
Will Francis (Jude Law), Londra’da yaşayan başarılı bir peyzaj mimarıdır. Sevgilisi Liv (Robin Wright) ve onun otizmli kızı ile birlikte kurduğu düzenli, steril ve üst orta sınıf hayatı, yeni ofisini kentin daha tekinsiz ve yoksul bölgelerinden birine taşımasıyla sarsılır.
Ofisi defalarca soyulan Will, güvenlik önlemlerinin yetersiz kalması üzerine adaleti kendi eline almaya karar verir ve bir gece ofisin önünde nöbet tutar. Hırsızı takip ettiğinde, karşısına Bosna’dan gelen savaş mağduru bir göçmen olan Amira (Juliette Binoche) ve onun ergenlik çağındaki oğlu Miro çıkar. Will, polise gitmek yerine bu insanların dünyasına girmeyi tercih eder. Ancak Amira ile kurduğu bu tehlikeli ve tutkulu bağ, sadece profesyonel hayatını değil, kendi vicdanını ve mevcut ilişkisini de geri dönülemez bir şekilde değiştirecektir.
Film, Avrupa sinemasının en güçlü isimlerini bir araya getiriyor:
Jude Law (Will Francis): Başarı ve refah içindeki hayatının boşluğunu, bir suçun peşinden giderek doldurmaya çalışan karmaşık bir karakteri başarıyla canlandırıyor.
Juliette Binoche (Amira): Oğlunu korumaya çalışan, geçmişin izlerini taşıyan ve Will’in hayatındaki tüm dengeleri altüst eden Bosnalı anne rolünde devleşiyor.
Martin Freeman: Will’in iş ortağı ve yakın dostu olarak, hikâyeye daha rasyonel bir bakış açısı getiriyor.
Robin Wright (Liv): Will’in hayatındaki melankolik ve mesafeli sevgilisi rolünde izleyiciyi etkiliyor.
Ed Westwick (Miro): Kariyerinin başındaki oyuncu, hırsızlık yapan genç Miro karakteriyle hikâyenin suç odağını oluşturuyor.
Anthony Minghella’nın Rejisi: Yönetmen, büyük prodüksiyonların aksine bu filmde daha samimi, karakter odaklı ve kentsel dönüşümle insan psikolojisini paralelleştiren bir dil kullanıyor.
Sınıf Çatışması: Londra’nın zengin semtleri ile göçmenlerin yaşadığı arka sokaklar arasındaki keskin tezatı, bir aşk ve suç hikâyesi üzerinden ustalıkla veriyor.
Gabriel Yared’in Müzikleri: İngiliz Hasta’da da Minghella ile çalışan Yared, filmin melankolik ve gergin atmosferini destekleyen muazzam bir müzik altyapısı sunuyor.
Ahlaki İkilemler: "Doğru olan nedir?" sorusunu sorduran, karakterlerin hatalarıyla onları daha "insan" kılan bir senaryo.
İstila (Sızma): Sadece evlerin değil, kalplerin ve sırların da izinsizce fethedilmesi.
Merhamet ve Adalet: Suçlunun arkasındaki hikâyeyi gördüğümüzde adaletin nasıl şekillendiği.
Yabancılaşma: Modern insanın kendi konforlu dünyasında hissettiği boşluk ve bu boşluğu riskli arayışlarla doldurma çabası.
Film, Anthony Minghella’nın 2008 yılındaki vefatından önce yönettiği son sinema filmidir. Bu yönüyle usta yönetmenin sinemasındaki insancıl ve zarif dokunuşların son örneği olarak özel bir yere sahiptir.
Toplam 1 adet

Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...