

Saroo Brierley

Lucy

John Brierley

Sue Brierley
Guddu

Mantosh Brierley

Kamla Munshi

Saroj Sood

Noor

Rama
1986 yılında, beş yaşındaki Saroo, ağabeyi Guddu ile gittiği bir tren istasyonunda uyuyakalır. Uyandığında kendini binlerce kilometre uzaklıktaki, dilini ve kültürünü bilmediği Kalküta’da bulur. Sokaklarda hayatta kalma mücadelesi veren küçük Saroo, bir dizi talihsizliğin ardından Avustralyalı bir çift olan Sue ve John Brierley tarafından evlat edinilir. Tazmanya’da sevgi dolu bir evde, tüm imkanlara sahip bir şekilde büyür.
Aradan yirmi beş yıl geçer. Saroo artık başarılı bir gençtir, ancak zihnindeki bulanık geçmiş ve Hindistan’daki annesi ile ağabeyinin özlemi onu içten içe kemirmeye başlar. Sadece hayal meyal hatırladığı görsel ipuçlarını kullanarak, o dönem yeni gelişen Google Earth üzerinden Hindistan’ın uçsuz bucaksız coğrafyasında iğneyle kuyu kazar gibi köyünü aramaya başlar. Lion, bir insanın aidiyetini bulma arzusunun ve kopan aile bağlarının mucizevi bir şekilde yeniden düğümlenmesinin destansı yolculuğudur.
Dev Patel, Saroo’nun yetişkinlik dönemindeki içsel karmaşasını, suçluluk duygusunu ve saplantılı arayışını kariyerinin en olgun performansıyla sergiliyor. Ancak filmin ilk yarısına damga vuran isim, küçük Saroo’yu canlandıran Sunny Pawar’dır; o masum bakışlarıyla izleyiciyi adeta Hindistan’ın kaotik sokaklarına hapseder.
Nicole Kidman, evlatlık bir anne olarak Sue Brierley rolünde sergilediği hassas ve derinlikli performansıyla "En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu" dalında Oscar adaylığı kazandı. Rooney Mara ise Saroo’nun kız arkadaşı Lucy rolünde, onun bu sancılı arayışındaki en büyük destekçisi olarak hikayeye duygusal bir zemin kazandırıyor.
Yönetmen Garth Davis, Saroo Brierley’nin "A Long Way Home" adlı otobiyografik kitabından uyarlanan bu yapımla, izleyiciyi duygusal bir hız trenine bindiriyor. Film, iki farklı kıta ve iki farklı hayat arasında kurduğu köprüyle bir macera filmleri dinamiği sunarken, özünde derin bir dram barındırıyor. Görüntü yönetmeni Greig Fraser’ın elinden çıkan sinematografi, Hindistan’ın tozlu yollarından Tazmanya’nın serin kıyılarına kadar her kareyi bir tabloya dönüştürüyor. Tempo, bir gerilim filmleri kadar yüksek olmasa da, Saroo’nun Google Earth başında geçirdiği sahnelerdeki merak duygusu izleyiciyi ekrana kilitliyor.
Gerçek yaşam öykülerinden beslenen, insan iradesinin ve hafızasının gücünü anlatan dokunaklı hikayeleri seven herkes bu filmi izlemeli. Eğer aile bağları, aidiyet duygusu ve "kaybolmuşluk" temaları ilginizi çekiyorsa Lion sizi kalbinizden vuracaktır. Ayrıca modern teknolojinin insan hayatını nasıl mucizevi bir şekilde değiştirebileceğine dair sarsıcı bir örnek görmek isteyenler için de eşsiz bir yapım.
Bu film, sadece bir "kayıp çocuk" hikayesi değil; aynı zamanda sevginin mesafeleri nasıl aştığının kanıtıdır. Saroo’nun annesini bulma süreci, izleyiciye sabrın ve umudun ne demek olduğunu yeniden hatırlatıyor. Filmin finalindeki gerçek görüntüler ve hikayenin isminin (Lion/Aslan) nereden geldiğinin açıklandığı o an, sinema tarihinin en etkileyici sonlarından biri olarak hafızalara kazınıyor.
Aidiyet ve Kimlik: İki farklı kültür arasında yetişen bir bireyin köklerini bulma arzusu.
Annelik ve Fedakarlık: Biyolojik ve evlat edinen annelerin evlatlarına duyduğu koşulsuz sevgi.
Teknoloji ve Umut: Google Earth gibi dijital araçların insani bir amaç uğruna kullanımı.
Kader ve Tesadüfler: Küçük bir hatanın koca bir hayatı nasıl değiştirebileceği.
Lion’ın yarattığı o derin duygusal etkiyi ve kültürel yolculuğu sevdiyseniz, Slumdog Millionaire filmini mutlaka izlemelisiniz. Ayrıca benzer bir aile arayışını ve dramatik yapıyı işleyen The Impossible veya bir bireyin kendi yolunu bulma çabasını anlatan Into the Wild gibi macera filmleri ilginizi çekebilir.
Filmin gerçek kahramanı Saroo Brierley, Google Earth kullanarak köyünü bulduğunda gerçekten de tren istasyonunda uyuduğu noktayı ve çocukluğundaki tanıdık yerleri teşhis etmeyi başarmıştır. Çekimler sırasında oyuncu Dev Patel, karakterin yaşadığı o ağır psikolojik durumu daha iyi yansıtmak için sekiz ay boyunca dış dünyadan izole olmuş ve fiziksel görünümünü değiştirmiştir. Film vizyona girdikten sonra Hindistan’daki kayıp çocuklarla ilgili farkındalık yaratmak amacıyla büyük yardım kampanyaları düzenlenmiştir.
Filmin sonunda açıklandığı üzere, Saroo aslında adını yıllarca yanlış telaffuz etmiştir. Gerçek adı "Sheru"dur ve Hintçede "Aslan" anlamına gelmektedir.
Saroo, Google Earth üzerinden tren hızı ve geçen süre hesaplamaları yaparak doğduğu bölgeyi daraltır ve sonunda uydudan çocukken hatıralarında kalan o meşhur su kulesini ve istasyonu fark ederek köyüne ulaşır.
Evet, Saroo Brierley gerçek annesi Kamala ile buluştuktan sonra ona destek olmaya devam etmiştir ve her iki ailesini de (Avustralya ve Hindistan) hayatının bir parçası olarak kabul etmektedir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...