
Dram
Kürtaj, geleneksel değerlerin ve mahalle baskısının yoğun olduğu bir dönemde, istenmeyen bir hamilelik haberiyle hayatı altüst olan bir kadının dramını anlatıyor. Film, sadece tıbbi bir operasyonun eşiğindeki bir kadını değil, aynı zamanda o dönemdeki kadının toplumdaki statüsünü, çaresizliğini ve karar verme yetisinin nasıl kısıtlandığını odağına alıyor. Başkahramanımız, içinde bulunduğu sosyal çevre ve aile yapısı nedeniyle bu durumu bir "utanç" ve "yıkım" olarak görmeye zorlanırken, kendi bedeni ve geleceği üzerinde söz sahibi olma mücadelesi verir.
Hikâye ilerledikçe, olayın sadece bireysel bir mesele olmadığı, dönemin ekonomik ve hukuki yetersizlikleriyle nasıl devasa bir toplumsal soruna dönüştüğü gözler önüne serilir. Yasakların ve tabuların gölgesinde, merdiven altı yöntemlere ve karanlık dehlizlere itilen hayatlar üzerinden sert bir sistem eleştirisi yapılır. 1981 yapımı bu yapım, izleyiciyi vicdani bir muhasebeye davet eden, trajik ve sarsıcı bir dram filmi örneğidir.
Filmin başrolünde, karakterin yaşadığı korkuyu, suçluluk duygusunu ve içsel yalnızlığı izleyiciye iliklerine kadar hissettiren oyuncu performansı yer alıyor. Oyuncunun, toplumun yargılayıcı bakışları altında ezilen ama bir yandan da hayatta kalmaya çalışan kadını canlandırırken sergilediği vakur duruş, filmin inandırıcılığını perçinliyor.
Kadrodaki diğer isimler, mahalle baskısını temsil eden komşu figürlerinden, çözüm üretmek yerine kaçmayı tercih eden erkek karakterlere kadar geniş bir toplumsal yelpazeyi yansıtıyor. Yardımcı oyuncuların sergilediği doğal ve samimi oyunculuk, filmin geçtiği atmosferin ne kadar gerçek ve can yakıcı olduğunu vurguluyor. Performanslardaki bu editoryal derinlik, filmi basit bir melodramdan çıkarıp güçlü bir sosyal belgeye dönüştürüyor.
1981 yapımı Kürtaj, Türk sinemasının en cesur ve tabuları yıkan yapımları arasında özel bir yere sahiptir. Yönetmenlik dili, konunun hassasiyetine uygun olarak gerçekçi, soğuk ve mesafeli bir duruş sergiler. Sinematografik olarak dar mekanlar ve loş ışıklar tercih edilerek, karakterin içinde bulunduğu kapana kısılmışlık hissi görselleştirilmiştir. Film, duygusal sömürüye kaçmadan, hayatın en çıplak ve acımasız gerçeğini izleyicinin yüzüne bir tokat gibi çarpmayı başarır.
Toplumsal gerçekçi sinemadan hoşlanan ve kadının toplumdaki yerini sorgulayan yapımlara ilgi duyan izleyiciler bu filmi mutlaka izlemelidir. Dönemin sosyolojik yapısını ve yasakların insan hayatı üzerindeki yıkıcı etkisini merak edenler için Kürtaj sarsıcı bir deneyim sunacaktır. Eğer karakterin iç dünyasındaki fırtınaları ve etik ikilemleri konu alan nostaljik dram filmleri ilginizi çekiyorsa, bu yapım listenizde yer almalı.
Film, bugün bile hala tartışılan "beden politikası" ve "karar hakkı" gibi evrensel temaları, bundan on yıllar önce en dürüst haliyle masaya yatırdığı için izlenmelidir. Kürtaj, bir kadının çaresizliğini değil, o çaresizliği yaratan toplumsal mekanizmaların röntgenini çeker. Benzerlerinden, konuyu bir ajitasyon unsuru olarak değil, bir insan hakları ve özgürlük meselesi olarak işlemesiyle ayrılır. Sinemanın toplumsal sorunlara ayna tutma görevini başarıyla yerine getiren nadir yapımlardan biridir.
Toplumsal Baskı ve Tabular: Çevrenin ve geleneklerin bireyin hayatı üzerindeki mutlak hakimiyeti.
Kadın Hakları ve Beden Özgürlüğü: Kendi geleceği ve bedeni hakkında karar verme mücadelesi.
Yalnızlık ve Çaresizlik: En zor anlarda bile bireyin sığınacak bir merci bulamaması.
Bu filmin sunduğu sarsıcı ve gerçekçi atmosferi sevdiyseniz, 80'li yılların diğer toplumcu dramları ilginizi çekebilir. Benzer şekilde kadın meselelerini odağına alan klasik yerli filmler veya sistem eleştirisi yapan yapımlar bu eserle benzer bir ruhsal akrabalık taşır. Özellikle Müjde Ar veya Hülya Koçyiğit'in başrolünde olduğu sosyal dramalar, Kürtaj’dan sonra izlenebilecek derinlikli alternatiflerdir.
Film, çekildiği dönemde konusu itibarıyla büyük tartışmalara yol açmış ve sansür mekanizmalarıyla mücadele etmek zorunda kalmıştır. Gerçekçi sahnelerin yaratılmasında profesyonel danışmanlıklar alınmış, o dönemin sağlık sistemindeki yetersizlikler en çıplak haliyle yansıtılmıştır. Ayrıca filmin müzikleri, konunun ağırlığını desteklemek adına minimalist ve hüzünlü bir tonda bestelenmiştir.
Film belirli bir kişiden ziyade, o dönemde binlerce kadının yaşadığı ortak bir toplumsal travmadan ve gerçek yaşam koşullarından yola çıkılarak kurgulanmıştır.
Film, içeriğindeki cesur sahneler ve toplumsal eleştiriler nedeniyle denetim kurullarında çeşitli zorluklarla karşılaşmış ancak sınırlı da olsa izleyiciyle buluşabilmiştir.
Film, yasakların ve baskıların çözümsüzlük getirdiğini, asıl meselenin bireyin haklarına saygı duymak ve toplumsal bir bilinç oluşturmak olduğunu anlatmaktadır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...