
Thomas Crown (Pierce Brosnan), her şeye sahip, çok zengin ve başarılı bir iş adamıdır. Ancak paranın satın alamayacağı tek şeyi, yani "heyecanı" aramaktadır. Bu adrenalin tutkusuyla, New York'taki Metropolitan Sanat Müzesi'nden paha biçilemez bir Monet tablosunu, imkansız görünen zekice bir planla çalar.
Sigorta şirketi adına bu hırsızlığı araştırması için tutulan dedektif Catherine Banning (Rene Russo), en az Crown kadar zeki, şüpheci ve hırslıdır. Catherine, suçlunun Crown olduğundan emindir ancak bunu kanıtlaması gerekmektedir. İkili arasında başlayan kedi-fare oyunu, kısa sürede karşılıklı bir hayranlığa ve tehlikeli bir aşka evrilir. Kimin kimi tuzağa düşürdüğü ise son ana kadar belirsiz kalacaktır.
Pierce Brosnan (Thomas Crown): James Bond karizmasını, entelektüel bir hırsızın zekasıyla birleştiriyor. Rolü için o kadar uygundur ki, karakterin kibri bile izleyiciye çekici gelir.
Rene Russo (Catherine Banning): Güçlü, bağımsız ve baştan çıkarıcı dedektif rolünde kariyerinin en iyi performanslarından birini sergiliyor. Crown ile olan kimyası filmin başarısının anahtarıdır.
Denis Leary: Olayı çözmeye çalışan ancak iki ana karakterin zekası altında ezilen polis dedektifi rolünde filme denge katıyor.
Faye Dunaway: 1968 yapımı orijinal filmde dedektifi oynayan aktris, bu versiyonda Crown'ın psikiyatristi olarak harika bir selam duruşu (cameo) sergiliyor.
Zekice Kurgulanmış Soygun: Filmin başındaki ve sonundaki müze sahneleri, sinema tarihinin en yaratıcı ve estetik soygun sekansları arasında yer alır.
Görsel Estetik: New York’un lüks yaşamı, şık kıyafetler ve sanat eserleriyle donatılmış sahneler tam bir görsel şölen sunuyor.
Yetişkinlere Yönelik Romantizm: Aksiyonun içine serpiştirilmiş, olgun ve sofistike bir aşk hikayesi arayanlar için biçilmiş kaftan.
Müzikler: Bill Conti’nin hazırladığı müzikler ve Nina Simone'un "Sinnerman" şarkısının kullanıldığı efsanevi final sahnesi unutulmazdır.
Heyecan Arayışı: Maddi tatminin bittiği yerde insanın sınırlarını zorlama arzusu.
Güven ve İhanet: İki profesyonelin, iş ve aşk arasındaki ince çizgide yürürken birbirlerine ne kadar güvenebilecekleri.
Sanat ve Değer: Sanatın sadece bir yatırım aracı mı yoksa tutku dolu bir hırs nesnesi mi olduğu.
Filmin finalindeki o meşhur "bol şapkalı" sahne, sürrealist ressam René Magritte’in "Adamın Oğlu" (The Son of Man) tablosuna yapılmış dahi bir göndermedir. Bu sahne, Thomas Crown'ın sadece bir hırsız değil, bir sanat aşığı olduğunu da kanıtlar.
Toplam 1 adet

Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...