Film, New York'un kurgusal bir tabloid gazetesi olan New York Sun'da geçen çılgın bir 24 saati mercek altına alır. Gazetenin haber müdürü Henry Hackett, işkolik bir adamdır. Karısı Martha hamiledir ve Henry’nin daha sakin, daha yüksek maaşlı bir işe (ciddi bir gazete olan Sentinel'e) geçmesini istemektedir.
Ancak o gün büyük bir haber patlar: İki beyaz turistin öldürülmesiyle ilgili iki siyahi genç gözaltına alınmıştır. Henry, polisin ve rakip gazetelerin aksine bu gençlerin masum olduğundan şüphelenir. Henry’nin bir yandan haberi doğrulamak için sokaklarda iz sürmesi, bir yandan bütçe kesintileri peyleyen sert patronu Alicia ile mücadele etmesi, bir yandan da akşam yemeğine yetişmesi gerekmektedir. Manşeti değiştirmek için sadece birkaç saati vardır. Bu yapım, bir gazetenin mutfağındaki o kendine has, adrenalin dolu ve dumanlı atmosferi mükemmel yansıtır.
Michael Keaton: Henry Hackett rolünde, o bitmek bilmeyen enerjisi ve hırsıyla tam bir haberci portresi çizer.
Glenn Close: Alicia Clark rolünde, gazetenin kâr-zarar dengesini her şeyin önünde tutan, Henry ile sürekli çatışan sert yöneticiyi canlandırır.
Marisa Tomei: Henry’nin hamile eşi ve eski bir muhabir olan Martha rolünde, hikâyenin duygusal ve etik vicdanı olur.
Robert Duvall: Gazetenin yayın yönetmeni Bernie White rolünde, eski ekol gazeteciliğin bilgeliğini ve yorgunluğunu temsil eder.
Usta yönetmen Ron Howard, bu filmde haber odasının klostrofobik ve gürültülü yapısını bir aksiyon filmi temposunda işlemeyi başarmıştır. Filmin senaryosu, gazeteciliğin o meşhur "doğru mu, yoksa ilk mi?" ikilemini çok net bir şekilde ortaya koyar. The Paper, haberciliğin sadece bir iş değil, bir yaşam biçimi olduğunu savunan, diyalogları keskin ve mizahı bol bir yapımdır.
Gazetecilik mesleğine ilgi duyanlar, medya etiğini merak edenler ve "zamana karşı yarış" temalı sürükleyici hikâyeleri seven herkes bu filmi izlemelidir. Michael Keaton'ın en dinamik performanslarından birini görmek isteyenler için de bir kült film niteliğindedir.
Medya Etiği: Gerçek habere ulaşma çabası ile sansasyonel manşet atma yarışı arasındaki ince çizgi.
İş-Özel Hayat Dengesi: Bir tutkunun (gazetecilik), aile hayatı üzerindeki yıkıcı etkisi.
Hız vs. Doğruluk: Dijital çağ öncesinde, matbaanın dönmeye başlamasından önceki o kritik son saniyelerin önemi.
Sınıfsal Çatışma: Tabloid basın ile elitist basın arasındaki farklar.
Eğer gazetecilik temalı filmleri seviyorsanız; Watergate skandalını anlatan All the President's Men (Başkanın Bütün Adamları), daha modern bir klasik olan Spotlight veya yine 90'lardan Broadcast News (Haberler) filmlerini kesinlikle beğenirsiniz.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...