
Emekli FBI ajanı Will Graham (Edward Norton), üstün bir empati yeteneğine sahiptir; katil gibi düşünebilmekte ve cinayet mahallerini zihninde canlandırabilmektedir. Yıllar önce yakaladığı ancak bu süreçte psikolojik ve fiziksel olarak ağır yaralandığı Dr. Hannibal Lecter (Anthony Hopkins) ile olan geçmişi onu hala huzursuz etmektedir.
Ancak, dolunay zamanı ortaya çıkan ve "Diş Perisi" lakabıyla bilinen, tüm aileleri vahşice katleden yeni bir seri katil belirince, Graham görevine dönmek zorunda kalır. Bu karmaşık ve gizemli katili (Francis Dolarhyde) durdurabilmek için Graham, parmaklıklar ardındaki eski düşmanı Hannibal Lecter’ın şeytani zekasından yardım istemek zorunda kalır. Bu durum, Graham için hem katille hem de kendi içindeki karanlıkla yapılan tehlikeli bir satranç oyununa dönüşür.
Film, her biri performansıyla büyüleyen dev bir kadroya ev sahipliği yapıyor:
Edward Norton (Will Graham): Zeki, hassas ve işinin getirdiği karanlık yükü omuzlarında taşıyan ajanı büyük bir başarıyla canlandırıyor.
Anthony Hopkins (Hannibal Lecter): Artık bu rolle özdeşleşen efsanevi aktör, Lecter'ın o tüyleri diken diken eden manipülatif karizmasını bir kez daha sergiliyor.
Ralph Fiennes (Francis Dolarhyde): Katilin hem ürkütücü yanını hem de çocukluk travmalarıyla şekillenmiş trajik kimliğini muazzam bir derinlikle sunuyor.
Philip Seymour Hoffman: Sansasyonel gazeteci Freddy Lounds rolünde, hikayeye gerginlik ve rahatsız edici bir gerçeklik katıyor.
Emily Watson: Dolarhyde'ın hayatına giren ve onun içindeki "insani" son kırıntılara hitap eden kör genç kadın Reba rolünde çok etkileyici.
Lecter’ın Kökenleri: Hannibal Lecter’ın nasıl yakalandığını ve Will Graham ile olan o gerilimli ilişkinin nasıl başladığını görmek için bir zorunluluk.
Psikolojik Derinlik: Film sadece bir "katil yakalama" öyküsü değil; travmaların, kimlik karmaşasının ve empati yeteneğinin bir lanete dönüşmesinin hikayesi.
Yönetmenlik: Brett Ratner, filmi Kuzuların Sessizliği'nin o karanlık ve kasvetli atmosferine sadık kalarak yönetmiş, izleyiciyi sürekli diken üstünde tutmayı başarmış.
Zeka Dolu Senaryo: Katilin ardındaki mitoloji (William Blake’in "Büyük Kızıl Ejder" tablosuna olan takıntısı) filme sanatsal ve mistik bir hava katıyor.
Empati ve Laneti: Başkalarının (özellikle canavarların) zihnine girebilmenin getirdiği psikolojik yıkım.
Dönüşüm: Dolarhyde karakteri üzerinden, travmaların insanı nasıl "başka bir şeye" dönüştürebileceği.
Akıl Oyunları: İki dahi (Graham ve Lecter) arasındaki manipülasyon dolu ilişki.
Bu hikaye aslında daha önce 1986 yılında Michael Mann tarafından Manhunter adıyla sinemaya uyarlanmıştı. Ancak 2002 yapımı bu versiyon, Anthony Hopkins'in varlığı ve modern sinematografisiyle serinin hayranları tarafından "gerçek başlangıç" olarak kabul edilir.
Toplam 1 adet

Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...