
Film, Kars’ın Çıldır Gölü çevresinde, kışın en sert geçtiği günlerde bir grup insanın etrafında şekillenir. Hikayenin merkezinde, köy kahvelerini gezen bir "meddah" veya bir "ozan" gibi hareket eden, anlattığı hikayelerle insanları hem eğlendiren hem de düşündüren Tuncel Kurtiz yer alır. Karlar altındaki coğrafyada, ulaşımın bile imkansız olduğu bir ortamda, insanların en büyük sığınağı birbirlerine anlattıkları hikayeler ve asla vazgeçmedikleri "inatları" olur.
Reis Çelik, filmin senaryosunu yazarken aslında kesin bir metne bağlı kalmamış, bölge halkının doğal tepkilerini ve Tuncel Kurtiz’in muazzam doğaçlama yeteneğini ön plana çıkarmıştır. İki inatçı köylünün bir köprü üzerinde karşılaşması gibi yerel fıkralardan beslenen sahneler, Anadolu insanının saflığını, zekasını ve doğayla olan kadim mücadelesini yansıtır. Bu yapım, bir dram olmasının ötesinde, yok olmaya yüz tutmuş bir anlatı geleneğinin sinematografik kaydıdır.
Filmin tartışmasız devi Tuncel Kurtiz'dir. Kurtiz, filmde hem anlatıcı hem de karakter olarak yer alırken, sinemadaki ustalığını doğaçlama sahnelerle taçlandırıyor. Onun o kendine has ses tonu ve bakışları, filmi bir sinema filminden çok, kış gecesi soba başında dinlenen bir masal haline getiriyor.
Kadroda yer alan diğer isimlerin büyük çoğunluğu ise bölgenin yerel halkıdır. Profesyonel olmayan bu oyuncuların samimiyeti ve doğallığı, filmin editoryal gücünü oluşturan en önemli unsurdur. Reis Çelik, bölge insanını birer figüran olarak değil, hikayenin bizzat sahibi olarak konumlandırarak Türk sinemasında nadir görülen bir gerçeklik yakalamıştır.
İnat Hikayeleri, bir "yol ve insan" filmi. Sinematografik açıdan Çıldır Gölü’nün uçsuz bucaksız beyazlığı ve soğuk atmosferi, hikayelerin sıcaklığıyla tezat oluşturarak büyüleyici bir görsellik sunuyor. Film, geleneksel bir olay örgüsü izlemek yerine, anların ve sözlerin peşinden gidiyor. Tuncel Kurtiz’in bir kızak üzerinde Karlı ovaları aşarken anlattığı hikayeler, izleyiciyi modern dünyanın karmaşasından koparıp insan özüne dair bir yolculuğa çıkarıyor.
Anadolu kültürüne ilgi duyanlar, Tuncel Kurtiz hayranları ve "saf sinema" (pure cinema) arayışında olanlar bu filmi mutlaka izlemeli. Eğer hızlı kurgulardan yorulduysanız ve ruhunuzu dinlendirecek, sizi derin düşüncelere sevk edecek samimi bir yerli film arıyorsanız, İnat Hikayeleri tam size göre.
Bu film, Türk sinemasında doğaçlamanın ve yerel dokunun en başarılı harmanlarından biridir. Tuncel Kurtiz’in anlatıcılığı eşliğinde, kışın ortasında bir sıcaklık bulmak ve "inat" kavramının aslında hayata tutunmak için ne kadar hayati olduğunu anlamak için izlenmelidir. Ayrıca, dijitalleşen dünyada sözlü anlatı geleneğinin nasıl bir güce sahip olduğunu görmek adına eşsiz bir örnektir.
İnsan İnadı: Doğanın ve şartların zorluğuna rağmen geri adım atmama iradesi.
Sözlü Kültür: Hikaye anlatıcılığının (meddahlık) toplumu bir arada tutan gücü.
Doğa ve İnsan: Coğrafyanın insan karakteri üzerindeki belirleyici etkisi.
Mizah ve Dram: En zor şartlarda bile eksik olmayan ince bir zeka ve gülümseme.
Bu filmin şiirsel ve yerel dokusunu sevdiyseniz, Reis Çelik’in bir diğer başarılı yapımı olan Lal Gece veya Nuri Bilge Ceylan’ın taşra üçlemesinden Kasaba ilginizi çekebilir. Ayrıca belgesel ve kurgu arasındaki ince çizgide yürüyen Hakkari'de Bir Mevsim de benzer bir ruhu taşır.
Film, Kars ve Ardahan'ın köylerinde, tamamen doğal mekanlarda ve gerçek kış şartlarında çekilmiştir.
Tuncel Kurtiz ve Reis Çelik, çekimler boyunca bölge halkıyla iç içe yaşamış, birçok hikaye çekim anında gerçek sohbetlerden türetilmiştir.
Film, uluslararası festivallerde "hikaye anlatıcılığı geleneğini sinemaya taşıyan özgün yapısı" nedeniyle birçok övgü ve ödül almıştır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...