Belgesel
1978 yılında Nobel Edebiyat Ödülü'ne layık görülen Isaac Bashevis Singer, Yidiş edebiyatının dünyadaki en güçlü sesi olarak kabul edilir. Bu belgesel, Singer’ın Polonya’daki çocukluk yıllarından New York’un Yukarı Batı Yakası’ndaki mütevazı yaşamına uzanan yolculuğunu takip ediyor. Film, yazarın sadece edebi dehasını değil, aynı zamanda günlük rutinlerini, cafeteria buluşmalarını ve göçmen bir sanatçı olarak Amerika'da kurduğu yeni dünyayı keşfe çıkıyor.
Singer’ın kendi anlatımıyla şekillenen filmde; aşk, inanç, hayaletler ve Yidiş dilinin ölümü üzerine yaptığı derin söyleşiler yer alıyor. Yönetmen Amram Nowak, yazarın hem muzip hem de melankolik kişiliğini yakalayarak, izleyiciyi bir sanatçının zihnine konuk ediyor. Bu belgesel film, kaybolmaya yüz tutmuş bir kültürün ve o kültürü kelimeleriyle yaşatan bir adamın hüzünlü ama umut dolu hikayesidir.
Filmde başrolde bizzat Isaac Bashevis Singer yer alıyor. Singer, kamera karşısında bir oyuncudan ziyade, hayatını bir hikâye anlatıcısı ustalığıyla sunan bilge bir figür olarak görünüyor. Onun doğal karizması ve esprili dili, belgeselin en büyük sürükleyici gücü haline geliyor.
Anlatıcı koltuğunda ise ünlü oyuncu Judd Hirsch oturuyor. Hirsch'in sakin ve güven veren ses tonu, Singer’ın karmaşık dünyasını izleyici için daha anlaşılır kılıyor. Ayrıca yazarın eşi Alma Singer da filmde yer alarak, bu büyük edebiyatçının arkasındaki sabırlı ve destekleyici gücü temsil ediyor. Bu gerçek kişilerin varlığı, filme editoryal bir derinlik ve otantiklik katıyor.
Amram Nowak'ın yönettiği bu yapım, klasik biyografik belgesellerin soğukluğundan uzak, oldukça sıcak ve içten bir anlatıma sahip. 1987 yılında "En İyi Belgesel" dalında Akademi Ödülü'ne aday gösterilen film, Singer’ın eserlerindeki mistisizm ile New York’un beton dünyası arasındaki köprüyü çok iyi kuruyor. Sinematografi, yazarın yalnızlığını ve kalabalıklar içindeki özgün duruşunu vurgulayan gri tonlarla bezeli. Film, bir yazarın sadece ne yazdığını değil, neden yazdığını da sorgulayan nadir eserlerden biri.
Edebiyat tutkunları, Yahudi kültürü ve tarihine ilgi duyanlar ile bir "bilgenin" hayat felsefesine tanıklık etmek isteyenler için bu yapım bulunmaz bir nimettir. Özellikle göçmenlik psikolojisini ve ana dilini kaybetme korkusunu işleyen biyografi filmleri sevenler, Singer'ın hikayesinde kendilerinden bir parça bulacaklardır.
Singer, artık konuşulmayan bir dilde yazarak dünya edebiyatının zirvesine nasıl tırmandığını bizzat anlatıyor. Onun hayaletlere olan inancı ve yaşamın absürtlüğüne dair bakış açısı, izleyiciye farklı bir perspektif sunuyor. Bu film, bir sanatçının köklerine ne kadar sadık kalırsa o kadar evrenselleşebileceğinin en canlı kanıtıdır. 80'lerin New York atmosferini bir entelektüelin gözünden görmek de cabası.
Kültürel Miras: Yidiş dilinin ve Doğu Avrupa Yahudi kültürünün korunması.
Göçmenlik ve Kimlik: Eski dünya ile yeni dünya arasında sıkışmış bir sanatçının ruh hali.
Edebi Yaratıcılık: İlhamın kaynağı olarak anılar ve rüyalar.
Yaşlılık ve Bilgelik: Hayatın son dönemecinde geçmişle yapılan barışçıl hesaplaşma.
Edebiyatçı portrelerine ilginiz varsa, Truman Capote'nin hayatına odaklanan Capote veya yine bir yazarın New York serüvenini anlatan The Squid and the Whale gibi yapımlara göz atabilirsiniz. Ayrıca Yahudi tarihine dair daha geniş bir perspektif için Shoah belgeseli de bu belgesel film ile tematik bağlar taşımaktadır.
Belgesel, Singer’ın Nobel ödülü aldıktan sonraki dönemde New York’ta sürdürdüğü mütevazı yaşamını belgeleyen en kapsamlı çalışmadır.
Singer, film boyunca sık sık gittiği efsanevi New York kafeteryalarında, hayranları ve dostlarıyla olan doğal etkileşimleri içinde görüntülenmiştir.
Yapım, PBS'in "American Masters" serisinin bir parçası olarak televizyonda yayınlandığında büyük beğeni toplamıştır.
Singer, Yidiş dilinin "ölü" bir dil olmadığını, milyonlarca insanın anısını ve ruhunu taşıyan yaşayan bir hazine olduğunu savunuyordu.
Evet, belgesel süresince Singer’ın bazı önemli öykülerinden pasajlar okunmakta ve bu hikayelerin yazarın hayatındaki karşılıkları analiz edilmektedir.
Hayır, ancak filmi izledikten sonra Singer’ın masalsı ve derinlikli edebi dünyasına girmek için büyük bir istek duyacağınız garantidir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...