan azabı çeken jön karakterini başarıyla canlandırır.
Hülya Tuğlu: Filmin çatışma noktalarından birini oluşturan, hikayeye entrika katan karakterlerden biridir.
Aliye Rona: Yine o meşhur "sert ve otoriter kadın/kaynana" rolüyle, Hicran’ın hayatını cehenneme çeviren figür olarak devleşir.
Yönetmenliğini Metin Erksan’ın üstlendiği bu yapım, Erksan'ın 1950'lerdeki "Toplumcu Gerçekçi" çizgisinden uzaklaşıp Yeşilçam'ın popüler melodram kalıplarına daha yakın durduğu bir dönem eseridir. Ancak Erksan'ın rejisi, filmi sıradan bir gözyaşı filminden ayırarak sahnelerdeki kompozisyon ve ışık kullanımıyla sanatsal bir derinlik kazandırır.
Filmin temposu, trajedi üzerine kurulu olduğu için oldukça yoğundur. Müzikler, sahnelerin duygusal etkisini artırmak amacıyla dönemin popüler damar şarkıları ve hüzünlü melodileriyle harmanlanmıştır. Siyah-beyaz dönemden renkli döneme geçişin tüm ihtişamını Türkan Şoray’ın kostümleri ve İstanbul manzaralarıyla görebiliriz.
Türkan Şoray Efsanesi: Sultan'ın en hüzünlü ve oyunculuk gücü yüksek performanslarından birine şahitlik etmek için.
Yeşilçam Klasikleri: Klasik bir "anne-kız" kavuşma hikayesinin en dokunaklı örneklerinden birini görmek için.
Metin Erksan Dokunuşu: Büyük ustanın melodram türündeki estetik anlayışını incelemek için.
Yıl: 1972
Tür: Dram / Melodram
Tema: Anne sevgisi, iftira, sınıfsal ayrım ve fedakarlık.
Dikkat Çeken Detay: Film, Türkan Şoray’ın "ağlama sahnelerindeki" ikonik başarısıyla o dönem gişede büyük yankı uyandırmıştır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...