
Komedi, Romantik

Veronica

Abel

Zed

Mike

Ernest
Mutt

Alison

The Gloved One

Waiter
Nana Kitty Cat
Veronica, hayatına giren iki farklı erkek arasında kalan ama hiçbirinden vazgeçemeyen özgür ruhlu bir kadındır. Erkeklerden biri, hassas, duygusal ve romantik bir yazar olan Abel; diğeri ise tutkulu, enerjik ve serseri ruhlu bir davulcu olan Zed’dir. Veronica, bu iki zıt karakterin kendisine sunduğu farklı dünyalara aynı anda ihtiyaç duyduğunu fark eder. Geleneksel toplumun "tek eşlilik" dayatmasına karşı çıkarak, her iki adamla da aynı anda bir ilişki yaşamaya başlar.
Ancak bu sıra dışı üçlü yaşam, Veronica’nın hamile kalmasıyla beklenmedik bir dönemece girer. Çocuğun babasının kim olduğu belli değildir ve bu durum, kurdukları hassas dengenin sarsılmasına neden olur. Yönetmen Gregg Araki’nin imzasını taşıyan bu yabancı film, izleyiciyi aşkın tanımlarını yeniden yapmaya zorlarken, 90’lı yılların sonundaki Los Angeles’ın stilize ve parlak atmosferinde absürt bir yolculuğa çıkarıyor.
Filmin merkezinde, karizmasıyla büyüleyen Kathleen Robertson yer alıyor. Robertson, Veronica rolünde karakterin kararsızlığını değil, aksine ne istediğini bilen ve duygularının peşinden giden cesur tavrını başarıyla yansıtıyor. Abel rolünde izlediğimiz Johnathon Schaech, entelektüel ve kırılgan aşık portresini tamamlarken; Matt Keeslar ise Zed karakteriyle filme vahşi bir enerji katıyor.
Üçlü arasındaki kimya, filmin inandırıcılığını sağlayan en önemli unsur. Karakterlerin birbirleriyle olan çatışmaları ve bir araya geldiklerinde oluşturdukları o tuhaf uyum, izleyiciyi bu alışılmadık aşk üçgenine ikna ediyor. Oyuncuların bu dinamik performansı, yapımı sadece bir romantik komedi olmaktan çıkarıp modern ilişkiler üzerine bir karakter çalışmasına dönüştürüyor.
Yönetmen Gregg Araki, genellikle yeraltı ve sert temaları işlediği "New Queer Cinema" akımından biraz uzaklaşarak, bu filmde daha parlak, daha "pop" ve daha hafif bir anlatım dili tercih etmiş. Film, 1930’ların "screwball" komedilerine bir selam gönderirken, bunu 90’ların renkli estetiğiyle birleştiriyor. Sinematografi, Los Angeles’ın güneşli havasını ve karakterlerin iç dünyasındaki iyimserliği vurgulayan canlı renklerle dolu. Tempo, bir müzik klibi tadında hızlı ve eğlenceli ilerliyor.
Modern ilişkilerin karmaşıklığını, tabuların yıkılışını ve aşkın farklı formlarını izlemekten keyif alanlar bu filmi kaçırmamalı. Eğer ana akım aşk hikâyelerinden sıkıldıysanız ve daha bağımsız, renkli ve absürt film örneklerinden hoşlanıyorsanız, İkisini de Sevdim size taze bir bakış açısı sunacaktır. Ayrıca Gregg Araki’nin daha yumuşak ve stilize bir işini merak eden sinemaseverler için de ideal bir seçim.
Film, aşkın sadece iki kişi arasında yaşanması gerektiği kuralına neşeli bir başkaldırı niteliği taşıyor. Görsel tasarımı, retro moda anlayışı ve 90'ların bağımsız sinema ruhunu yansıtan atmosferiyle estetik bir seyir zevki sunuyor. Ciddi bir konuyu (poliamori) yargılamadan, hafif ve eğlenceli bir dille anlatması, yapımı türdaşları arasında oldukça özgün bir konuma yerleştiriyor.
Modern İlişkiler: Geleneksel kalıpların dışında gelişen aşk ve sadakat anlayışı.
Seçim Yapma Zorunluluğu: Toplumun dayattığı kararlar ile bireysel mutluluk arasındaki çatışma.
Aile Kavramı: Biyolojik babalıktan ziyade, sevgi ve sorumlulukla kurulan yeni nesil aile yapısı.
Özgürlük: Duyguları ve arzuları hiçbir kısıtlama olmadan yaşama arzusu.
Bu filmin sunduğu alışılmadık aşk üçgenini sevdiyseniz, yine benzer bir temayı işleyen Design for Living (1933) klasiğine veya daha modern bir tonda olan Vicky Cristina Barcelona filmine göz atabilirsiniz. Ayrıca ilişkileri absürt bir dille ele alan The Doom Generation, yönetmenin diğer işlerini merak edenler için iyi bir film önerisi olabilir.
Film, Gregg Araki’nin "Teen Apocalypse Trilogy" serisinden sonra çektiği, ton olarak çok daha neşeli olan ilk yapımıdır.
Filmdeki parlak renk kullanımı ve set tasarımları, yönetmenin klasik Hollywood romantik komedilerine duyduğu hayranlığın bir sonucudur.
Film, Sundance Film Festivali gibi bağımsız sinemanın önemli duraklarında gösterilerek eleştirmenlerin dikkatini çekmiştir.
Film, geleneksel olmayan bir yaşam biçiminin de kendi içinde huzur ve mutluluk bulabileceğini gösteren, umut verici ve neşeli bir finalle noktalanıyor.
Hayır, film Gregg Araki tarafından yazılmış özgün bir senaryoya sahiptir ve tamamen yönetmenin stilize dünyasını yansıtmaktadır.
Film ilişkileri merkezine alsa da, bunu daha çok duygusal karmaşa ve romantik komedi unsurları üzerinden işler; görsel olarak daha çok estetiğe ve renk paletine odaklanır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...