
Film, İstanbul’un bitmek bilmeyen trafiğinin ve kalabalığının içinde, Boğaziçi Köprüsü’nde yolları dolaylı olarak kesişen üç farklı karakterin gerçek hayat hikâyelerine odaklanıyor. Köprü, bu insanlar için sadece iki yakayı bağlayan bir yol değil; her gün ekmek parası kazandıkları, umut bağladıkları ya da içinde sıkışıp kaldıkları bir mekandır.
Fikret: Köprü trafiğinde çiçek satarak geçimini sağlayan, İstanbul'un kaosu içinde tutunmaya çalışan genç bir adamdır.
Umut: Bir dolmuş şoförüdür ve her gün yüzlerce insanı köprüden geçirirken kendi hayatındaki rutin ve sıkışmışlık hissiyle mücadele eder.
Murat: Köprüde asayişi sağlayan bir polis memurudur; güvenliği sağlarken aslında şehre karşı hissettiği yabancılaşmayı iliklerine kadar yaşar.
Film, bu üç karakterin gündelik rutinlerini, özel hayatlarını ve geleceğe dair cılız ama dirençli umutlarını bir mozaik gibi birleştirir. İstanbul'un parıltılı yüzünden ziyade, köprünün beton soğukluğunu ve o yoğun trafik sesinin altındaki derin sessizliği izleyiciye hissettirir.
Filmin en dikkat çekici ve editoryal açıdan devrimsel nitelik taşıyan özelliği, karakterlerin bizzat kendileri tarafından canlandırılmasıdır. Yönetmen Aslı Özge, profesyonel oyuncular kullanmak yerine, gerçek hayatta da çiçekçi, şoför ve polis olan bu insanlara kendi hikâyelerini "oynatmıştır."
Fikret Portakal, Umut İlker ve Murat Tokgöz, kendi isimleriyle ve kendi gerçek kimlikleriyle ekrandadırlar.
Bu durum, filmin dramatik yapısına eşsiz bir doğallık ve samimiyet katar. İzleyici bir oyuncunun performansını değil, bir insanın bizzat kendi gerçeğini, kendi ellerini ve kendi bakışlarını izler. Kadrodaki bu sahicilik, filmin toplumsal gerçekçi damarını besleyen en önemli unsurdur.
Aslı Özge’nin yönettiği Köprüdekiler, Türk sinemasında belgesel estetiği ile sinematografik anlatımı harmanlayan en başarılı örneklerden biridir. 1 saat 26 dakikalık süresi boyunca film, İstanbul’u romantize etmeden, tüm çıplaklığı ve sertliğiyle karşımıza çıkarır. Köprü, filmde adeta devasa bir karakter gibidir; hem koruyucu hem de hapsedici bir metafor olarak kullanılır. Uluslararası pek çok festivalden ödülle dönen yapım, minimalist anlatımıyla izleyiciyi yormadan derin bir düşünce sarmalına sürükler.
Sıradan insanların büyük şehirdeki küçük ama onurlu mücadelelerini izlemek isteyenler, belgesel tadında kurgu filmlerden hoşlananlar ve İstanbul’u bir de "köprü üstünden" görmek isteyenler bu filmi kaçırmamalı. Eğer Zerre veya Babamın Kanatları gibi toplumsal gerçekçi yapımları seviyorsanız, Köprüdekiler size aradığınız o ham ve samimi duyguyu verecektir. Gerçek bir yaşam kesiti arayanlar için çok kaliteli bir platform filmi seçeneğidir.
Bu filmi izlemek için en büyük sebep, her gün yanından geçtiğimiz ama hikâyelerini hiç merak etmediğimiz "görünmez insanların" dünyasına giriş yapmaktır. Trafikte camınızı tı tıklatan çiçekçinin ya da bindiğiniz dolmuşun şoförünün de tıpkı sizin gibi hayalleri ve hayal kırıklıkları olduğunu hatırlatır. Filmin profesyonel olmayan oyuncularla ulaştığı o muazzam inandırıcılık seviyesi, sinemanın sadece bir "oyun" değil, bir "tanıklık" olduğunu kanıtlar niteliktedir.
Kentsel Sıkışmışlık: İstanbul gibi bir metropolde bireyin kendini var etme çabası ve hapsolmuşluk hissi.
Gerçeklik ve Kurgu: Gerçek insanların kendi hayatlarını bir film setinde yeniden yaşaması.
Sınıfsal Farklılıklar: Köprüden geçen lüks araçlar ile o araçların arasında ekmek parası kazananlar arasındaki uçurum.
Emek ve Umut: Zorlu yaşam koşullarına rağmen yarınlara dair beslenen mütevazı hayaller.
Köprüdekiler'in o doğal ve hüzünlü atmosferini sevdiyseniz, yine İstanbul sokaklarında geçen Zerre veya Pelin Esmer imzalı Oyun belgeseline göz atabilirsiniz. Ayrıca, benzer bir sosyolojik gözlem barındıran dram türündeki Men On The Bridge (filmin uluslararası adı) ile benzer bir sinema dili konuşan Ekmek Parası tarzı yapımlar ilginizi çekebilir.
Film, İstanbul Film Festivali'nde "En İyi Film", "En İyi Yönetmen" ve "En İyi Kurgu" ödüllerini kazanarak büyük ses getirmiştir.
Çekimler sırasında köprü trafiğinde gerçek zamanlı çalışılmış, bu da prodüksiyon ekibi için büyük bir lojistik zorluk yaratmıştır.
Yönetmen Aslı Özge, karakterleri seçmek için köprüde aylar süren gözlemler yapmış ve doğru insanları bulmak için yüzlerce kişiyle görüşmüştür.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...