1572 yılında Fransa, Katolikler ve Protestanlar (Huguenotlar) arasındaki kanlı iç savaşla sarsılmaktadır. Barışı sağlamak amacıyla Katolik kralın kardeşi Margot, Protestan kralı Henri de Navarre ile evlendirilmeye zorlanır. Ancak bu evlilik, barış getirmekten ziyade tarihin en karanlık katliamlarından biri olan Aziz Bartalmay Yortusu Kıyımı için kurulmuş bir tuzaktır. Margot, saray entrikalarının, annesi Catherine de Medici'nin acımasız planlarının ve din savaşlarının tam ortasında kalır.
Katliamın yaşandığı kanlı gecede Margot, hayatını kurtarmak için odasına sığınan yaralı bir Protestan askeri olan La Môle'a aşık olur. Bu aşk, sarayın yozlaşmış ve ölümcül atmosferinde filizlenen tek saf duygudur. Margot, bir yandan nefret ettiği siyasi evliliğini sürdürmeye çalışırken diğer yandan sevdiği adamı ve kendi vicdanını korumak için tehlikeli bir mücadeleye girişir. Bu kült filmler arasındaki yapım, tarihin en kanlı sayfalarını tüm çıplaklığıyla ekrana taşır.
Isabelle Adjani, Margot rolünde sergilediği büyüleyici güzelliği ve hüzünlü performansıyla filmin ruhunu oluşturur. Adjani, karakterinin tutkusunu ve çaresizliğini her bakışıyla izleyiciye hissettirir. Catherine de Medici rolündeki Virna Lisi, iktidar uğruna her şeyi göze alan soğuk ve ürkütücü anne figürüyle Cannes Film Festivali'nde En İyi Kadın Oyuncu ödülünü kazanmıştır.
Daniel Auteuil, hayatta kalmaya çalışan pragmatik Henri de Navarre rolünde son derece başarılıyken, Vincent Perez, Margot’nun aşık olduğu La Môle karakterine romantik bir derinlik katar. Kadronun geri kalanı da dönemin yozlaşmış soylularını ve fanatik din adamlarını büyük bir gerçekçilikle canlandırır.
Yönetmen Patrice Chéreau, Alexandre Dumas’nın romanını sinemaya uyarlarken alışılagelmiş tarihi dramaların dışına çıkar. Film, steril bir dönem tasviri yerine; ter, kan, çamur ve şehvet dolu son derece "tenisel" ve çiğ bir atmosfer sunar. Hızlı kurgusu ve sarsıcı görsel diliyle izleyiciyi adeta 16. yüzyılın o kaotik ortamına hapseder. Film, dinin siyasi emellere nasıl alet edildiğini ve iktidarın insanı nasıl canavarlaştırdığını cesurca gözler önüne serer.
Tarihi gerçeklere dayanan, yüksek bütçeli ve edebi derinliği olan yapımlardan hoşlananlar için bu film bir başyapıttır. Avrupa sinemasının estetik gücünü ve sert anlatım tarzını seven izleyiciler bu yapımdan çok etkilenecektir. Eğer nostaljik filmler listenize sarsıcı ve akıldan çıkmayacak bir trajedi eklemek istiyorsanız, La Reine Margot doğru tercihtir.
Bu film, görkemli kostümlerin ve saray şatafatının ardındaki karanlığı, çürümüşlüğü ve vahşeti anlatmadaki başarısıyla benzerlerinden ayrılır. Isabelle Adjani’nin ikonik performansı ve filmin görsel yönetmenliği sinema tarihinin en etkileyici işlerinden biridir. İnsan doğasının en karanlık ve en yüce duygularını aynı potada eriten bu epik hikaye, her karesiyle bir sanat eseri niteliğindedir.
İktidar ve İhanet: Taht uğruna aile bağlarının ve dini değerlerin hiçe sayılması.
Dini Fanatizm: İnanç sistemlerinin kitlesel şiddet ve katliamlar için bir araç olarak kullanılması.
Yasak Aşk: Ölümün ve nefretin hüküm sürdüğü bir ortamda aşkın hayatta kalma çabası.
Kadın ve Kader: Margot’nun bir piyon olarak görüldüğü sistemde kendi kimliğini ve özgürlüğünü arayışı.
Bu filmin sunduğu karanlık dönem atmosferini ve saray entrikalarını sevdiyseniz, Elizabeth I dönemini anlatan Elizabeth (1998) filmini izleyebilirsiniz. Ayrıca yine bir Fransız klasiği olan ve benzer bir edebi güce sahip Dangerous Liaisons (Tehlikeli İlişkiler), insan ilişkilerindeki yozlaşmayı ele alan güçlü bir drama örneğidir.
Film çekildiğinde Isabelle Adjani 39 yaşındaydı ancak 20'li yaşlarındaki Margot karakterini o kadar inandırıcı canlandırdı ki bu durum büyük hayranlık uyandırdı.
Katliam sahnelerinin çekimi sırasında kullanılan gerçekçi makyajlar ve atmosfer o kadar ağırdı ki, bazı figüranların çekimler sırasında fenalık geçirdiği söylenir.
Film, Fransa'da o döneme kadar çekilmiş en pahalı yapımlardan biri olma özelliğini taşımaktadır.
Evet, film 1572 yılında gerçekleşen ve binlerce Protestanın katledildiği Aziz Bartalmay Yortusu Kıyımı (St. Bartholomew's Day Massacre) etrafında kurgulanmıştır.
Evet, Valois’lı Marguerite (Margot) ve daha sonra Fransa Kralı IV. Henri olacak olan Navarre’lı Henri tarihteki gerçek kişiliklerdir.
Film, Cannes Film Festivali’nde Jüri Ödülü ve En İyi Kadın Oyuncu ödüllerini kazanmış, ayrıca 5 dalda César Ödülü’nün sahibi olmuştur.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...