
Dram

Sabahat

Zümrüt

Bekir

Handan

Tiraje

Şadi

Şaziye

Temel Ağa

Adil

Osman
Hicran Sokağı, İstanbul’un eski ve sıcak mahalle kültürünün son demlerini yaşadığı bir sokağa odaklanıyor. Film, bu sokakta yaşayan insanların birbirine dolanmış hayatlarını, geçmişten gelen sırlarını, yarım kalmış aşklarını ve bitmek bilmeyen umutlarını odağına alıyor. Her kapının ardında farklı bir dramın yaşandığı Hicran Sokağı, aslında kaybolmaya yüz tutmuş insani değerlerin ve komşuluk ilişkilerinin bir panoramasını sunuyor.
Hikâye, mahalle sakinlerinin kendi içlerindeki çatışmaları ve toplumsal değişim karşısındaki duruşlarını işlerken; sevginin, fedakârlığın ve hüznün iç içe geçtiği bir anlatı kuruyor. Yerli filmler arasında adeta bir saygı duruşu niteliği taşıyan yapım, izleyiciyi bugünün karmaşasından alıp dünün naif ve bir o kadar da acı dolu günlerine götürüyor. Karakterlerin her biri, sokağın ismine yaraşır bir hicran (ayrılık acısı) taşırken, bu acıların paylaşılarak nasıl hafiflediğine de tanıklık ediyoruz.
Filmin en dikkat çekici özelliği, Türk sinemasının "altın çağını" temsil eden dev bir kadroyu bünyesinde barındırmasıdır. Ahu Tuğba, Selda Alkor, Engin Çağlar, Bülent Kayabaş ve Hülya Koçyiğit gibi isimlerin yer aldığı bu geniş ensemble kadro, her sahnede oyunculuk dersi veriyor. Oyuncuların her biri, canlandırdıkları karakterlere Yeşilçam’ın o kendine has ruhunu ve derinliğini katmayı başarıyor.
Özellikle yan rollerde görünen efsane isimler, filme sadece bir sinema eseri değil, aynı zamanda yaşayan bir tarih belgesi niteliği kazandırıyor. Performanslardaki samimiyet ve editoryal bir bakış açısıyla söylenebilir ki; oyuncular rollerini oynamaktan ziyade, temsil ettikleri dönemin ruhunu ekrana yansıtıyorlar.
Senaryo yazarlığı dalında Guinness Rekorlar Kitabı'na giren usta isim Safa Önal’ın yönetmen koltuğunda oturduğu yapım, klasik bir melodram yapısına sahip. Film, sinematografik kaygılardan ziyade duygusal etkiye ve nostaljik bir "merhaba"ya odaklanıyor. Temponun ağır ama akıcı olduğu filmde, müzik kullanımı duygusal yükü artırmak için stratejik bir araç olarak tercih edilmiş.
Yerli filmler içerisinde nostaljik bir köprü görevi gören Hicran Sokağı, modern sinemanın hızlı kurgusuna alışık olanlar için farklı bir deneyim sunabilir. Ancak anlatım dilindeki naiflik ve Yeşilçam geleneklerine bağlılık, filmi türün meraklıları için vazgeçilmez bir eser haline getiriyor. Yönetmen Safa Önal, kendi yazdığı dünyayı çekerken izleyiciye tanıdık, sıcak ama bir o kadar da melankolik bir evren vaat ediyor.
Bu yapım, her şeyden önce Yeşilçam sinemasına gönül vermiş, o dönemin yıldızlarını aynı karede görmenin heyecanını yaşayan izleyiciler için bir hazinedir. Ailecek izlenebilecek, duygusal yoğunluğu yüksek bir aile filmi arayanlar için de son derece uygundur. Eğer insan ilişkilerinin derinliğini, komşuluğun önemini ve eski İstanbul ruhunu özleyen bir sinemaseverseniz, Hicran Sokağı sizi içine çekecektir.
Hicran Sokağı’nı izlemek için en geçerli neden, Türk sinema tarihine damga vurmuş onlarca ismi bir arada görebilme imkânıdır. Bir nevi "ustalara saygı" kuşağı niteliğindeki bu film, sinemamızın köklerine dair çok şey söylüyor. Ayrıca günümüzün mekanikleşen dünyasında, duyguların bu kadar saf ve duru işlendiği hikâyelere olan özlemi gidermesi bakımından da değerlidir.
Nostalji ve Geçmişe Özlem: Kaybolan mahalle kültürü ve eski değerlerin yüceltilmesi.
Hüzün ve Ayrılık: Karakterlerin hayatlarına sinmiş olan "hicran" duygusu ve yalnızlık.
Dayanışma: Acıların paylaşılarak azalması ve komşuluk bağlarının gücü.
Fedakârlık: Sevgi uğruna vazgeçilen hayatlar ve gösterilen büyük sabır.
Eğer bu filmin yarattığı nostaljik ve dramatik havayı sevdiyseniz, şu yerli filmler listesine de göz atabilirsiniz:
Canım Kardeşim: Saf sevginin ve büyük trajedilerin iç içe geçtiği bir başyapıt.
Selvi Boylum Al Yazmalım: Sevgi, emek ve ayrılık üzerine kurulmuş en büyük epik dramlardan biri.
İkinci Bahar (Dizi/Film tadında): Mahalle kültürünü ve orta yaş sonrası aşkı en samimi işleyen yapımlardan.
Filmin çekimleri sırasında pek çok Yeşilçam oyuncusu, Safa Önal’a olan saygılarından dolayı projede yer almayı gönüllü olarak kabul etmiştir. Film, Yeşilçam’ın veda busesi gibi algılanmış ve çekimler boyunca set, eski dostların buluşma noktasına dönmüştür. Ayrıca Safa Önal, bu filmle uzun bir aradan sonra yönetmenlik koltuğuna geri dönmüştür.
Film, 2007 yılında tamamlanmış ve 2008 yılının başlarında sinemaseverlerle buluşmuştur.
Safa Önal, Türk sinemasında 400’den fazla senaryoya imza atarak bu alanda dünya rekoru kırmış, sinemamızın en önemli kalemlerinden biridir.
Filmde, 50'ye yakın Yeşilçam yıldızı ve tanınmış oyuncu irili ufaklı rollerle izleyici karşısına çıkmaktadır; bu yönüyle Türk sinemasında bir ilktir.
Film, İstanbul'un tarihi dokusunu koruyan çeşitli semtlerinde ve özel olarak hazırlanan mahalle platolarında çekilmiştir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...