
Gerilim
The Red Suitcase, İranlı 16 yaşındaki Ariane'nin Lüksemburg havaalanına varışıyla başlar. Ariane, yanında taşıdığı parlak kırmızı valiziyle gümrükten geçerken son derece gergin ve korku doludur. Havaalanının çıkış kapısında onu bekleyen ve kendisinden yaşça çok büyük olan, hiç tanımadığı müstakbel eşinden kaçmaya çalışırken; izleyici, genç kızın kendi kaderi üzerinde kontrol sahibi olma mücadelesine tanıklık eder. Film, tek bir mekânda geçmesine rağmen, Ariane'nin her adımında artan bir gerilimle, ataerkil baskıdan ve dayatılan bir hayattan kaçışın sarsıcı bir portresini çizer.
Filmin yönetmenliğini ve senaristliğini Lüksemburg asıllı Cyrus Neshvad üstlenmektedir. Neshvad, kendi kökenlerinden ve dünyadaki kadın hakları mücadelesinden ilham alarak hazırladığı bu yapımda, minimal diyalogla maksimal bir duygusal etki yaratmayı başarır. Başrolde Ariane karakterine hayat veren Nawelle Ewad, neredeyse hiç konuşmadan sadece bakışları ve vücut diliyle korkuyu, çaresizliği ve son andaki cesareti muazzam bir derinlikle yansıtır. Yapım, 95. Akademi Ödülleri'nde En İyi Canlı Aksiyon Kısa Film dalında aday gösterilerek uluslararası alanda büyük ses getirmiştir.
The Red Suitcase, yaklaşık 18 dakikalık süresinde izleyicinin nefesini kesen ve final sahnesiyle uzun süre zihinlerden çıkmayan bir başyapıttır. Filmin temposu, bir gerilim filmi titizliğiyle kurgulanmış olup, havaalanındaki anonslar ve kalabalığın içindeki yalnızlık hissi atmosferi güçlendirir. İzleyici yorumları incelendiğinde, kırmızı valizin sadece bir eşya değil, Ariane'nin kimliğini ve taşıdığı ağır yükü temsil eden güçlü bir metafor olarak kullanılmasının çok etkileyici bulunduğu vurgulanmaktadır. Eleştirmenler, yapımı "az kelimeyle çok şey anlatan, sinematografik açıdan kusursuz bir direniş hikâyesi" olarak tanımlıyor.
Bu yapım, özellikle toplumsal sorunları işleyen, kadın hakları ve özgürlük temalı dramlardan hoşlanan izleyiciler için mutlaka izlenmesi gereken bir eserdir. Gerilimin fiziksel aksiyondan ziyade psikolojik bir derinlikte işlendiği sinema örneklerini sevenler, The Red Suitcase’in sunduğu bu dar alandaki büyük mücadeleden etkileneceklerdir. Kısa filmlerin vurucu ve öz anlatım gücünü takdir eden her sinemasever, Ariane’nin bu 18 dakikalık hayat memat meselesine tanıklık etmelidir.
Eğer bu filmin sunduğu kaçış ve sistem eleştirisi ilginizi çektiyse, yine bir havaalanında geçen ve bürokrasi ile insan hikâyesini birleştiren The Terminal (daha hafif bir tonda olsa da) veya İranlı kadınların yaşam mücadelesini işleyen Persépolis mutlaka listenizde olmalı. Benzer bir gerilim ve toplumsal baskı atmosferi için Not Without My Daughter(Kızım Olmadan Asla) veya bir kadının bağımsızlık yolculuğunu anlatan Mustang de tematik olarak yakın örneklerdir.
2022 yapımı olan film, dünya çapında pek çok festivalden ödülle dönmüştür. Yönetmen Cyrus Neshvad, filmi İran'daki "Kadın, Yaşam, Özgürlük" protestolarından önce çekmiş olsa da, yapım yayınlandığı dönemde bu hareketin sinemadaki en güçlü seslerinden biri haline gelmiştir. Kırmızı rengin filmin donuk ve gri havaalanı paletindeki hakimiyeti, Ariane’nin yaşam isteğini ve tehlikeyi aynı anda simgeleyen en önemli görsel detaydır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...