Kelebeğin Rüyası

Kelebeğin Rüyası (2013)

Kelebeğin Rüyası Film Özeti

Zonguldak’ta yaşayan, iki genç şair Rüştü Onur ve Muzaffer Tayyip Uslu, yeni yeni modernleşen bu madenci kentinde memuriyet hayatlarını sürdürürken, bir yandan da sanatla, edebiyatla ve en çok da şiirle iç içe yaşamaktadırlar. Ayakları üzerine yeni kalkan genç Cumhuriyet, bir yandan modernleşme çabasındayken, aynı yıllarda Avrupa’da da çetin bir savaş yaşanmaktadır. Belediye Başkanı’nın kızı Suzan’ın Zonguldak’a geri gelmesiyle Rüştü ve... devamını oku

Detaylı Açıklama

Şiirin ve Aşkın Kanatlarında: Kelebeğin Rüyası

1940’lı yılların Zonguldak’ında, savaşın gölgesinde yeşeren umut dolu bir hikâyeye davetlisiniz. Kelebeğin Rüyası, sadece iki gencin hayatını değil, bir devrin zorluklarını, kömür tozuna karışmış dizeleri ve aşkın iyileştirici gücünü beyaz perdeye taşıyor. Yılmaz Erdoğan’ın hem yönetip hem de Behçet Necatigil karakterine hayat verdiği bu başyapıt, izleyiciyi derin bir edebi yolculuğuna çıkarıyor.

İki Şair, Tek Bir Kader: Rüştü ve Muzaffer

Filmin kalbinde, gerçek hayatta da yaşamış olan iki genç şair; Rüştü Onur ve Muzaffer Tayyip Uslu yer alıyor. Kelebeğin Rüyası, bu iki dostun memuriyet hayatı ile şiir tutkusu arasındaki gidip gelişlerini ustalıkla işliyor. Henüz yirmili yaşlarının başında olan bu yetenekli gençler, bir yandan verem hastalığıyla pençeleşirken diğer yandan dergilerde şiirlerini yayımlatabilmek için mücadele veriyorlar.

Kömür Kokulu Şehirde Aşkın İlk Kıvılcımı

Belediye Başkanı’nın kızı Suzan’ın şehre dönmesiyle, şairlerimizin dünyası renklenmeye başlar. Kelebeğin Rüyası, bir iddia ile başlayan ama zamanla derinleşen masum bir aşkın izini sürüyor. Şiirin en güzel bahanesi olan aşk, 1940’ların zorlu şartlarında, maden ocaklarının karanlığında parlayan bir ışık gibi her iki gencin de ilham kaynağı oluyor.

Görsel Bir Şölen ve Tarihi Dokunuşlar

Sinematografisiyle büyüleyen Kelebeğin Rüyası, Gökhan Tiryaki’nin eşsiz çekimleri ve Rahman Altın’ın ödüllü müzikleriyle birleşerek izleyiciye görsel ve işitsel bir ziyafet sunuyor. Film, İkinci Dünya Savaşı yıllarının Türkiye’sini, mükellefiyet dönemini ve madenci kenti Zonguldak’ı tüm gerçekliğiyle, ancak bir o kadar da estetik bir dille yansıtıyor.

Duygusal Bir Veda ve Ebedi Bir Miras

Her sahnesinde duygusal bir yoğunluk barındıran Kelebeğin Rüyası, unutulmaya yüz tutmuş iki değerli şairi yeniden hatırlatıyor. Kıvanç Tatlıtuğ ve Mert Fırat’ın devleşen performanslarıyla hayat bulan bu film, hayallerin ne kadar kırılgan ama bir o kadar da dayanıklı olduğunu kanıtlıyor. Şiirin hayatın ta kendisi olduğunu hissedeceğiniz bu film, sinemamızın unutulmazları arasında yer alıyor.

like
love
haha
wow
sad
angry

Yorumlar 0

Yorum yazmak için giriş yapınız.

Yükleniyor...