
Komedi, Dram, Müzik

Jean Vereecken

Marva Vereecken

Willy Van Outreve

Debbie

Michael Jensen

Chantal Vereecken

Gaby

Lizzy

Knappe man

NTO directeur
Jean Vereecken (Josse De Pauw), işini yeni kaybetmiş, orta yaşlı ve hayalleri olan sıradan bir işçidir. En büyük tutkusu, sesinin pek de iyi olmadığını bildiği kızı Marva’yı bir pop yıldızı yapmaktır. Marva, babasının zoruyla her hafta sonu yerel şarkı yarışmalarına katılır ancak her seferinde başarısız olur.
Bir gün Jean, tesadüfen ülkenin en ünlü pop kraliçesi Debbie’yi kaçırır. Ancak Jean profesyonel bir suçlu değildir; tek istediği fidye değil, kızının müzik dünyasında bir şans yakalamasıdır. Debbie’nin menajeriyle pazarlık yaparak, Debbie’yi serbest bırakma karşılığında Marva’nın şarkısının radyolarda çalınmasını ve kızının ünlü olmasını talep eder. Olaylar bir medya çılgınlığına dönüşürken film, şöhretin yapaylığını ve bir babanın saf ama tehlikeli sevgisini gözler önüne serer.
Yönetmen: Dominique Deruddere.
Josse De Pauw: Jean rolünde, kızının iyiliği için her şeyi göze alan ama aslında kendi hayallerini kızına yansıtan trajikomik babayı harika canlandırır.
Eva van der Gucht: Marva rolünde, babasının hırsları ile kendi gerçekliği arasında sıkışmış genç kızı büyük bir doğallıkla oynar.
Thekla Reuten: Kaçırılan pop yıldızı Debbie rolünde, parıltılı hayatın arkasındaki boşluğu yansıtır.
Iedereen beroemd!, günümüzün sosyal medya ve reality show çılgınlığından çok önce, "ünlü olma" takıntısını ve medyanın manipülasyon gücünü çok iyi öngörmüş bir filmdir. Film, Hollywood tarzı bir kaçırma hikâyesini alıp onu Belçika’nın mütevazı ve gri sokaklarına taşıyarak absürt bir mizah yaratır.
Oscar adaylığı alması, filmin sadece yerel bir hikâye olmadığını, "15 dakikalık şöhret" arzusunun evrensel bir insanlık durumu olduğunu kanıtlamıştır. Hem güldüren hem de hüzünlendiren yapısıyla, sistemin saçmalığını eleştirirken kalbini de doğru yerde tutmayı başarır.
Bu filmi izlemek için en büyük sebep, şöhret kavramına getirdiği insancıl yaklaşımdır. Film, kötü adamlar ve kahramanlar yaratmak yerine, hepimizin içindeki "önemli biri olma" isteğiyle dalga geçer. Ayrıca müzikleri ve Marva’nın o "pek de muhteşem olmayan" sesine rağmen kazandığı popülarite, izleyiciye keyifli ve ironik bir deneyim sunar.
Şöhret Tutkusu: Yetenekten bağımsız olarak sadece tanınmış olmanın bir amaç haline gelmesi.
Baba-Kız İlişkisi: Bir ebeveynin çocuğunun hayatını kendi hayalleriyle ne kadar kontrol edebileceği.
Medya Eleştirisi: Haberlerin ve popülerliğin nasıl üretildiği ve tüketildiği.
Sınıfsal Hayaller: İşçi sınıfının, televizyon dünyasındaki parıltılı hayata duyduğu özlem.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...