

Ponyo (voice)

Sosuke (voice)

Fujimoto (voice)

Risa (voice)

Gran Mamare (voice)

Koichi (voice)

Ponyo's Sister (voice)

Anchorman (voice)

Kayo (voice)

Young Mother (voice)
Küçük Deniz Kızı Ponyo, denizlerin derinliklerinde yaşayan ve asıl adı Brunhilde olan meraklı bir balık kızın, bir gün yüzeye çıkarak insan dünyasıyla tanışmasını konu alır. Bir cam kavanoza sıkışan Ponyo’yu, beş yaşındaki iyi kalpli Sosuke kurtarır. İkili arasında anında kopmaz bir bağ oluşur. Sosuke, bu küçük canlıya Ponyo adını verir ve onu ne pahasına olursa olsun koruyacağına söz verir. Ancak Ponyo’nun babası olan güçlü büyücü Fujimoto, kızını denizlere geri döndürmek için her şeyi yapacaktır.
Ponyo, Sosuke’ye olan sevgisi sayesinde tamamen bir insana dönüşmeyi arzular. Bu güçlü istek, kadim deniz büyülerini tetikleyerek doğanın dengesini bozar ve devasa dalgaların kasabaya çarpmasına neden olur. Sosuke ve Ponyo’nun dostluğu, sadece kendi dünyalarını değil, aynı zamanda denizin ve karanın uyumunu da kurtarabilecek tek güç haline gelir. Film, masalsı bir dille sevginin, sorumluluğun ve doğaya duyulan saygının önemini ilmek ilmek işler.
Bu yapım bir animasyon olduğu için başarısının ardında dev bir seslendirme ve animasyon kadrosu yatar. Orijinal Japonca versiyonda Sosuke'yi Hiroki Doi, Ponyo'yu ise Yuria Nara seslendirerek karaktere inanılmaz bir enerji katmışlardır. Ponyo'nun babası Fujimoto rolünde George Tokoro, otorite ve sevgi arasındaki dengeyi sesiyle harika bir şekilde yansıtır.
Uluslararası dağıtımda ise seslendirme kadrosunda Cate Blanchett, Matt Damon ve Liam Neeson gibi dünya yıldızları yer almıştır. Ancak filmin asıl "oyuncuları", Studio Ghibli sanatçılarının elinden çıkan ve her biri kendine has kişiliğe sahip olan el çizimi karakterlerdir. Ponyo’nun bir balıktan kıza dönüşme sürecindeki her mimik, animasyon sanatının zirvesini temsil eder.
Hayao Miyazaki’nin "en kişisel ve saf" işlerinden biri olarak kabul edilen film, CGI teknolojisine meydan okuyarak tamamen geleneksel el çizimleriyle üretilmiştir. Denizin hareketleri, dalgaların adeta yaşayan canlılar gibi betimlenmesi ve renk paletinin canlılığı seyirciyi büyüler. Tempo, bir çocuğun keşif heyecanına uygun olarak akar; ne çok hızlı ne de çok yavaştır. Miyazaki, karmaşık çevre sorunlarını ve insanlık hallerini, bir çocuğun anlayabileceği sadeliğe indirmeyi başarmıştır.
Her şeyden önce Studio Ghibli hayranları için bu yapım bir zorunluluktur. İçindeki çocuğu koruyan yetişkinler ve kaliteli bir aile filmi arayan ebeveynler için biçilmiş kaftandır. Doğanın gücüne ve mitolojik hikâyelere ilgi duyanlar ile görsel bir sanat şöleni izlemek isteyen animasyon tutkunları bu filme bayılacaktır.
Bu filmi izlemek, modern dünyanın karmaşasından kaçıp saf bir sevgi hikâyesine sığınmak gibidir. Andersen’in "Küçük Deniz Kızı" masalına bambaşka ve çok daha iyimser bir perspektiften bakar. Görsel detaylarındaki derinlik ve Joe Hisaishi’nin unutulmaz müzikleri, filmi sadece bir çocuk filmi olmaktan çıkarıp zamansız bir sanat eserine dönüştürür.
Doğa ve İnsan Dengesi: İnsanların denizlere verdiği zarar ve doğanın buna verdiği görkemli tepki.
Saf Sevgi ve Bağlılık: Sosuke ve Ponyo arasındaki karşılıksız ve her engeli aşan dostluk.
Değişim ve Cesaret: Kendi kimliğini bulma ve farklı bir dünyada yaşama cesareti gösterme.
Sorumluluk Bilinci: Beş yaşında bir çocuğun, başka bir canlının sorumluluğunu üstlenmesi.
Miyazaki dünyasına giriş yaptıysanız, yine doğa ve çocuk temalı Komşum Totoro mutlaka listenizde olmalı. Eğer daha epik ve fantastik bir anlatım arıyorsanız Ruhların Kaçışı ya da gökyüzünde geçen bir macera olan Gökteki Kale gibi animasyon filmleri keyfinizi ikiye katlayacaktır.
Filmin yapım sürecinde tam 170.000 adet el çizimi kullanılmıştır; bu, animasyon dünyası için inanılmaz bir emektir. Miyazaki, deniz sahnelerini tasarlarken gerçek deniz hareketlerini gözlemlemiş ve dalgaları balık sürülerine benzeterek fantastik bir dokunuş yapmıştır. Ayrıca Sosuke karakterinin, Miyazaki'nin kendi oğlu Goro'nun çocukluğundan esinlenerek yaratıldığı bilinmektedir.
Ponyo, bir büyücü baba ve deniz tanrıçası bir annenin kızı olan sihirli bir balıktır; insan kanı tadınca ve dilek dileyince insan formuna dönüşmeye başlar.
Hayır, film genel olarak neşeli ve masalsıdır; fırtına sahneleri görsel olarak görkemli olsa da korkutucu olmaktan ziyade büyüleyici bir atmosfer sunar.
Film, Hans Christian Andersen'in Küçük Deniz Kızı masalından esinlenmiş olsa da Hayao Miyazaki hikâyeyi tamamen kendine özgü, daha farklı bir sonla yeniden kurgulamıştır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...