
Dram, Komedi

-
-

-
-

-

-
-
-
-
-
Kimsesiz, büyük umutlarla Unkapanı’nın kurtkapanı dünyasına adım atan Nezir’in, şöhret olma hayali ve çocukluk aşkına kavuşma arzusu arasında verdiği dramatik mücadeleyi anlatıyor.
Kimsesiz, Anadolu’nun saflığını yüreğinde taşıyan Nezir’in, sesine olan güveniyle İstanbul’un ışıltılı ama acımasız müzik dünyasına girişini konu alıyor. En büyük hayali ünlü bir şarkıcı olmak olan Nezir, Unkapanı Plakçılar Çarşısı’na adım attığı andan itibaren kendisini bir çıkar ağının ortasında bulur. Annesinden kalan son hatıra olan tarlayı, hayallerine giden yolda feda eden genç adam, sektörü parselleyen kurnaz patronların "yolunacak kaz" olarak gördüğü bir figüre dönüşür. Rahmetli annesinin resminden helallik isteyerek girdiği bu yol, hem şöhretin sahte yüzünü hem de hayatın sert gerçeklerini ona birer birer öğretecektir.
Nezir'in mücadelesi sadece Unkapanı’nın kirli çarklarıyla sınırlı değildir; onun kalbinde çocukluk aşkı Şehnaz’a kavuşma özlemi yanmaktadır. Fakir olduğu için Şehnaz’ın babası tarafından reddedilen Nezir, hem sevdiği kadına layık olduğunu kanıtlamak hem de ekonomik sınıfını değiştirmek için gece gündüz çalışır. Gündüz bulaşık yıkayıp akşamları sahneye çıktığı bu yıpratıcı süreçte, patronunun zamanla uyanan vicdanı ona beklenmedik kapılar açacaktır. Ancak kader, tam her şey yoluna girmiş ve vuslat vakti gelmişken Nezir’e hayatının en trajik oyununu oynamaya hazırlanmaktadır.
Filmin başrolünde yer alan Nezir Yıldırım, saflığı ve azmi temsil eden karakteriyle hikayenin duygusal yükünü başarıyla sırtlıyor. Yeşilçam’ın deneyimli isimlerinden Şehnaz Dilan, Nezir’in vazgeçemediği büyük aşkı Şehnaz rolünde izleyici karşısına çıkıyor. Aralarındaki sınıf farkı ve imkansızlıklar, iki oyuncunun performansı sayesinde samimi bir dramatik yapıya bürünüyor.
Kadroda yer alan Recep Bülbülses, Zülfikar Öner ve Çetin Başaran gibi isimler, Unkapanı’nın o kendine has atmosferini ve sektörün içindeki farklı karakter tiplerini başarıyla yansıtıyorlar. Özellikle "kurt patron" tiplemesinin yaşadığı vicdani dönüşüm, filmin en dikkat çekici oyunculuk detaylarından birini oluşturuyor.
Yönetmen ve senarist Rıdvan Ahmet, Kimsesiz filmiyle toplumun yozlaşmış yapısına ve insanın özünden uzaklaşmasına dair sert bir eleştiri getiriyor. "Faydacılık" üzerine kurulu müzik piyasasını bir fon olarak kullanan yapım, bireyin bu sistem içinde nasıl öğütüldüğünü ya da saflığını nasıl koruduğunu işliyor. Muhammed Maşuk Ahmed’in kurgusu ve görüntü yönetimiyle desteklenen film, Unkapanı’nın bir "kurtkapanı" olduğu gerçeğini nostaljik ama bir o kadar da acımasız bir dille beyaz perdeye taşıyor.
Sıcak ama bir o kadar da yürek burkan dram filmleri sevenler için Kimsesiz, etkileyici bir seyir vaat ediyor. Başarı öyküsü beklerken hayatın silleleriyle karşılaşan karakterlerin hikayesine ilgi duyanlar ve Unkapanı döneminin o kendine has müzik filmleri atmosferini özleyenler bu yapıma şans vermeli. Toplumsal yozlaşma ve sınıf farklılıkları üzerine düşünen izleyiciler için de derinlikli alt metinler barındırıyor.
Filmi izlemek için en önemli neden, hayallerin peşinden koşarken ödenen ağır bedelleri tüm çıplaklığıyla görebilme fırsatıdır. Saf bir sevginin ve temiz bir niyetin, en acımasız karakterleri bile nasıl değiştirebileceğine dair umut verici bir yanı vardır. Ayrıca Unkapanı üzerinden yapılan sektör eleştirisi, filmi sadece bir aşk hikayesi olmaktan çıkarıp sosyolojik bir belge niteliğine büründürüyor.
Unkapanı Gerçeği: Şöhret dünyasının perde arkasındaki sömürü düzeni.
İmkansız Aşk: Ekonomik engeller yüzünden birleşemeyen kalplerin mücadelesi.
Saflık ve Yozlaşma: Çıkarcı bir dünyada özünü korumaya çalışan bireyin dramı.
Vicdani Dönüşüm: İnsan ilişkilerinde faydacılığın yerini şefkate bırakma süreci.
Eğer Kimsesiz'deki o mahzun ve mücadeleci ruhu sevdiyseniz, Türk dram sineması klasikleri arasında yer alan "Arabesk" ruhlu başarı hikayelerini inceleyebilirsiniz. Benzer şekilde, büyük şehre gelip Unkapanı’nda tutunmaya çalışan gençlerin hikayesini anlatan nostaljik yerli filmler bu yapımın ardından izlenebilecek ideal alternatiflerdir.
Film, Unkapanı Plakçılar Çarşısı'nın o dönemki gerçek atmosferini yansıtabilmek adına mekan seçimlerine büyük önem verdi. Nezir'in annesinin fotoğrafı önünde helallik istediği sahne, set ekibi için de çekilmesi en duygusal anlardan biri oldu. Senaryoda yer alan "bahtına yanan Şehnaz" tasviri, Yeşilçam’ın klasik dram yapısına bir saygı duruşu niteliğinde tasarlanmış ve kurguda bu duygu ön plana çıkarılmıştır.
Nezir, büyük fedakarlıklar yaparak bir albüm çıkarır ve patronunun yardımıyla önemli mekanlarda sahne alarak hedefine adım adım yaklaşır.
Nezir, sevdiği kadına kavuştuğu en mutlu anında kalbinin durmasıyla yığılıp kalır. Ancak film, Nezir'in rüyasında çocukluk aşkıyla sonsuza dek kavuştuğu imgesiyle son bularak rüya ile gerçeği iç içe geçirir.
Bu ifade, hayalleri olan gençleri sömüren, sadece paralarını alan ve onları bir meta olarak gören Unkapanı’ndaki acımasız müzik piyasasını temsil etmektedir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...