
III. Dünya Savaşı'ndan sonra insanlık, bir daha savaş çıkmaması için radikal bir karar almıştır: Duyguları tamamen yok etmek. Libria adı verilen bu yeni düzende, insanlar her gün düzenli olarak duygularını bastıran Prozium adlı bir ilaç almak zorundadır. Sanat eserleri, kitaplar, müzikler ve sevgi; kısacası duygu uyandırabilecek her şey yasaktır ve bunları saklayanlar "Duygu Suçlusu" ilan edilerek ölümle cezalandırılır.
John Preston (Christian Bale), sistemin en üst düzey koruyucusu olan bir "Grammaton Rahibi"dir. Görevi, duygu suçlularını bulup yok etmektir. Ancak bir gün kazara sabah dozunu almayı unutmasıyla, yıllardır hissetmediği duygular yavaş yavaş geri gelmeye başlar. Bir gün batımı, bir parça müzik ve bir köpeğin bakışı karşısında büyülenen Preston, artık hizmet ettiği bu ruhsuz rejime karşı en büyük tehdit haline gelecektir.
Christian Bale (John Preston): Duygusuz bir ölüm makinesinden, insanlığını keşfeden bir devrimciye dönüşen karakteri muazzam bir derinlikle canlandırıyor. (Bale’in Batman olmadan önceki en karizmatik rollerinden biridir.)
Sean Bean (Partridge): Preston'ın partneri. Filmin başında şiir okuyarak sisteme ilk başkaldırıyı yapan kişi olarak akıllarda kalıyor.
Emily Watson (Mary O'Brien): Preston’ın içindeki duyguları tetikleyen, idama mahkum bir duygu suçlusu.
Taye Diggs (Brandt): Preston’ın hırslı ve şüpheci yeni ortağı.
Angus Macfadyen (DuPont): Sistemin görünen yüzü ve ideoloğu.
Gun Kata: Film için özel olarak geliştirilen, ateşli silahlarla yakın dövüşü birleştiren bu koreografi, sinema tarihinin en estetik aksiyon sahnelerinden bazılarını sunuyor.
Felsefi Derinlik: Fahrenheit 451, 1984 ve Cesur Yeni Dünya gibi klasik distopyalardan beslenen film, "Duygusuz bir barış mı, yoksa acı dolu bir özgürlük mü?" sorusunu soruyor.
Sanatın Gücü: Preston’ın bir pikapta plak dinlediği veya bir tabloyu hissettiği sahneler, sanatın insan ruhu üzerindeki etkisini çok çarpıcı bir şekilde anlatıyor.
Atmosfer: Gri, steril ve soğuk bir gelecek tasarımıyla, izleyiciye sistemin baskıcılığını her anında hissettiriyor.
Duyguların Değeri: İnsan olmanın sadece nefes almaktan değil, hissetmekten geçtiği.
Totaliter Rejim: Barış adına bireysel özgürlüklerin ve duyguların feda edilmesinin yarattığı karanlık dünya.
Uyanış: Bir bireyin, tüm sistem ona aksini söylerken kendi içindeki gerçeği bulma süreci.
Filmdeki dövüş sanatı olan Gun Kata, o kadar çok beğenilmiştir ki sonraki pek çok aksiyon filmine ve video oyununa ilham kaynağı olmuştur. Ayrıca filmde yok edilen eserler arasında Mona Lisa gibi paha biçilemez tabloların olması, rejimin ne kadar acımasız olduğunu göstermek için seçilmiş vurucu bir detaydır.
Toplam 1 adet

Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...