
Uğur

Bekir

Cevat

Uğur's Mother

Uğur's Father

Zagor

Emine
-
-

Kamil
Kader, sıradan bir hayat süren Bekir’in, bir halıcı dükkanında karşılaştığı Uğur’a vurulmasıyla başlayan, yıllara yayılan bir mahvoluş öyküsüdür. Bekir için hayat, Uğur’u gördüğü o andan itibaren geri dönülemez bir yola girer. Ancak Uğur’un kalbi, tehlikeli ve karanlık bir figür olan Zagor’a aittir. Zagor’un bir cinayet işleyip hapse girmesiyle başlayan süreç, Uğur’un onun peşinden şehir şehir, hapishane hapishane gezdiği trajik bir serüvene dönüşür.
Bekir ise Uğur’a olan tutkusundan vazgeçemez. Kendi kurulu düzenini, ailesini ve geleceğini bir kenara iterek Uğur’un peşine düşer. Uğur Zagor’un, Bekir ise Uğur’un peşinde, Türkiye’nin en izbe köşelerinde, dumanlı pavyonlarında ve soğuk otel odalarında savrulup dururlar. Bu kovalamaca, bir noktadan sonra sadece aşkın değil, insanın kendi kaderine teslimiyetinin ve seçtiği cehennemi yaşama arzusunun sarsıcı bir tablosuna dönüşür.
Filmin başrollerinde Vildan Atasever ve Ufuk Bayraktar, Türk sinema tarihine geçecek performanslar sergiliyor. Ufuk Bayraktar, Bekir karakterinin o saf ama bir o kadar da yıkıcı saplantısını, bakışlarıyla ve duruşuyla muazzam bir sahicilikle yansıtıyor. Bekir’in yıllar içindeki fiziksel ve ruhsal çöküşü, Bayraktar’ın oyunculuğunda hayat buluyor.
Vildan Atasever ise Uğur rolünde, hayatın sillesini yemiş ama aşkından ve inadından ödün vermeyen kadını büyük bir başarıyla canlandırıyor. Zagor rolünde kısa ama etkili bir performans sunan Ozan Bilen ile yan rollerdeki Müge Ulusoy ve Engin Akyürek gibi isimler, filmin o tekinsiz ve melankolik dünyasını tamamlayan en önemli unsurlar.
Zeki Demirkubuz, Kader ile "Masumiyet" filminin öncesini anlatırken aslında insanın en temel trajedisine, yani iradesinin hapsolduğu "kader" kavramına odaklanıyor. Minimalist bir sinematografi, abartısız ama bıçak gibi keskin diyaloglar ve hayatın içinden gelen mekanlar, filmi sadece bir dram değil, bir başyapıt haline getiriyor. Yönetmen, karakterlerini yargılamadan, onları tüm çıplaklığıyla izleyicinin önüne bırakıyor.
Sarsıcı, gerçekçi ve insan psikolojisinin karanlık labirentlerinde gezinen yapımlardan hoşlananlar için Kader kaçırılmaması gereken bir eserdir. Türk sinemasının en güçlü yerli dram örneklerinden biri olan bu film, melankoliyi ve çaresizliği iliklerine kadar hissetmek isteyen sinefillere hitap ediyor. Popüler kültürün romantik aşk masallarından sıkılıp, hayatın sert gerçeğiyle yüzleşmek isteyen her izleyici bu filme şans vermelidir.
Kader, aşkın her zaman iyileştirici olmadığını, bazen insanı kendi sonuna sürükleyen bir hastalık haline gelebileceğini en dürüst şekilde işleyen filmlerden biridir. Bekir’in meşhur "kapı önü tiradı" ve filmin o meşum atmosferi, izleyicinin zihnine kazınacak niteliktedir. Sinemada samimiyet ve derinlik arıyorsanız, bir insanın kendi felaketini nasıl bile isteye kucakladığını görmek için bu başyapıtı izlemelisiniz.
Saplantı: Sevginin ötesine geçip bir bağımlılığa dönüşen yakıcı tutku.
Teslimiyet: İnsanın kendi felaketini kabullenmesi ve kaderine boyun eğmesi.
Ait Olamama: Şehirler değişse de ruhun hiçbir yere yerleşememesi.
Sınıfsal Çıkmaz: Toplumun kıyısında yaşayan karakterlerin hayatta kalma ve sevilme mücadelesi.
Eğer bu filmin yarattığı yoğun duygusal atmosfer ilginizi çektiyse, şu yapımları da inceleyebilirsiniz:
Masumiyet: Kader'in devamı niteliğinde olan ve karakterlerin yıllar sonraki hallerini anlatan bir başka başyapıt.
Yeraltı: Yine bir Zeki Demirkubuz filmi olan ve insanın içsel karanlığına odaklanan sarsıcı bir drama.
Üç Maymun: Nuri Bilge Ceylan’ın suç, aile ve kader temalarını işlediği ödüllü yapımı.
Kader, 43. Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde "En İyi Film" ödülünü kazanmıştır. Film, Zeki Demirkubuz'un 1997 yapımı "Masumiyet" filmindeki karakterlerin gençlik yıllarını anlatması sebebiyle Türk sinemasında benzersiz bir devamlılık projesinin parçasıdır. Ufuk Bayraktar, filmdeki performansıyla sinema dünyasında büyük bir çıkış yakalamıştır.
Kronolojik olarak hikaye daha eskiye dayansa da, önce Masumiyet’i izlemek karakterlerin trajedisini daha derin anlamanıza yardımcı olabilir. Ancak her iki film de bağımsız olarak izlenebilir.
Bekir için Uğur bir sevgi nesnesinden ziyade, varoluşunun tek amacı haline gelmiştir. Bu durum, mantıkla açıklanamayan bir saplantıdır.
Film, hikayeye uygun olarak İstanbul, İzmir, Kars ve Sinop gibi Türkiye'nin farklı şehirlerinde, göçmenlerin ve alt sınıfın yaşadığı gerçek mekanlarda çekilmiştir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...