
Down sendromlu genç bir adam olan Zak, profesyonel bir güreşçi olma hayaliyle yaşadığı bakım evinden kaçar. Tek amacı, idolü olan "The Salt Water Redneck"in güreş okuluna ulaşmaktır. Kaçış yolculuğu sırasında, başı yasalarla dertte olan ve geçmişinden kaçan balıkçı Tyler ile karşılaşır.
Başta birbirine tamamen zıt görünen bu ikili, nehirler ve bataklıklar boyunca sürecek bir yolculuğa çıkarlar. Tyler, Zak’e hayatta kalmayı ve kendi ayakları üzerinde durmayı öğretirken; Zak de Tyler’a uzun zamandır unuttuğu yaşama sevincini ve dostluğu hatırlatır. Peşlerine düşen bakım evi görevlisi Eleanor ile birlikte, bu sıra dışı ekip kendilerini hem fiziksel hem de ruhsal bir serüvenin içinde bulur.
Filmin en büyük gücü, başrol oyuncuları arasındaki doğal ve içten kimyadır:
Zack Gottsagen (Zak): Gerçek hayatta da Down sendromlu olan Gottsagen, filmin kalbi konumunda. Performansı o kadar doğal ki, izleyiciyi karakterine anında aşık ediyor.
Shia LaBeouf (Tyler): Kariyerinin en samimi ve "toprak kokan" performanslarından birini sergiliyor. Zak ile kurduğu abi-kardeş bağı filmin ruhunu oluşturuyor.
Dakota Johnson (Eleanor): Zak’i korumaya çalışan ama yolculuk boyunca özgürlüğün anlamını yeniden keşfeden karakteriyle hikâyeyi dengeliyor.
Bruce Dern ve Jon Bernthal: Yardımcı rollerde filme derinlik katan usta isimler olarak karşımıza çıkıyor.
Yönetmenler Tyler Nilson ve Michael Schwartz, bu filmi aslında Zack Gottsagen ile tanıştıktan sonra tamamen onun yeteneğini dünyaya göstermek için yazdılar. Film; macera, dram ve komediyi harika bir dengede tutuyor. Amerika’nın güney eyaletlerinin o salaş ama büyüleyici atmosferi, görüntü yönetimiyle birleşerek izleyiciyi huzurlu bir yolculuğa davet ediyor. Engellilik konusunu ajitasyon yapmadan, aksine güçlendirici bir perspektifle anlatması filmi çok değerli kılıyor.
Hayatın zorlukları arasında küçük bir mola verip ruhunu dinlendirmek isteyenler.
Samimi yol hikâyelerini (Road Movies) sevenler.
Ön yargıların yıkılışını ve saf dostluğun gücünü izlemekten keyif alanlar.
Bu film, "insan olmanın" güzelliğine dair bir hatırlatıcı gibi. Zak’in saf cesareti ve Tyler’ın sadakati, izleyiciye dünyada hâlâ iyi şeylerin olduğunu hissettiriyor. Film bittiğinde kendinizi gülümsediğiniz ve hayatın küçük detaylarına daha minnettar baktığınız bir noktada bulabilirsiniz. Modern sinemanın en içten "kendini iyi hisset" (feel-good) filmlerinden biri.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...