

Selim

Cihan

Nihal

Bülent

Pınar
Meral

Necati

Şükran

Kereste Ustası Arif

Polis Furkan
Selim, İstanbul’daki hayatını, işini ve eşini geride bırakarak İzmir’deki ailesinin yanına döner. Otuzlu yaşlarının ortasında, geleceğe dair hiçbir planı olmayan bu adam için her şey belirsizdir. Eski arkadaşlarıyla karşılaşması, ailesinin beklentileri ve çocukluk anıları Selim’i geçmişin hayaletleriyle yüzleşmeye zorlar. Ancak bu sırada Körfez’de meydana gelen bir kaza, tüm şehre yayılan ve herkesin hayatını felç eden dayanılmaz bir kokunun yayılmasına neden olur.
Şehir halkı birer birer kaçarken, Selim bu kokuyla ve değişen dünyayla garip bir bağ kurar. Kokunun yarattığı kaos, Selim’in içsel boşluğuyla birleşir ve İzmir sokakları gerçeküstü bir atmosfere bürünür. Film, bir felaketin ortasında durup bakmanın, gitmekle kalmak arasındaki o ince çizginin ve modern insanın amaçsızlığının izini sürüyor.
Ulaş Tuna Astepe, Selim karakterinde modern dünyanın yorgunluğunu ve tepkisizliğini büyük bir başarıyla yansıtıyor. Karakterin içsel durgunluğunu abartısız ama etkileyici bir mimik kullanımıyla seyirciye geçirmeyi biliyor. Ahmet Melih Yılmaz ise filmde Selim’in karşısına çıkan gizemli Cihan rolüyle hikâyeye tekinsiz ve bir o kadar merak uyandırıcı bir enerji katıyor.
Kadrodaki yan karakterler, tipik bir Ege ailesinin sıcaklığını ve felaket anındaki farklı tepkilerini oldukça doğal bir biçimde sergiliyor. Oyuncuların genel performansı, filmin o puslu ve "koku" dolu atmosferini destekleyen bir doğallık üzerine kurulu.
Emre Yeksan, ilk yönetmenlik denemesinde Türk sinemasında alışık olmadığımız bir "kıyamet sonrası" hissini, büyük patlamalar yerine duyusal bir rahatsızlık (koku) üzerinden kuruyor. İzmir’i bir dekor olmaktan çıkarıp yaşayan, nefes alan ve hatta "kokan" bir başrol oyuncusuna dönüştürüyor. Görüntü yönetimi, şehrin kirli beyazını ve denizden gelen o puslu hali çok iyi yakalamış.
Sıradan bir hikâyeden ziyade atmosfer odaklı yapımlardan hoşlananlar ve sanat filmi meraklıları için Körfez oldukça çekici bir tercih. Hikâyenin her soruyu cevaplamasını beklemeyen, daha çok sezgisel ve felsefi bir sinema dili arayan izleyiciler bu yapımdan keyif alacaktır.
Körfez, bir şehri ve bir karakteri kokular üzerinden anlatmaya çalışan cesur bir deneme. Modern insanın "ne yapacağını bilememe" halini İzmir’in o kendine has melankolisiyle birleştiren film, hem görsel hem de işitsel olarak farklı bir deneyim vaat ediyor. Toplumsal bir felaketin bireysel bir özgürleşmeye nasıl dönüşebileceğini görmek için izlenmelidir.
Aitsizlik: Ne İstanbul'a ne de İzmir'e tam olarak ait hissedememe hali.
Duyusal Algı: Kokunun bir şehri ve insan ilişkilerini nasıl dönüştürebileceği.
Belirsizlik: Gelecek kaygısının yarattığı atalet ve eylemsizlik.
Şehir ve Kaos: Modern yaşamın kırılganlığının bir kaza ile ortaya çıkması.
Eğer şehir atmosferinin ön planda olduğu durağan ve derinlikli hikâyeler ilginizi çekiyorsa, Nuri Bilge Ceylan’ın Uzak filmini veya şehrin tekinsizliğini işleyen Tepenin Ardı gibi yapımları izleyebilirsiniz. Ayrıca yerli dram kategorisinde farklı bir anlatım arayanlar için Anons filmi de benzer bir dokuya sahiptir.
Film, dünya prömiyerini Venedik Film Festivali’nin Eleştirmenler Haftası bölümünde yaptı. İzmir’in o meşhur körfez kokusuna dair toplumsal bir hafızayı tetikleyen yapım, çekim sürecinde şehrin pek çok farklı ve az bilinen noktasını kullanarak İzmir’in alışıldık siluetinin dışına çıktı.
Koku, filmde hem fiziksel bir felaketi hem de karakterin içsel çürümesini ve toplumsal yapının kırılganlığını temsil eden metaforik bir araçtır.
Diğerlerinin aksine Selim, kaosun içinde kendi durgunluğunu bulur. Kaosun getirdiği belirsizlik, Selim’in kendi belirsizliğiyle örtüştüğü için gitmek yerine orada kalmayı tercih eder.
Çekimler İzmir'in geniş bir alanına yayılmakla birlikte, özellikle Pasaport, Alsancak ve körfez kıyısı filmin atmosferinin merkezini oluşturur.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...