
Korku
Can, çocukluk yıllarında yaşadığı ve zihnine kazınan korkunç olayların etkisinden bir türlü kurtulamamış, gizemli ve içine kapanık bir adamdır. Yaşadığı travmaların izlerini silmek için doğup büyüdüğü köyü terk etmiş, hayatının büyük bölümünü devletin yatılı okullarında, geçmişinden fersah fersah uzakta geçirmiştir. Ancak kaçtığı sırlar, yıllar sonra hem kendi ruh sağlığını hem de eşi Ece ile olan evliliğini bir kabusa çevirir. Hayatını geri kazanmanın tek yolunun geçmişiyle yüzleşmek olduğuna inanan Can, Ece’yi de yanına alarak Zonguldak’taki ıssız köyüne doğru yola çıkar.
Köye vardıklarında onları derin bir sessizlik ve terk edilmişlik karşılar. Köyde hayatta kalan tek akrabası olan babaannesi, tuhaf bir çoban ve birkaç ürkütücü köylü dışında kimse yoktur. Köy halkının misafirperverlikten uzak ve tekinsiz tavırları, Can’ın çocukluk anılarını tetiklerken; babaannesinin sakladığı sırlar birer birer gün yüzüne çıkmaya başlar. Geçmişin laneti, Can’ın eşi Ece’nin karanlık varlıklar tarafından kaçırılmasıyla fiziksel bir tehdide dönüşür. Can, hem kendi köklerindeki habis gerçekleri keşfetmek hem de sevdiği kadını bu üç harfli varlıkların elinden kurtarmak için ölesiye bir mücadeleye girişir.
Filmin başrolünde yer alan Yalın Cengiz, geçmişin yükü altında ezilen Can karakterinin yaşadığı içsel çatışmayı ve eşini kurtarmak için büründüğü cesur tavrı başarıyla yansıtıyor. Ece rolündeki Funda Dönmez, masumiyetin dehşete dönüştüğü sahnelerde etkileyici bir performans sergileyerek filmin duygusal yükünü sırtlıyor.
Kadronun tecrübeli ismi Rıfat Kanpara ve diğer oyuncular Doruk Emek, Sinan Taşkan ile Asuman Özdemir, köyün tekinsiz atmosferini besleyen karakterlere hayat veriyorlar. Özellikle köyde yaşayan figürlerin sergilediği soğuk ve ürkütücü duruş, izleyicinin huzursuzluğunu her an canlı tutmayı başarıyor.
Yönetmen Onur Aldoğan, Lain ile psikolojik derinliği olan bir yerli korku örneği sunuyor. Erkan Çaltepe’nin kaleminden çıkan senaryo, sadece bir musallat hikâyesi anlatmakla kalmıyor, aynı zamanda "geçmişten kaçışın imkansızlığı" temasını başarıyla işliyor. Görüntü yönetmeni Cihan Tatar’ın Zonguldak’ın puslu ve nemli doğasını kullanan kadrajları, filmin atmosferini oldukça güçlendirmiş. Onur Aldoğan’ın imzasını taşıyan müzikler ise, sessizliğin içinden gelen tınılarla izleyiciyi sürekli tetikte tutan bir gerilim filmi yapısı kuruyor.
Geçmişle hesaplaşma temalı psikolojik gerilim yapımlarını ve Anadolu’nun ücra köşelerinde geçen cin hikâyelerini sevenler için Lain, kaçırılmaması gereken bir yapım. Eğer "bir yere hapsolma" ve "sevdiklerini kurtarma" motivasyonuyla ilerleyen korku filmleri ilginizi çekiyorsa, bu karanlık yolculuk sizi tatmin edecektir. Doğaüstü varlıkların yarattığı dehşeti bir gizem bulmacasıyla birleştiren hikâyeleri sevenler de listesine eklemeli.
Lain, izleyiciye bir insanın en güvenli limanı olması gereken evine ve geçmişine duyduğu yabancılaşmayı çok sert bir dille aktarıyor. Filmi benzerlerinden ayıran en önemli yön, korku unsurlarını bir "aile sırrı" trajedisiyle beslemesi. Köyün terk edilmiş hali ve karakterlerin skilleri arasındaki dengesizlik, hikâyeyi klasik musallat filmlerinden daha merak uyandırıcı bir noktaya taşıyor.
Travma ve Geçmiş: Çocuklukta yaşanan acı olayların yetişkinlik üzerindeki yıkıcı etkisi.
Aile Sırları: En yakınların bile koruma amacıyla sakladığı bilgilerin felakete yol açması.
Köy Tekinsizliği: Şehirli karakterlerin ıssız ve geleneksel bir mekânda yaşadığı dehşet.
Fedakarlık: Sevdiği kişiyi kurtarmak adına karanlık güçlerle yüzleşmeyi göze almak.
Bu filmin sunduğu atmosferik korku ve geçmişle yüzleşme temasını sevdiyseniz, ıssız bir köye dönüş hikâyesini anlatan Üç Harfliler serisi veya bir adamın köklerindeki laneti keşfettiği Siccin tarzındaki mistik filmler ilginizi çekebilir. Ayrıca kurgusuyla dikkat çeken Baskın gibi yapımlar da benzer bir tekinsizlik sunmaktadır.
Filmin çekimleri Zonguldak’ın doğal ve puslu dokusunu yansıtan köylerinde gerçekleştirilmiştir. Yönetmen Onur Aldoğan, filmin müziklerini de bizzat hazırlayarak görsel ve işitsel bir bütünlük yakalamayı hedeflemiştir. Senarist Erkan Çaltepe, hikâyeyi kurgularken Anadolu'daki gerçek anlatılardan ve yatılı okul yalnızlığından esinlenerek karakter derinliğini oluşturmuştur.
Can, çok küçük yaşta annesini ve babasını gizemli ve travmatik bir olay sonucu kaybetmiş, bu durum hayatı boyunca peşini bırakmayan bir yara haline gelmiştir.
Bu varlıklar, Can'ın geçmişiyle ve babaannesinin sakladığı kadim sırlarla bağlantılı olarak köye gelen "yabancı" ruhları kendi dünyalarına çekmek istemektedir.
Lain, fiziksel vahşetten ziyade atmosferik korku, psikolojik baskı ve doğaüstü gerilim unsurlarına ağırlık veren bir yapımdır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...