

Jill

Nikopol

Elma Turner

Froebe

John
Horus

Allgood

Lily Liang

Checker

Jack Turner
2095 yılının New York’u, havada asılı duran piramit gemiler ve genetik olarak manipüle edilmiş bir toplumla tam bir kaosun eşiğindedir. Şehirde insanlarla birlikte tanrılar ve mutantlar bir arada yaşamaktadır. Antik Mısır tanrısı Horus, ölümsüzlüğünü yitirmeden önce soyunu devam ettirebileceği uygun bir beden aramaktadır. Aradığı kişi, geçmişi hakkında hiçbir şey bilmeyen ve gözyaşları dahi mavi akan gizemli Jill’dir.
Horus, Jill ile bir araya gelebilmek için dondurulmuş bir mahkum olan Nikopol’un bedenini ele geçirir. Bu andan itibaren hikaye, bir tanrının arzusu, bir mahkumun iradesi ve kimlik arayışındaki bir kadının yollarının kesiştiği gerçeküstü bir yolculuğa dönüşür. Enki Bilal’in kendi çizgi romanı "Ölümsüzler Karnavalı"ndan beyaz perdeye taşıdığı bu yapım, bilim kurgu ve fantastik unsurları felsefi bir derinlikle harmanlıyor.
Filmin başrolünde Linda Hardy, mavi saçları ve hüzünlü bakışlarıyla Jill karakterine hayat veriyor. Hardy, karakterin insani duyguları tanımaya çalışan, yabancılaşmış ruh halini başarıyla yansıtıyor. Thomas Kretschmann ise Nikopol rolünde, bedeni bir tanrı tarafından yönetilen bir adamın yaşadığı fiziksel ve zihinsel karmaşayı etkileyici bir performansla sergiliyor.
Usta oyuncu Charlotte Rampling, Dr. Elma Turner karakteriyle filme ağırlık katıyor. Rampling, genetik araştırmalar yapan ve Jill’in gizemini çözmeye çalışan doktor rolünde, filmin bilimsel ve soğuk atmosferini dengeleyen bir figür olarak karşımıza çıkıyor. Seslendirme kadrosunda ve performans yakalama (motion capture) sahnelerinde yer alan oyuncular, tanrıların ve mutantların dünyasını inandırıcı kılıyor.
Kadın Tuzağı, görsel diliyle sinema tarihinde kendine has bir yer edinmiştir. Çizgi roman estetiğini dijital sinemayla birleştiren film, Avrupa sinemasının felsefi derinliğini Hollywood’un teknik imkanlarıyla sunuyor. Yönetmen Enki Bilal, sadece bir hikaye anlatmıyor, aynı zamanda izleyiciyi renklerin ve sembollerin hakim olduğu karanlık bir gelecek tasarımına hapsediyor. Mavi rengin saflığı ve tanrıların kibri arasındaki tezat, filmin editoryal gücünü oluşturuyor.
Klasik bilim kurgu kalıplarının dışına çıkan, sanatsal yönü ağır basan ve görsel dünyasıyla büyüleyen yapımları sevenler bu filmi kaçırmamalı. Eğer siberpunk türüne ilginiz varsa ve insan doğasının tanrısal kavramlarla çarpışmasını anlatan bir film izle listesi yapıyorsanız, Kadın Tuzağı listenizde mutlaka yer almalı.
Enki Bilal’in benzersiz dünyasını keşfetmek ve çizgi roman karesinden fırlamış gibi duran bir New York tasarımı görmek için izlenmeli. Film, teknolojinin insanlığı nereye sürükleyebileceğine dair sorular sorarken, antik mitolojiyi fütüristik bir zemine oturtmasıyla türdeşlerinden ayrılıyor. Özellikle türün meraklıları için görsel bir laboratuvar niteliği taşıyor.
Kimlik ve Aidiyet: Jill’in geçmişini ve ne olduğunu bulma çabası.
Tanrısallık ve Ölümlülük: Horus üzerinden güç, ego ve yok oluşun sorgulanması.
Genetik Manipülasyon: Gelecekte insan bedeninin bir meta haline dönüşmesi.
Yabancılaşma: Modern ve teknolojik bir dünyada bireyin yalnızlığı.
Bu filmin sunduğu siberpunk ve distopik havayı sevdiyseniz, bir tür klasiği olan Blade Runner (Bıçak Sırtı) veya animasyonun sınırlarını zorlayan Ghost in the Shell (Kabuktaki Hayalet) ilginizi çekebilir. Ayrıca görselliğiyle ön plana çıkan Sky Captain and the World of Tomorrow da benzer bir estetik arayış sunmaktadır.
Kadın Tuzağı, çekildiği dönemde oyuncuların çoğunun dijital karakterler olduğu ve gerçek oyuncuların tamamen mavi ekran önünde oynadığı öncü yapımlardan biridir. Enki Bilal, bu filmi kendi çizgi roman serisi olan "Nikopol Üçlemesi"nden uyarlarken, hikayeyi sinematografik bir dille yeniden şekillendirmiştir. Film, Avrupa'da dijital efektlerin ve 3D teknolojisinin en yoğun kullanıldığı projelerden biri olarak tarihe geçmiştir.
Evet, film ünlü çizer ve yönetmen Enki Bilal’in "La Foire aux immortels" (Ölümsüzler Karnavalı) adlı eserinden sinemaya uyarlanmıştır.
Mavi gözyaşları ve mavi vücut sıvıları, Jill karakterinin genetik olarak insanlardan farklı olduğunu ve saf, henüz kirletilmemiş bir genetik koda sahip olduğunu sembolize eder.
Horus’un antik tanrı bedeni dünyada varlığını sürdürmek için fazla "tanrısal" ve ağırdır; insanlarla iletişim kurabilmek ve planlarını gerçekleştirebilmek için fiziksel bir aracıya ihtiyaç duyar.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...