

Ingrid Thorburn

Taylor Sloane

Dan Pinto

Ezra O'Keefe

Nicky Sloane

Harley Chung

Nicole
Garth Lafayette

Cindy

Charlotte
Ingrid Thorburn, hayatındaki boşluğu Instagram’daki parlak karelerle doldurmaya çalışan, psikolojik olarak dengesiz genç bir kadındır. Annesinin kaybından sonra iyice yalnızlaşan Ingrid, sosyal medyada takip ettiği Taylor Sloane adındaki bir influencer’ın "mükemmel" hayatına kafayı takar. Taylor’ın paylaştığı fotoğraflar, okuduğu kitaplar ve yediği yemekler Ingrid için bir takıntı haline gelir. Sonunda elindeki parayı toplayıp Taylor’ın yaşadığı Los Angeles’a taşınmaya ve onunla "tesadüfen" tanışıp en yakın arkadaşı olmaya karar verir.
Ingrid, planlı bir şekilde Taylor’ın hayatına dahil olmayı başarır; ancak bu yeni arkadaşlık, göründüğü kadar ışıltılı değildir. Yalanlar üzerine kurulu bu ilişki, Taylor’ın gerçek kişiliği ve Ingrid’in giderek artan saplantısı nedeniyle hızla kontrolden çıkar. Sosyal medyadaki o kusursuz filtrenin ardındaki karanlık gerçekler bir bir dökülürken; film, beğeni butonunun insan psikolojisini ne kadar ileri götürebileceğini gösteren modern bir kâbusa dönüşür.
Aubrey Plaza, Ingrid rolünde kariyerinin en iyi performanslarından birini sergiliyor. Plaza, karakterinin hem korkutucu derecedeki saplantısını hem de izleyicinin içini sızlatan çaresizliğini muazzam bir dengeyle sunuyor. Elizabeth Olsen ise, "bohem-lüks" hayat tarzının vücut bulmuş hali olan Taylor Sloane rolünde, bir influencer’ın yüzeyselliğini ve yapmacıklığını kusursuz bir şekilde yansıtıyor.
O’Shea Jackson Jr., Ingrid’in Batman hayranı ev sahibi Dan rolünde hikâyeye samimi ve eğlenceli bir soluk katarken, Wyatt Russell ise Taylor’ın sanatçı eşi olarak modern sanat dünyasının absürtlüğünü başarıyla temsil ediyor. Oyuncular arasındaki kimya, filmin kara mizah tonunu sürekli canlı tutuyor.
Yönetmen Matt Spicer, ilk uzun metrajlı filminde sosyal medya çağının en sert ve dürüst eleştirilerinden birine imza atmış. Ingrid Batıda, bir kara komedi olarak başlasa da, yavaş yavaş bir psikolojik gerilime evriliyor. Filmin görsel dili, tam da eleştirdiği Instagram estetiğine uygun canlı ve doygun renklerle bezeli; bu da anlatılan hikâyenin ironisini güçlendiriyor. Senaryo, "beğenilme" arzusunun bir insanı nasıl bir canavara veya acınası bir kurbana dönüştürebileceğini zekice işliyor.
Sosyal medyanın hayatımızdaki yerini sorgulayanlar ve modern çağın yalnızlığını anlatan psikolojik dram türündeki yapımları sevenler bu filmi mutlaka izlemeli. Aubrey Plaza’nın o kendine has tuhaf ve karanlık mizahına hayran olanlar için bu yapım bir şölen niteliğinde. Ayrıca, Single White Female gibi "saplantılı arkadaşlık" temalı klasiklerin modern bir yorumunu arayan her sinemasever bu bağımsız sinema örneğinden etkilenecektir.
Bu film, ekranlarımıza düşen her ışıltılı karenin arkasında yatan mutsuzluğu ve sahteliği tokat gibi yüzümüze vuruyor. Sadece bir takıntı hikâyesi değil, aynı zamanda dijital çağda gerçek bir bağ kurmanın ne kadar zorlaştığına dair derin bir analiz sunuyor. Mizahı bazen çok sert olsa da, anlattığı meselenin ciddiyeti ve güncelliği filmi izlenmesi gereken yapımlar arasına sokuyor.
Sosyal Medya ve Kimlik: Sanal dünyadaki imajın gerçek benliğin önüne geçmesi.
Yalnızlık ve Onaylanma İhtiyacı: Dijital beğenilerin, gerçek insani bağların yerini alması.
Akıl Sağlığı: Saplantıların ve yas sürecinin kontrolsüz bir şekilde büyümesi.
Sahtelik: Influencer dünyasının cilalı yüzeyinin altındaki boşluk.
Eğer bu filmin yarattığı huzursuz edici atmosferi ve sosyal medya eleştirisini sevdiyseniz, bir başka dijital çağ kâbusu olan Eighth Grade veya bir kadının hayran olduğu birinin hayatına sızma çabasını anlatan klasik gerilim filmleri ilginizi çekebilir. Ayrıca kara mizah tonuyla The House of Yes de benzer bir tat sunacaktır.
Film, 2017 Sundance Film Festivali’nde "En İyi Senaryo" ödülünü kazanarak büyük dikkat çekmiştir.
Aubrey Plaza, karakterin o tuhaf enerjisini korumak için çekimler boyunca sahnelerin dışındayken bile bazen Ingrid gibi davranmaya devam etmiştir.
Filmdeki Instagram gönderileri ve Taylor Sloane’un evindeki dekorlar, gerçek influencer’ların hesapları incelenerek titizlikle tasarlanmıştır.
Hayır, film bir doğaüstü korku içermez; ancak bir insanın takıntılarının ulaştığı seviye ve karakterin psikolojik durumu izleyiciyi derinden sarsan bir psikolojik gerilim atmosferi yaratır.
Filmin finali oldukça ironik ve tartışmaya açık bir şekilde biter. Bir yandan karakterin kurtuluşu gibi görünse de, aslında sosyal medyanın yarattığı o döngünün ne kadar kırılması zor olduğunu gösteren hüzünlü bir tona sahiptir.
Karakterin gerçekçiliğini artırmak için Aubrey Plaza, çekimler boyunca telefonla etkileşimini ve sosyal medya kullanımını Ingrid’in ruh halini anlamak adına yoğunlaştırmıştır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...