Türk sinemasının "auteur" yönetmenlerinden Zeki Demirkubuz’un imzasını taşıyan Kor, izleyiciyi yine ahlak, sadakat ve vicdan üçgeninde sert bir yolculuğa çıkarıyor. Film, kocası Cemal’in Romanya’ya gitmesinin ardından hasta çocuğuyla tek başına kalan Emine’nin hikayesine odaklanıyor. Çaresizlik ve hayatta kalma içgüdüsü arasında sıkışan Emine’nin yolu, kocasının eski patronu Ziya ile kesişince, hikaye geri dönülemez bir yola giriyor.
Kor, sadece bir aldatma ya da dram hikayesi değil; aynı zamanda insanın kendi yalanlarıyla nasıl yaşayabildiğini sorgulayan psikolojik bir derinliğe sahip. Cemal Türkiye’ye geri döndüğünde, evdeki iyileşmiş tabloyu ve çocuklarının sağlığına kavuştuğunu görür. Ancak bu refahın arkasındaki gizemli el, karakterleri ahlaki bir çöküşün ve bitmek bilmeyen bir kıskançlığın içine sürükler. Kor filmi boyunca karakterlerin yüzleşmekten kaçtığı gerçekler, adeta birer köz gibi içten içe yanmaya devam eder.
Aslıhan Gürbüz, Caner Cindoruk ve Taner Birsel’in başrollerini paylaştığı Kor, minimal diyalogları ve güçlü atmosferiyle dikkat çekiyor. Demirkubuz’un alışılagelmiş gerçekçi tarzı, filmde her sahnede hissediliyor. Özellikle karakterlerin iç dünyasındaki fırtınaları yansıtan yakın plan çekimler, Kor anlatısını çok daha sarsıcı kılıyor. Yan rollerde karşımıza çıkan İştar Gökseven ve Çağlar Çorumlu gibi isimler ise filmin dokusuna ayrı bir renk katıyor.
Sınıfsal farkların, gururun ve bastırılmış duyguların çarpıştığı bu yapım, izleyiciye "Siz olsanız ne yapardınız?" sorusunu her an sorduruyor. Kor, sıradan bir dramın ötesine geçerek, insanın en zayıf anlarında nasıl canavarlaşabileceğini ya da nasıl her şeyi görmezden gelebileceğini ustalıkla işliyor. Eğer Türk sinemasında karakter odaklı ve düşündürücü bir başyapıt arıyorsanız, bu film tam size göre.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...