

Bahar

Isa

Serap
Mehmet

Arif
Guven

Taksici

İsa'nın Annesi

İsa'nın Babası
Aktör
İsa, üniversitede dersler veren, entelektüel ama duygusal olarak boşlukta olan bir mimardır. Genç sevgilisi Bahar ile çıktıkları Kaş tatilinde, güneşin kavurucu sıcağı altında ilişkilerinin son demlerini yaşamaktadırlar. Aralarındaki iletişim, tıpkı Ege’nin o durgun ama tekinsiz suları gibi, yüzeyde sakin görünse de derinlerde fırtınalar koparmaktadır. İsa’nın bencil tavırları ve Bahar’ın bu sessiz şiddet karşısındaki çaresizliği, ilişkilerini kaçınılmaz bir kopuşa sürükler.
Ayrılığın ardından İsa, İstanbul’un gri ve kasvetli havasında eski sevgilisiyle yeniden görüşürken, Bahar bir dizi çekimi için karlar altındaki Ağrı’ya gider. Ancak İsa, içindeki bitmek bilmeyen tatminsizlikle Bahar’ın peşinden Doğu’nun dondurucu soğuğuna doğru bir yolculuğa çıkar. Kaş’ın yakıcı güneşinden Ağrı’nın bembeyaz kar örtüsüne uzanan bu süreçte, karakterlerin içsel iklimleri de dış dünyadaki mevsimlerle paralel olarak değişir; ancak her iki coğrafyada da değişmeyen tek şey, insanın kendi yalnızlığından kaçamayacağı gerçeğidir.
Filmin başrollerini, yönetmen Nuri Bilge Ceylan ve eşi Ebru Ceylan paylaşıyor. Nuri Bilge Ceylan, İsa karakterinde modern insanın kibrini, kararsızlığını ve içsel çürümesini son derece minimalist ama etkileyici bir oyunculukla yansıtıyor. Ebru Ceylan ise Bahar rolünde, kırılganlığı ve sessiz direnişiyle hikâyenin duygusal merkezini oluşturuyor.
Kadrodaki yan rollerde izlediğimiz Nazan Kırılmış, İsa’nın geçmişiyle olan karmaşık bağını temsil ederken; oyuncuların doğal ve abartısız performansları, filmin belgeselvari gerçekçiliğini destekliyor. Nuri Bilge Ceylan’ın kendi ailesini ve yakın çevresini kadroya dahil etmesi, bu dram yapımına eşsiz bir samimiyet ve editoryal derinlik katıyor.
Nuri Bilge Ceylan’ın sinematografisinde görsel estetiğin zirve yaptığı filmlerden biri olan İklimler, dijital çekim tekniğinin sunduğu olanakları en üst seviyede kullanıyor. Filmin temposu, yönetmenin imza tarzı haline gelen uzun planlar ve sessizliklerle şekilleniyor. Anlatım dili, diyaloglardan ziyade karakterlerin yüzlerindeki gölgelere, seslerin yankısına ve doğanın değişimine odaklanıyor. Cannes Film Festivali’nden FIPRESCI ödülüyle dönen yapım, insanın en mahrem ve en karanlık duygularını coğrafi birer metafor olarak işleyen bir başyapıt niteliğinde.
Sanat sinemasına ilgi duyan, olay örgüsünden ziyade karakter analizlerine ve görsel kompozisyonlara odaklanan izleyiciler bu filmi mutlaka izlemeli. Eğer "insan ruhunun mevsimleri" üzerine düşünmeyi seviyor ve minimalist bir dram deneyimi arıyorsanız, İklimler sizi derinden etkileyecektir. Nuri Bilge Ceylan’ın dünya sinemasındaki yerini anlamak isteyen sinemaseverler için de bu film kilit bir duraktır.
Film, bir ilişkinin bitişini sadece bir ayrılık hikâyesi olarak değil, bir varoluşsal sancı olarak ele alıyor. Kaş’ın yakıcı sıcağı ile Ağrı’nın dondurucu soğuğu arasındaki zıtlık, insanın kendi iç dünyasındaki uçurumları temsil ediyor. Görsel olarak her karesi bir fotoğraf karesi kadar titizlikle kurgulanmış olan bu macera, izleyiciye modern insanın iletişim beceriksizliğini ve ruhsal yalnızlığını tüm çıplaklığıyla gösteriyor.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...