

Chief (voice)

Atari Kobayashi (voice)

King (voice)

Rex (voice)

Boss (voice)

Duke (voice)

Mayor Kobayashi (voice)

Scrap (voice)

Major Domo (voice)

Tracy Walker (voice)
Isle of Dogs, yakın geleceğin Japonya’sında, hayali Megasaki şehrinde geçen büyüleyici ve sıra dışı bir macerayı konu alıyor. Şehirdeki köpek nüfusunun "köpek gribi" salgını nedeniyle aşırı artması ve insan sağlığını tehdit etmesi üzerine, otoriter Belediye Başkanı Kobayashi acımasız bir karar alır: Tüm köpekler şehirden sürülerek "Çöp Adası"na hapsedilecektir. Bu terk edilmiş adaya ilk gönderilen köpek ise, başkanın korumalığını yapan küçük Atari’nin sadık dostu Spots olur.
Ancak 12 yaşındaki Atari, dostundan vazgeçmeye niyetli değildir. Kendi imkanlarıyla küçük bir uçağa atlayarak adaya iniş yapan Atari, burada beş kişilik bir köpek sürüsüyle karşılaşır. Şef, Rex, King, Duke ve Boss adındaki bu karakterli köpekler, Atari’ye Spots’u bulması için yardım etmeye karar verirler. Bu yolculuk sadece bir kurtarma operasyonu değil, aynı zamanda sadakat, dostluk ve otoriteye karşı başkaldırının epik bir destanına dönüşür. Bir animasyon harikası olan yapım, izleyiciyi hem güldüren hem de toplumsal alt metinleriyle düşündüren bir evrene davet ediyor.
Filmin seslendirme kadrosu, adeta bir "yıldızlar geçidi" olarak nitelendirilebilir. Köpek sürüsünün lideri ve en mesafeli üyesi olan Şef’e Bryan Cranston sesiyle hayat verirken, Edward Norton (Rex), Bill Murray (Boss), Jeff Goldblum (Duke) ve Bob Balaban (King) her bir köpeğe benzersiz bir kişilik katıyor. Özellikle Bryan Cranston'ın bir sokak köpeğinin sert ama kırılgan yapısını yansıtan performansı, filmin duygusal merkezini oluşturuyor.
İnsan karakterlerde ise Koyu Rankin, Atari’nin kararlılığını sesine başarıyla yansıtırken; Greta Gerwig, adadaki komployu çözmeye çalışan değişim öğrencisi Tracy rolünde karşımıza çıkıyor. Scarlett Johansson ise sürünün dikkatini çeken karizmatik Nutmeg karakterine sesiyle zarafet katıyor. Wes Anderson’ın gedikli oyuncularının bir araya geldiği bu kadro, karakterlerin pelüş ve silikon dokusuna adeta can veriyor.
Usta yönetmen Wes Anderson, Isle of Dogs ile stop-motion tekniğinin sınırlarını zorlayarak görsel bir şölen sunuyor. Yönetmenin imzası haline gelen simetrik çekimler, pastel renk paletleri ve titiz ayrıntılar, Japon kültürüyle birleşince ortaya eşsiz bir estetik çıkıyor. Filmin temposu, bir yandan köpeklere has komik diyaloglarla ilerlerken, diğer yandan ciddi bir siyasi hiciv barındırıyor. Alexandre Desplat’nın Japon davul (Taiko) ritimleriyle bezeli müzikleri, filmin atmosferini ve kültürel dokusunu muazzam bir şekilde tamamlıyor.
Wes Anderson sinemasının o kendine has, masalsı ama melankolik dünyasını sevenler için bu film tam bir başyapıt. Sadece çocuklara değil, yetişkinlere de hitap eden derinlikli bir hikaye arayanlar ve köpeklerle insanlar arasındaki o kopmaz bağa inananlar bu yapımı mutlaka izlemeli. Ayrıca stop-motion tekniğine ilgi duyan sinemaseverler için işçilik kalitesi açısından ders niteliğinde bir macera filmi olarak sunuyor.
Bu filmi izlemek için en önemli sebep, her karesinde hissedilen o muazzam emektir. Binlerce el yapımı kuklanın ve minyatür setin kullanıldığı film, dijital dünyada gerçek dokunma hissini izleyiciye geçirmeyi başarıyor. Köpeklerin birbirleriyle olan absürt ama bir o kadar insani diyalogları, sadakat temasının en saf halini izleme şansı sunuyor. Ayrıca Japon sinemasına ve kültürüne yapılan saygı duruşları, filmi sıradan bir animasyondan ayırıp sanatsal bir boyuta taşıyor.
Sadakat ve Dostluk: İnsan ve hayvan arasındaki o sarsılmaz ve zamansız bağ.
Otorite ve Direniş: Yolsuzluk yapan liderlere karşı küçük de olsa bir ses çıkarmanın önemi.
Yabancılaşma ve Dışlanma: Toplumun "istenmeyen" ilan ettiği grupların hayatta kalma mücadelesi.
İletişim: Farklı diller konuşulsa bile duyguların ve niyetlerin nasıl ortaklaştığı.
Wes Anderson'ın bir diğer stop-motion harikası olan Yaman Tilki (Fantastic Mr. Fox), benzer bir görsel dil ve mizah anlayışı sunuyor. Eğer köpeklerin merkezde olduğu ve duygusal bir yolculuğu anlatan yapımları seviyorsanız, bir Disney klasiği olan Oliver ve Arkadaşları veya daha modern bir perspektif sunan Frankenweenie (Tim Burton) listenizde yer alabilir.
Filmin yapımı yaklaşık iki yıl sürmüş ve çekimlerde 1000'den fazla el yapımı kukla kullanılmıştır. Filmde köpeklerin havlamaları İngilizceye çevrilmişken, Japon karakterlerin çoğu zaman tercüman olmadan Japonca konuşması, yönetmenin izleyiciyi Atari'nin dünyasına ve köpeklerin bakış açısına hapsetme tercihidir. Ayrıca her bir kukla köpeğin üzerindeki tüyler, alpaka yününden tek tek yerleştirilerek gerçekçi bir doku elde edilmiştir.
Wes Anderson, izleyicinin kendini yabancı bir kültürün içinde hissetmesini ve hikayeyi tıpkı köpekler gibi sadece jestler, mimikler ve tonlamalar üzerinden anlamasını istediği için bu yöntemi seçmiştir.
Filmin ismi "Köpekler Adası" anlamına gelir ancak İngilizce telaffuz edildiğinde (I-Love-Dogs) "Köpekleri Seviyorum" cümlesine bir gönderme yaptığı söylenmektedir.
Isle of Dogs genel izleyici kitlesine hitap etse de, barındırdığı siyasi hicivler, bazı sert sahneler ve karmaşık anlatımı nedeniyle daha çok gençlere ve yetişkinlere hitap eden bir animasyon filmi olarak değerlendirilir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...