

Forrest Tucker

John Hunt

Jewel

Teddy

Waller

Maureen

Abilene

Tyler

Mr. Owens

Lt. Kelly
Film, gerçek bir figür olan Forrest Tucker’ın inanılmaz hayat hikâyesine dayanıyor. Tucker, hayatının büyük bir kısmını banka soyarak ve hapishanelerden kaçarak (tam 18 kez!) geçirmiş profesyonel bir soyguncudur. Ancak onu diğer suçlulardan ayıran bir özellik vardır: Forrest, bankaları nezaketle, gülümseyerek ve kimsenin canını yakmadan soymaktadır.
70’li yaşlarında olmasına rağmen, "Fazla Mesai Çetesi" adını verdiği ekibiyle banka soymaya devam eden Forrest, bir kaçış sırasında Jewel adında dul bir kadınla tanışır ve ona aşık olur. Diğer yandan, genç ve hırslı bir dedektif olan John Hunt, bu "kibar" soyguncunun izini sürmeye başlar. Film, Forrest’ın yakalanma riskine rağmen tutkusundan (soymaktan ziyade o heyecanı yaşamaktan) vazgeçemeyişini keyifli bir dille anlatır.
Film, sinema dünyasının dev isimlerini bir araya getirerek tam bir oyunculuk ziyafeti sunuyor:
Robert Redford (Forrest Tucker): Karizmasıyla filmi tek başına sürüklüyor. Karakterin maceracı ruhunu o kadar iyi yansıtıyor ki, suç işlemesine rağmen ona kızamıyorsunuz.
Sissy Spacek (Jewel): Forrest’ın hayatına giren dinginlik ve sevgi kaynağı. Redford ile aralarındaki kimya, filmin en güçlü yanlarından biri.
Casey Affleck (Dedektif John Hunt): Forrest’a hayranlık duyan, onu yakalamaya çalışırken aslında hayata karşı kendi tutkusunu sorgulayan dedektif rolünde harika bir performans sergiliyor.
Danny Glover ve Tom Waits: Forrest’ın çetesinin diğer "ihtiyar" üyeleri olarak filme renk katıyorlar.
Yönetmen David Lowery, filmi 1970’lerin sinema estetiğiyle (grenli görüntüler, yumuşak geçişler) çekerek nostaljik bir atmosfer yaratmış. Film, bir suç filminden ziyade bir karakter portresi ve yaşam güzellemesi tadında. Aksiyon ve patlama sahneleri yerine; bakışlara, gülümsemelere ve hayattan keyif alma felsefesine odaklanıyor. Redford’un gerçek hayattaki kariyerine de bir saygı duruşu niteliği taşıyan yapım, izleyiciye "Önemli olan ne yaptığın değil, onu yaparken ne kadar mutlu olduğundur" mesajını fısıldıyor.
Hızlı kurgulu, şiddet dolu soygun filmlerinden sıkılanlar, nostaljik sinemayı özleyenler ve usta oyunculuk izlemek isteyenler için biçilmiş kaftan. Eğer Ocean's Eleven serisinin çok daha sakin, insancıl ve "eski toprak" bir versiyonunu merak ediyorsanız bu filmi mutlaka izlemelisiniz.
Robert Redford gibi bir efsaneyi son kez başrolde, üstelik ona çok yakışan "kibar soyguncu" rolünde izlemek paha biçilemez. Film bittiğinde yüzünüzde tatlı bir tebessüm bırakıyor ve hayatın her döneminde maceranın mümkün olduğunu hatırlatıyor. Sinemanın o eski, samimi ve naif günlerine dönmek için harika bir bahane.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...