
Aksiyon, Dram

Lt. Jordan O'Neil

Master Chief John James Urgayle

McCool

Flea

Cortez

Slovnik

Wickwire

Instructor Pyro

Instructor Johns

Royce
Jane'in Zaferi (G.I. Jane), ABD Donanması'nda teğmen olan Jordan O'Neil'ın, ordudaki kadınların muharip rollerde yer alıp alamayacağına dair başlatılan tartışmalı bir test programına seçilmesiyle başlar. Bir kadın senatörün siyasi oyunları sonucu "denek" olarak seçilen O'Neil, deniz komandolarının (Navy SEALs) en ağır eğitim programı olan ve erkeklerin bile %60’ının pes ettiği CRT eğitimine katılır.
Jordan O'Neil için bu süreç sadece fiziksel bir dayanıklılık testi değil, aynı zamanda psikolojik bir savaştır. Diğer askerlerin küçümsemesi, eğitmenlerin (özellikle de acımasız Başçavuş John Urgayle’ın) aşırı sert tavırları ve medyanın baskısı altında O'Neil, "kadın olduğu için" kendisine tanınan ayrıcalıkları reddeder. Saçlarını kazıtır, erkeklerle aynı standartlarda dövüşür ve sonunda askeri bürokrasinin bile beklemediği bir kararlılıkla gerçek bir savaşçıya dönüşür.
Filmin başrolünde, kariyerinin en ikonik ve fiziksel olarak en zorlayıcı performansını sergileyen Demi Moore yer alıyor. Moore, Teğmen O'Neil rolü için gerçekten saçlarını kazıtmış ve çekimler öncesinde gerçek Navy SEAL antrenmanlarından geçmiştir. Onun bu adanmışlığı, karakterin dönüşümünü son derece inandırıcı kılıyor.
Başçavuş John Urgayle rolünde Viggo Mortensen, sinema tarihinin en unutulmaz ve sert askeri eğitmen figürlerinden birini yaratıyor. Mortensen’in karakteri ile Moore arasındaki gerilim, filmin motor gücünü oluşturuyor. Ayrıca sinsi ve politik planları olan Senatör DeHaven rolünde Anne Bancroft, hikâyeye askeri olmayan ama bir o kadar tehlikeli bir çatışma boyutu katıyor.
Usta yönetmen Ridley Scott, görselliğin ve atmosferin gücünü kullanarak askeri eğitimin o çiğ, terli ve çamurlu dünyasını tüm sertliğiyle perdeye yansıtıyor. Jane'in Zaferi, sadece bir "kadın hakları" filmi değil, aynı zamanda bireysel iradenin ve pes etmemenin ne anlama geldiğine dair güçlü bir beyanname. Scott’ın kendine has ışık kullanımı ve kurgu tekniği, eğitim sahnelerini bir aksiyon filminden ziyade bir hayatta kalma savaşı gibi hissettiriyor.
Motivasyon arayan, sınırlarını zorlayan karakter hikâyelerini seven ve askeri disipline ilgi duyan herkes bu filmi mutlaka izlemeli. Dram filmleri içinde özellikle karakter gelişiminin fiziksel bir dönüşümle desteklendiği yapımlardan hoşlananlar için Jane'in Zaferi bir başyapıttır. Ayrıca Demi Moore ve Viggo Mortensen’in kariyer zirvelerini görmek isteyen sinemaseverler için kaçırılmayacak bir yapım.
Film, izleyiciye "imkansız" denilen şeylerin sadece birer etiketten ibaret olduğunu gösteriyor. Jordan O'Neil'ın maruz kaldığı adaletsizliklere karşı verdiği sessiz ama kararlı cevaplar, izleyiciyi derinden etkiliyor. Özellikle Başçavuş ile olan meşhur "Suck my dick!" sahnesi (ki burada kastedilen fiziksel bir eylem değil, bir meydan okumadır), sinema tarihinin en güçlü kadın direnişi anlarından biri olarak kabul edilir. Disiplin, onur ve dayanıklılık temalarını sevenler için ilham verici bir deneyim sunuyor.
Cinsiyet Eşitliği: Fiziksel ve zihinsel kapasitenin cinsiyetten bağımsız olduğu gerçeği.
Dayanıklılık (Resilience): Hem bedensel hem de ruhsal sınırların sonuna kadar zorlanması.
Siyasi Manipülasyon: Bireylerin hayatının, politik çıkarlar uğruna nasıl piyon olarak kullanılabileceği.
Liderlik ve Onur: Saygının unvanla değil, sahada verilen emekle kazanılması.
Askeri eğitim ve disiplin temalı yapımları sevdiyseniz, türün mutlak klasiği olan Full Metal Jacket veya bir subay olma mücadelesini anlatan Subay ve Centilmen (An Officer and a Gentleman) filmlerine göz atabilirsiniz. Ayrıca bir kadının zorlu bir dünyadaki yükselişini anlatan Milyonluk Bebek (Million Dollar Baby), benzer bir duygusal yoğunluk sunacaktır.
Demi Moore, filmdeki tek elle şınav çekme sahnesi dahil pek çok fiziksel testi dublör kullanmadan bizzat gerçekleştirmiştir.
Viggo Mortensen, rolüne hazırlanırken gerçek SEAL eğitmenlerini gözlemlemiş ve çekimler boyunca karakterden çıkmamak için diğer oyuncularla arasına mesafe koymuştur.
Filmde Başçavuş'un okuduğu "I never saw a wild thing sorry for itself" (Hiçbir vahşi şeyin kendi adına üzüldüğünü görmedim) şiiri D.H. Lawrence'a aittir ve filmin felsefesini özetler.
Evet, filmdeki o meşhur sahnede Demi Moore saçlarını gerçekten kazıtmıştır ve bu durum o dönem dünya medyasında büyük yankı uyandırmıştır.
Filmdeki CRT (Combined Reconnaissance Team) eğitimi, gerçek Navy SEAL eğitimlerinin (BUD/S) basitleştirilmiş ama ruhuna uygun sertlikte tasarlanmış bir versiyonudur.
Film vizyona girdiğinde özellikle Moore'un fiziksel performansı büyük övgü almış, ancak askeri çevrelerde "bir kadının bu eğitimi tamamlamasının gerçekçiliği" üzerine uzun tartışmalar başlatmıştır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...