
Komedi, Dram, Gerilim

Gabrielle Deneige

Paul Andre Claude Gaudens

Charles Denis, dit Saint-Denis

Capucine Jamet

Geneviève Gaudens

Marie Deneige

Dona Saint-Denis

Denis Deneige

Self

Gérard Briançon
Gabrielle Deneige, Lyon’da yaşayan, hayat dolu ve gelecek vadeden bir televizyon sunucusudur. Genç kadının yolu, şehrin entelektüel çevrelerinde saygı gören ancak narsist bir kişiliğe sahip yaşlı yazar Charles Saint-Denis ile kesişir. Gabrielle, yazarın tecrübesine ve karizmasına kapılarak kendisini tehlikeli bir aşk üçgeninin içinde bulur. Ancak bu ilişkinin bir diğer köşesinde, Gabrielle’e takıntılı bir aşkla bağlı olan, zengin ve dengesiz bir mirasçı olan Paul Gaudens vardır.
Gabrielle, bir yanda entelektüel ama sömürücü bir yazarın duygusal oyunları, diğer yanda ise kontrolcü ve kıskanç bir aristokratın baskısı arasında kalır. Paul ve Charles arasındaki rekabet, Gabrielle’i sadece duygusal olarak değil, toplumsal olarak da bir yıkıma doğru sürükler. Film, adını bir sihirbazlık numarasından alsa da, Gabrielle’in hikâyesi gerçek hayatta iki erkek, iki dünya ve iki farklı ahlak anlayışı arasında parçalanan bir kadının trajedisini sunar.
Filmin başrolünde, duru güzelliği ve kırılgan performansıyla Ludivine Sagnier yer alıyor. Sagnier, Gabrielle’in masumiyetten hayal kırıklığına uzanan yolculuğunu büyük bir ustalıkla yansıtıyor. Ona eşlik eden usta oyuncu François Berléand, Charles rolünde kibirli ve manipülatif bir karakteri adeta yaşatırken; Benoît Magimel, Paul rolünde zenginliğin getirdiği şımarıklığı ve öfke patlamalarını tüyler ürpertici bir doğallıkla sergiliyor.
Kadronun geri kalanında yer alan yan karakterler, Fransız burjuvazisinin o dışarıdan kusursuz görünen ama içeriden çürümüş yapısını tamamlayan birer parça görevi görüyor. Oyuncuların arasındaki gerilim, filmin sessiz ama derinden ilerleyen huzursuzluğunu besleyen en temel unsur.
Fransız sinemasının ustalarından Claude Chabrol, bu filmde "burjuvazi eleştirisi" geleneğini sürdürüyor. Yönetmen, bir kadının iki erkek tarafından bir nesne gibi paylaşılma çabasını, sinematografik bir şıklıkla ama bir o kadar da acımasızca işliyor. Tempo, bir Chabrol klasiği olarak ağır ama katmanlı ilerliyor. Anlatım dili, izleyiciye bir aşk hikâyesi vaat ederken aslında bir güç mücadelesi ve toplumsal ikiyüzlülük otopsisi sunuyor.
Klasik Fransız dramlarını seven, karakter analizlerine önem veren ve insan doğasının karanlık yönlerini keşfetmekten hoşlanan izleyiciler bu filmi mutlaka izlemeli. Eğer gerilim ve dramın iç içe geçtiği, entelektüel altyapısı güçlü yapımları tercih ediyorsanız, bu film beklentilerinizi karşılayacaktır. Ayrıca toplumsal sınıflar arasındaki çatışmaları merak eden sinema tutkunları için de oldukça zengin bir malzeme sunuyor.
Film, izleyiciyi "sevgi" ve "mülkiyet" arasındaki o ince çizgiyi sorgulamaya zorluyor. Göz alıcı mekanların ve şık kıyafetlerin ardında gizlenen ahlaki çöküşü, Claude Chabrol’un keskin zekasıyla izlemek benzersiz bir deneyim. Karakterlerin her birinin kendi içinde haklı ama bir o kadar da kusurlu oluşu, hikâyeyi tek boyutlu olmaktan çıkarıp derin bir insanlık dramasın dönüştürüyor.
Mülkiyet ve Tutku: Bir kadının, erkeklerin gözünde bir bireyden ziyade sahip olunması gereken bir "nesne"ye dönüşmesi.
Sınıfsal İkiyüzlülük: Üst sınıfın kapalı kapılar ardındaki yozlaşmış ilişkileri ve sahte ahlak anlayışı.
Manipülasyon: Entelektüel ve ekonomik gücün, duygusal ilişkilerde bir silah olarak kullanılması.
İntikam: Geçmişin hesaplarının ve reddedilmişliğin yol açtığı yıkıcı sonuçlar.
Claude Chabrol’un diğer başyapıtları olan La Cérémonie veya Un Femme Infidèle (Sadakatsiz Kadın) benzer temaları işleyen mükemmel örneklerdir. Ayrıca, tutku ve takıntının bir kadının hayatını nasıl etkilediğini görmek isterseniz François Truffaut imzalı The Story of Adele H. veya daha modern bir yaklaşımla Match Point gibi film önerileri ilginizi çekebilir.
Film, 20. yüzyılın başında Amerika'da yaşanmış olan "Thaw-White" davasından (ünlü mimar Stanford White’ın öldürülmesi) esinlenilerek günümüz Fransa’sına uyarlanmıştır.
Filmin adı, bir sahnede Gabrielle’in asistanlık yaptığı sihirbazlık numarasına doğrudan bir göndermedir.
Claude Chabrol, bu filmiyle "Fransız Hitchcock" lakabını ne kadar hak ettiğini, kurduğu psikolojik gerilim atmosferiyle bir kez daha kanıtlamıştır.
Sihirbazlık numarası, Gabrielle’in hem iki erkek arasındaki bölünmüşlüğünü hem de toplum önünde sergilediği maske ile iç dünyası arasındaki parçalanmışlığı simgeler.
Evet, film 1906 yılında New York’ta yaşanan ve "Yüzyılın Davası" olarak bilinen mimar Stanford White cinayetinden esinlenilerek kurgulanmıştır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...