
Londra'nın kalbinde yaşayan görme engelli piyanist Sofia’nın rutin hayatı, üst kat komşusu Veronique’in şüpheli ölümüyle altüst olur. Sofia, trajik olayı görmemiş olsa da işittiği sesler onu karanlık bir labirentin içine çeker. In Darkness, izleyiciyi sadece bir cinayet vakasına değil, aynı zamanda ana karakterin keskinleşmiş duyularıyla algıladığı bir gerilim atmosferine hapsediyor.
Sofia’nın hayatı, ölen komşusunun babasının aslında bir savaş suçlusu olduğunun ortaya çıkmasıyla daha da karmaşıklaşır. In Darkness, sıradan bir polisiye hikâyesinden sıyrılarak uluslararası suç ağlarının ve intikam planlarının döndüğü bir yapıya bürünüyor. Sofia, karanlık dünyasında tek başına hayatta kalmaya çalışırken, kimin dost kimin düşman olduğu her geçen dakika daha da belirsizleşiyor.
Film, Hitchcockvari bir gerilim anlayışıyla modern aksiyon öğelerini başarıyla harmanlıyor. In Darkness boyunca yönetmen, ses tasarımını bir karakter gibi kullanarak izleyicinin Sofia ile empati kurmasını sağlıyor. Natalie Dormer'ın etkileyici performansı, karakterin hem savunmasızlığını hem de beklenmedik içsel gücünü gözler önüne seriyor.
Sofia, yeraltı dünyasının tehlikeli isimleriyle karşı karşıya geldiğinde, aslında hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını fark eder. In Darkness, izleyiciyi son ana kadar merak içinde bırakan olay örgüsüyle adalet kavramını sorgulatıyor. Geçmişin travmalarıyla yüzleşen bir kadının, karanlığın içinden nasıl bir çıkış yolu bulacağı ise filmin en can alıcı noktasını oluşturuyor.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...