

Nazaret Manoogian

Krikor

Omar Nasreddin

Rakel

Hagob Nakashian

Mehmet

Orphanage Headmistress

Peter Edelman

Frau Nakashian

Hrant
Mardinli bir demirci ustası olan Nazarer Manukyan, 1915 yılının bir gecesinde Osmanlı askerleri tarafından evinden alınır. Yaşanan trajedinin ardından hayatta kalmayı başaran Nazaret, sesini kaybeder ancak yaşama tutunma amacını asla yitirmez. Yıllar sonra, öldüğünü sandığı ikiz kızlarının hayatta olabileceğine dair bir haber aldığında, bitmek bilmez bir arayışın içine girer.
Nazaret’in yolculuğu Mardin’den başlar; Lübnan, Küba ve nihayetinde Amerika Birleşik Devletleri’ne kadar uzanan devasa bir coğrafyayı kapsar. Film, tarihsel bir fon üzerinde yükselse de aslında özünde bir babanın evlatlarına kavuşma arzusunu ve bu yolda çektiği büyük acıları işler. Nazaret, dilsiz bir adam olarak dünyayı gezerken, izleyici onun sessiz çığlıklarına ve insanlığın en karanlık olduğu kadar en merhametli anlarına da tanıklık eder.
Filmin başrolünde, Fransız-Cezayir asıllı aktör Tahar Rahim yer alıyor. Rahim, tek bir kelime bile etmeden sadece bakışları ve beden diliyle Nazaret’in derin acısını, yorgunluğunu ve umudunu izleyiciye hissettirerek kariyerinin en zorlu performanslarından birine imza atıyor. Simon Abkarian, Arsinée Khanjian ve Korkmaz Arslan gibi isimlerin eşlik ettiği oyuncu kadrosu, hikâyenin geçtiği dönemin kozmopolit yapısını ve trajedinin insani boyutunu başarıyla tamamlıyor.
Dünyaca ünlü yönetmen Fatih Akın’ın "Aşk, Ölüm ve Şeytan" üçlemesinin "Şeytan" temasını temsil eden son halkası olan Kesik, oldukça iddialı ve tartışmalı bir yapım. Akın, bu filmde western estetiğini andıran bir anlatım dili kullanarak hikâyeyi epik bir yolculuğa dönüştürüyor. Sinematografik açıdan oldukça geniş açılı sahneler ve etkileyici manzaralar sunan film, ses tasarımındaki başarısıyla da dikkat çekiyor. Ancak, karakterlerin İngilizce konuşması gibi tercihler bazı sinemaseverler tarafından eleştirilse de, filmin evrensel bir acıyı anlatma çabası takdire şayandır.
Tarihi dramları, epik yolculuk hikâyelerini ve insan iradesinin sınırlarını zorlayan yapımları sevenler Kesik’i mutlaka izlemeli. Eğer Fatih Akın sinemasına ilginiz varsa, yönetmenin filmografisindeki bu en büyük bütçeli ve geniş kapsamlı platform filmi deneyimini kaçırmamalısınız. Ayrıca, göç ve kimlik arayışı üzerine kurgulanan duygusal filmler ilginizi çekiyorsa, Nazaret’in hikâyesi sizi derinden etkileyecektir.
Film, tarihsel bir travmayı politik bir tartışmadan ziyade, evrensel bir "baba ve evlat" hikâyesi üzerinden anlatmayı başarıyor. Tahar Rahim’in dilsiz bir karakteri canlandırırken sergilediği muazzam oyunculuk, filmi izlemek için başlı başına bir sebep. Ayrıca Mardin’den Florida’ya uzanan o zorlu coğrafi değişimin görsel başarısı, izleyiciye bir devrin kapanışını ve yeni bir dünyanın doğuşunu hissettiriyor. İnsan ruhunun ne kadar dayanıklı olabileceğini görmek için bu film eşsiz bir örnek.
Baba ve Evlat Sevgisi: Her türlü engeli aşan, zamanı ve mekânı yok sayan mutlak sevgi.
Sessiz Tanık: Yaşanan dehşeti kelimelerle değil, sessizlikle anlatma zorunluluğu.
Umut ve İrade: En karanlık anlarda bile hayata tutunmayı sağlayan küçük bir ışık.
Göç ve Sürgün: Bir insanın yersiz yurtsuz kalarak dünyayı evi belleme süreci.
Eğer Kesik’teki o epik ve hüzünlü atmosferi sevdiyseniz, benzer bir sürgün ve arayış temasını işleyen The Promise veya bir adamın doğadaki zorlu mücadelesini anlatan The Revenant (Diriliş) filmlerine göz atabilirsiniz. Ayrıca, Fatih Akın’ın üçlemesinin diğer filmleri olan Duvara Karşı ve Yaşamın Kıyısında, yönetmenin sinematik dilini anlamak adına önemli yerli dram referanslarıdır.
Fatih Akın, senaryoyu Hollywood'un efsanevi senaristlerinden Mardik Martin ile birlikte kaleme almıştır.
Filmin çekimleri Almanya, Küba, Kanada, Ürdün ve Malta gibi pek çok farklı ülkede gerçekleştirilmiştir.
Film, Venedik Film Festivali’nde prömiyerini yapmış ve dünya basınında geniş yankı uyandırmıştır.
Film, Mardin’den Amerika’ya uzanan hikâye akışına uygun olarak; Ürdün'ün çöllerinden Küba’nın tropikal iklimine ve Kanada’nın karlı arazilerine kadar beş farklı ülkede çekilmiştir.
Nazaret, hikâyenin başındaki travmatik olay sırasında boğazından yaralandığı için sesini kaybeder; bu durum aynı zamanda yaşanan büyük acının sessizliğini sembolize eder.
Film, 1915 yılında başlıyor ve Nazaret’in yıllarca süren arayışıyla birlikte 1920’lerin ortalarına kadar devam eden bir zaman dilimini kapsıyor.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...