
Genç ve arayış içindeki Ruth Barron (Kate Winslet), Hindistan’a yaptığı bir gezi sırasında karizmatik bir gurunun etkisine girer ve radikal bir ruhsal değişim yaşar. Avustralya’daki ailesi, kızlarının bir tarikat tarafından "beyninin yıkandığından" korkarak onu eve geri dönmeye ikna eder.
Ailesi, Ruth’u bu inançtan vazgeçirmesi (deprogramming) için Amerikalı uzman P.J. Waters (Harvey Keitel) ile anlaşır. Çölün ortasındaki izole bir kulübede üç gün sürecek olan bu psikolojik seans, beklenmedik bir yöne sapar. Ruth, boyun eğmek yerine zekasını ve dişiliğini kullanarak Waters’ın kendi inançlarını ve erkekliğini sorgulatır. İkili arasında kimin kimi "kurtardığı" veya "yönettiği" belli olmayan, tehlikeli bir arzu ve irade savaşı başlar.
Kate Winslet (Ruth Barron): Titanic sonrası dönemde ne kadar cesur ve yetenekli olduğunu kanıtladığı bir rol. Karakterin kırılganlığı ile vahşi gücü arasındaki geçişleri muazzam yansıtıyor.
Harvey Keitel (P.J. Waters): Sert, kendine güvenen ama içten içe savunmasız bir "uzman" rolünde. Winslet ile olan karşılıklı sahnelerindeki gerilim filmin motoru konumunda.
Pam Grier: Waters’ın iş ortağı ve sevgilisi rolünde kısa ama etkili bir performans sergiliyor.
Psikolojik Düello: Film, kapalı bir alanda iki insanın birbirinin zihnini nasıl darmadağın edebileceğini gösteren harika bir "kedi-fare" oyunu sunuyor.
Jane Campion’ın Görsel Dili: Yönetmen, Hindistan’ın egzotik renkleri ile Avustralya taşrasının sert ve çıplak doğasını karakterlerin iç dünyasını yansıtmak için ustalıkla kullanıyor.
Angelo Badalamenti’nin Müzikleri: Twin Peaks’in efsanevi bestecisinin hazırladığı müzikler, filme rüyamsı, tekinsiz ve büyüleyici bir atmosfer katıyor.
Sorgulayıcı Bakış: İnanç sistemlerine, toplumsal normlara ve kadın-erkek ilişkilerindeki hiyerarşiye son derece cesur ve bazen de mizahi bir dille yaklaşıyor.
İnanç ve Özgürlük: Bir şeye körü körüne inanmak mı yoksa toplumun dayattığı "normalliğe" dönmek mi daha kısıtlayıcıdır?
Güç ve Arzu: Cinselliğin ve duygusal manipülasyonun bir silah olarak kullanılması.
Kültürel Çatışma: Batı’nın rasyonalizmi ile Doğu’nun spiritüalizmi arasındaki derin uçurum.
Film, gösterime girdiği dönemde özellikle cesur çıplaklık sahneleri ve geleneksel din/aile yapısına getirdiği sert eleştirilerle çok konuşulmuştu. Ancak günümüzde daha çok, iki dev oyuncunun (Winslet ve Keitel) oyunculuk dersi verdiği, sinematografik açıdan zengin bir karakter analizi olarak kabul ediliyor.
Toplam 1 adet

Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...