
On üç yaşına basan her genç cadı gibi, Küçük Cadı Kiki de geleneğe uyarak evinden ayrılmak ve kendi yeteneklerini sergileyeceği yeni bir şehir bulmak zorundadır. Yanına sadece sadık (ve biraz huysuz) siyah kedisi Jiji’yi alan Kiki, süpürgesiyle bulutların arasından süzülerek deniz kıyısındaki güzel bir liman kentine iniş yapar. Film, bir çocuğun yetişkinliğe adım atarken yaşadığı heyecanı ve belirsizliği muazzam bir görsellikle işliyor.
Yeni taşındığı şehirde hayatta kalmaya çalışan Küçük Cadı Kiki, en iyi bildiği işi yapmaya karar verir: Uçmak! Bir fırıncının yanında konaklamaya başlayan kahramanımız, uçma yeteneğini kullanarak bir kurye servisi kurar. Ancak bu yolculuk sadece paket taşımaktan ibaret değildir; Kiki, sorumluluk almayı, arkadaşlık kurmayı ve en önemlisi kendine güvenmeyi öğrenecektir.
Küçük Cadı Kiki, sıradan bir fantastik filmden çok daha fazlasını sunuyor. Miyazaki, "büyü" kavramını bir süper güçten ziyade bir yetenek ve bazen de bir yük olarak ele alıyor. Kahramanımız içsel bir kriz yaşayıp güçlerini kaybetme tehlikesiyle karşılaştığında, izleyiciye ilham veren asıl sihrin dışarıda değil, insanın kendi içindeki azim ve tutkuda olduğunu zarif bir dille fısıldıyor.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...